talk to - Turco Inglés Diccionario

talk to

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "talk to" en diccionario turco inglés : 2 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
talk to v. konuşmak
You must talk to the Poles.
Polonyalılarla konuşmalısınız.

More Sentences
Phrasals
talk to v. biriyle konuşmak

Significados de "talk to" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
right to talk n. konuşma hakkı
face to face talk n. yüzyüze konuşma
face-to-face talk n. yüzyüze konuşma
talk somebody to death v. kafese almak
talk back to v. sert karşılık vermek
begin to talk v. dillenmek
start to talk v. dili çözülmek
talk to somebody v. azarlamak
start to talk v. dile gelmek
talk down to v. aşağılayarak konuşmak
talk back to v. karşı gelmek
talk to oneself v. kendi kendine konuşmak
talk face to face v. yüz yüze görüşmek
talk face to face v. yüzyüze konuşmak
talk face to face v. yüzyüze görüşmek
talk face to face with v. yüz yüze konuşmak
talk face to face v. yüz yüze konuşmak
talk someone face to face v. yüz yüze konuşmak
talk face to face v. karşılıklı konuşmak
talk to company representative v. yetkiliyle görüşmek
talk to company representative v. bir yetkiliyle görüşmek
want to talk v. konuşmak istemek
talk face to face v. karşılıklı görüşmek
talk down to v. biriyle küçümseyici bir biçimde konuşmak
begin to talk v. dile gelmek
talk to somebody on the phone v. telefonla görüşmek
not to talk without permission v. izin almadan konuşmamak
talk to someone in charge v. bir yetkiliyle görüşmek
talk to someone in charge v. yetkiliyle görüşmek
want to sit and talk in person v. oturup yüz yüze konuşmak istemek
talk to someone privately v. biriyle özel konuşmak
need someone to talk to v. birileriyle konuşmaya ihtiyacı olmak
learn to talk v. konuşmayı sökmek
talk to someone on the phone v. birisiyle telefonda konuşmak
talk to someone on the phone v. birisiyle telefonda görüşmek
talk to friends v. arkadaşlarla konuşmak
talk to parents v. ebeveynlerle konuşmak
nice to talk to adj. hoşsohbet
Phrasals
talk to (one) v. (birini) azarlamak
talk down to (one) v. (birinin) seviyesinde/seviyesine inerek konuşmak
talk back (to one) v. (birine) saygısızca cevap/karşılık vermek
talk to (one) v. (birini) paylamak
talk back (to one) v. (birine) terbiyesizce/küstahça cevap/karşılık vermek
talk down to (one) v. (birini) aşağılayarak konuşmak
talk down to (one) v. (biriyle) küçümseyici bir biçimde konuşmak
talk down to (one) v. (biriyle) yüksekten konuşmak
talk back (to one) v. (birine) sert/kaba bir şekilde karşılık vermek
talk to (one) v. (biriyle) konuşmak
talk back (to one) v. (birine) karşı gelmek
talk to (one) v. (birine) fırça çekmek
talk to (one) v. (biriyle) görüşmek
talk someone up to someone v. birisine birinden coşkuyla bahsetmek
Phrases
talk to the hand expr. külahıma anlat
talk to the hand expr. umurumda değil
talk to the hand expr. seni dinlemiyorum
Proverb
talk of the devil and he is sure to appear iyi insan lafının üstüne gelirmiş
talk of the devil and he is bound to appear iyi insan lafının üstüne gelirmiş
talk of the devil and he is sure to appear iti an çomağı hazırla
talk of the devil and he is bound to appear iti an çomağı hazırla
Colloquial
need someone to talk to v. biriyle konuşmak istemek
talk to the customers v. müşterilerle konuşmak
need someone to talk to v. konuşacak birine ihtiyaç duymak
talk to the police v. polisle konuşmak
go talk to her expr. gidip onunla konuş
too soon to talk about expr. hakkında konuşmak için çok erken
talk to me expr. konuş benimle
then we have nothing more to talk about expr. öyleyse konuşacak bir şey kalmadı
go talk to them expr. git ve onlarla konuş
talk of the devil (and he is sure to appear) expr. iyi insan lafı üzerine gelirmiş
talk of the devil (and he is sure to appear) expr. iti an çomağı hazırla
don't talk down to me expr. benimle üst perdeden konuşma
don't talk down to me expr. benimle üstten üstten konuşma
Idioms
heart-to-heart talk n. açık yürekli bir konuşma
heart-to-heart talk n. samimi konuşma
heart-to-heart talk n. candan/yürekten bir sohbet
heart-to-heart talk n. açık bir sohbet
heart-to-heart talk n. içten konuşma
talk nineteen to the dozen v. çan çan etmek
talk to someone like a dutch uncle v. sözünü esirgememek
talk nineteen to the dozen v. makine gibi konuşmak
talk ten to the dozen v. makine gibi konuşmak
talk ten to the dozen v. çan çan konuşmak
have a heart-to-heart talk v. birisiyle samimi/dostça sohbet etmek
have a heart-to-heart talk v. birine açılmak
have a heart-to-heart talk v. biriyle dertleşmek
have a heart-to-heart talk v. birine içini dökmek
talk to hear one's own voice v. devamlı konuşmak
talk to hear one's own voice v. haddinden fazla konuşmak
like to hear oneself talk v. (sadece) kendini dinlemekten hoşlanmak
talk to one's heart's content v. (dilediğince/gönlünce) konuşmak
talk twenty to the dozen v. motora bağlamak
talk twenty to the dozen v. makine gibi konuşmak
talk twenty to the dozen v. çan çan etmek
talk twenty to the dozen v. nefes almadan konuşmak
talk twenty to the dozen v. hızlı hızlı konuşmak
talk twenty to the dozen v. çenesi düşmek
talk twenty to the dozen v. aralıksız konuşmak
talk (to one) like a dutch uncle v. (birinden) sözünü esirgememek
talk to hear (the sound of) (one's) own voice v. kibirli bir şekilde konuşmak
talk to hear (the sound of) (one's) own voice v. öylesine/amaçsızca konuşmak
talk to a brick wall v. duvara konuşmak
talk to hear own voice v. kibirli bir şekilde konuşmak
talk to hear own voice v. gereksiz konuşmak
talk to hear own voice v. kendini beğenmiş bir şekilde konuşmak
talk to hear own voice v. öylesine/amaçsızca konuşmak
talk to hear (the sound of) (one's) own voice v. işe yaramaz/boş şeylerden bahsetmek
talk to hear own voice v. boş konuşmak
talk to hear (the sound of) (one's) own voice v. kendini beğenmiş bir şekilde konuşmak
talk to hear own voice v. işe yaramaz/boş şeylerden bahsetmek
talk to hear (the sound of) (one's) own voice v. boş konuşmak
talk to hear (the sound of) (one's) own voice v. gereksiz konuşmak
you're a fine one to talk! expr. diyene bak!
Speaking
well you won't talk to me v. benimle konuşmayacaksın demek
I have to talk interj. konuşmam lazım
ttyl (talk to you later) expr. sonra konuşuruz
would you like to talk? expr. konuşmak ister misin?
I don't want to talk about this matter expr. bu konuda konuşmak istemiyorum
I don't want to talk about this subject expr. bu konuda konuşmak istemiyorum
could you please talk to me expr. lütfen benimle konuşur musun
I need to talk expr. konuşmam lazım
I used to talk expr. (eskiden) konuşurdum
we need to talk expr. konuşmamız gerek
we need to talk expr. konuşmamız lazım
been good to talk to you expr. seninle konuşmak güzeldi
it's been good to talk to you expr. seninle konuşmak güzeldi
I want to talk to him alone expr. onunla yalnız konuşmak istiyorum
I want to talk to her alone expr. onunla yalnız konuşmak istiyorum
we need to talk expr. konuşmalıyız
you think we have nothing to talk about? expr. konuşacak bir şeyimiz olmadığını mı düşünüyorsun?
we don't have to talk expr. konuşmak zorunda değiliz
they don't want to talk about it expr. bu konuda konuşmak istemiyorlar
we just want to talk expr. sadece konuşmak istiyoruz
I need to talk to you expr. sizinle konuşmam gerekiyor
I need to talk to you expr. seninle konuşmalıyım
that depends on what you'd like to talk about expr. bu ne konuşmak istediğine bağlı
are you ready to talk? expr. konuşmaya hazır mısın?
can I talk to you for a sec? expr. bir saniye konuşabilir miyiz?
don't talk to me like you know him expr. onu tanıyormuş gibi konuşma
I don't want to talk about it expr. bu konuda konuşmak istemiyorum
I don't want to talk about that expr. bu konuda konuşmak istemiyorum
no one will talk to me expr. kimse benimle konuşmayacak
can I talk to you for a second? expr. sizinle biraz görüşebilir miyiz?
you're a fine one to talk! expr. söyleyene bak!
you're a fine one to talk expr. konuşana bak!
anything you want to say just talk into the mike expr. söylemek istediğin bir şey varsa mikrofona söyle
maybe you should talk to him expr. belki de onunla konuşmalısın
we need to talk expr. konuşmamız gerekiyor
I'm pleased to have a chance to talk with expr. sizinle bir konuşma şansı yakaladığım için çok mutluyum
there's something I really need to talk to you about expr. seninle gerçekten konuşmam gereken bir şey var
I don't want to talk about this anymore expr. bu konuda konuşmak istemiyorum artık