between someone - Turc Anglais Dictionnaire

between someone

Sens de "between someone" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 2 résultat(s)

Anglais Turc
Colloquial
between someone expr. birilerinin arasında
between someone expr. bir şeylerin arasında

Sens de "between someone" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 138 résultat(s)

Anglais Turc
Phrasals
oscillate between someone and someone v. iki şey arasında kalmak (karar verememek)
oscillate between someone and someone v. iki seçenek arasında kararsız kalmak
interpose someone between people v. (birini/birilerinin) arasına sokmak
split something between (someone and someone else) v. (iki kişi) arasında bölüştürmek
waver between someone and someone else v. iki kişi arasında kararsız kalmak
arbitrate between (someone and someone else) v. (biriyle diğerinin) aralarını bulmak
arbitrate between (someone and someone else) v. uzlaştırmak
arbitrate between (someone and someone else) v. barıştırmak
get between (someone or something and someone or something else) v. (bir kişi veya şeyle başka bir kişi veya şey/iki kişi veya şey) arasına girmek/sızmak
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki tarafı) uzlaştırmak
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki taraf arasındaki) anlaşmazlığı gidermek/çözmek
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki tarafı) barıştırmak
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki taraf arasındaki) sorunu gidermek/çözmek
arbitrate between (someone and someone else) v. (iki taraf arasında) anlaşma sağlamak/ara buluculuk yapmak
get between (someone or something and someone or something else) v. (bir kişi veya şeyi başka bir kişi veya şeyden/iki kişi veya şeyi birbirinden) ayırmak/uzaklaştırmak
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) usulca yürümek
step between (someone or something and someone or something else) v. (iki kişi veya şey) arasına girmek/adım atmak
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) dikkatlice yürümek
judge between (someone or something and someone or something else) v. iki zıt kişi veya şey arasında karar vermek
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) arasında yavaş yavaş yürümek
judge between (someone or something and someone or something else) v. iki zıt kişi veya şey arasında seçim yapmak
step between (someone or something) v. (iki kişi veya grup) arasındaki anlaşmazlığa karışmak
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) parmaklarının ucuna basmak
step between (someone or something) v. araya girmek
step between (someone or something) v. (iki veya daha çok kişi veya şey) adımlarını dikkatle atmak
step between (someone or something) v. (iki kişi veya şey) arasına girmek/adım atmak
step between (someone or something) v. (iki kişi veya grubu) uzlaştırmak/barıştırmak
step between (someone or something) v. (anlaşmazlık içindeki iki kişi veya gruba) müdahale etmek
step between (someone or something) v. (iki kişi veya grup) arasında ara buluculuk yapmak
step between (someone or something) v. (iki kişi veya grubun) arasını yapmak
judge between (someone or something and someone or something else) v. (iki veya birkaç şeyden/kişiden birinde) karar kılmak
judge between (someone or something) (and someone or something else) v. (iki veya bir kaç şey/kişi) arasında seçim yapmak
judge between (someone or something) (and someone or something else) v. (iki veya birkaç şeyden/kişiden birinde) karar kılmak
judge between (someone or something and someone or something else) v. (iki veya bir kaç şey/kişi) arasında seçim yapmak
judge between (someone or something and someone or something else) v. (iki veya birkaç şeyden/kişiden) birine karar vermek
judge between (someone or something) (and someone or something else) v. (iki veya birkaç şeyden/kişiden) birine karar vermek
allocate (something) between (someone or something) v. (bir şeyi birilerinin/bir şeylerin) arasında bölüştürmek
allocate (something) between (someone or something) v. (bir şeyi birilerinin/bir şeylerin) arasında paylaştırmak
allocate (something) between (someone or something) v. (bir şeyi birilerinin/bir şeylerin) arasında pay etmek
alternate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında değişimli/dönüşümlü olmak
allocate something between someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye vermek
alternate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri arasında) sırayla yapılmak
alternate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında gidip gelmek
allocate something between someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye tahsis etmek
allocate something between someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye devretmek
allocate something between someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye tahsis etmek
allocate something between someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye devretmek
allocate something between someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye vermek
alternate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri arasında) sırayla yapılmak
alternate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında değişimli/dönüşümlü olmak
alternate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında gidip gelmek
come between (someone and someone else) v. (iki kişinin) arasında olmak
come between (someone and someone else) v. (biriyle başka birinin) ilişkisine burnunu sokmak
come between (someone and someone else) v. (biriyle başka birinin) arasına girmek
come between (someone and someone else) v. (biriyle başka birinin) arasında yer almak/gelmek
come between (someone and someone else) v. (biriyle başka birinin) arasında olmak
come between (someone and someone else) v. (iki kişinin) arasına girmek
decide between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında bir karar vermek
decide between (someone or something) v. ikisinin arasından birini seçmek
decide between (someone and someone else) v. ikisinin arasından birini seçmek
decide between (someone or something) v. (iki kişi/şey) arasında bir seçim yapmak
decide between (someone or something) v. (iki kişi/şey) arasında bir karar vermek
decide between (someone and someone else) v. ikisinin arasında karar vermek
decide between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında bir seçim yapmak
decide between (someone or something) v. ikisinin arasında karar vermek
differentiate between (someone or something and someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle birini/bir şeyi) ayırt edilebilir hale getirmek
differentiate between (someone or something and someone or something else) v. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) farklı hale getirmek
differentiate between (someone or something) v. (birini/bir şeyi) ayırt etmek
differentiate between (someone or something) v. (birini/bir şeyi) ayırmak
discern between (someone or something) and (someone or something) v. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) ayırmak
differentiate between (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında fark oluşturmak
discern between (someone or something) and (someone or something) v. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) ayırt etmek
differentiate between (someone or something and someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında fark görmek
differentiate between (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında fark görmek
discern between (someone or something) and (someone or something) v. (biriyle birini/bir şeyle bir şeyi) birbirinden ayırt etmek
differentiate between (someone or something) v. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) farklı hale getirmek
differentiate between (someone or something and someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle birini/bir şeyi) ayırt etmek
differentiate between (someone or something and someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında ayrım yaratmak
differentiate between (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında ayrım yaratmak
differentiate between (someone or something and someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında fark oluşturmak
differentiate between (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle birini/bir şeyi) ayırt edilebilir hale getirmek
differentiate between (someone or something and someone or something else) v. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) ayırmak
discriminate between (someone or something) v. (birilerini/bir şeyleri) birbirinden ayırmak/ayırt etmek
discriminate between (someone or something) v. (birilerini/bir şeyleri) ayırt etmek
fluctuate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında tereddüt etmek
fluctuate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında muallakta kalmak
fluctuate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında kararsız olmak
fluctuate between (someone and someone else) v. (biriyle başka biri) arasında gidip gelmek
get between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasına girmek
get between (someone or something) v. (birilerini/bir şeyleri) ayırmak
go between (someone or something and someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle başka birinin/bir şeyin) arasına girmek/sızmak
go between (someone or something and someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle başka birinin/bir şeyin) arasından geçmek/gitmek
interpose (one, oneself, or something) between (someone or something) v. (birini/kendini/bir şeyi birilerinin/bir şeylerin) arasında konumlandırmak
interpose (one, oneself, or something) between (someone or something) v. (birini/kendini/bir şeyi birilerinin/bir şeylerin) arasına koymak
run between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasından koşarak/koşup geçmek
run between (someone or something) v. (birileri/bir şeyler) arasında gidip gelmek
run between (someone or something) v. (birileri/bir şeyler) arasında koşmak/koşturmak
run between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasından koşmak
sandwich (someone or something) between (someone or something else) v. (birini/bir şeyi birilerinin/bir şeylerin) arasına sıkıştırmak
stand between (someone or something) and (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle birinin/bir şeyin) arasına girmek
stand between (someone or something) and (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle birinin/bir şeyin) arasında durmak/yer almak
vary between (someone or something) and (someone or something else) v. kişiden kişiye, gruptan gruba değişmek/farklılık göstermek
vary between (someone or something) v. (iki veya daha fazla kişi, grup) arasında değişmek
vary between (someone or something) and (someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında değişmek
vary between (someone or something) v. kişiden kişiye, gruptan gruba değişmek/farklılık göstermek
waver between (someone or something) and (someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında gidip gelmek
waver between (someone or something) and (someone or something else) v. (biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında kararsız kalmak
wedge between (someone or something) v. (iki kişi/şey) arasına sıkıştırmak
wedge between (someone or something) v. (iki kişi/şey) arasına sıkışmak
wedge between (someone or something) v. (iki kişi/şey) arasında sıkışıp kalmak
Colloquial
between (someone or something) and (someone or something else) expr. (biri /bir şey) ile (biri/bir şey) arasında
between (someone or something) and (someone or something else) expr. (biri /bir şey) ile (biri/bir şey) arasından
Idioms
hit someone right between the eyes v. iki gözünün ortasına vurmak
hit someone between the eyes v. birini şaşırtmak
hit someone right between the eyes v. birini şaşırtmak
hit someone between the eyes v. iki gözünün ortasına vurmak
put some distance between someone and oneself v. birisiyle arasına mesafe koymak
hit someone in the eye (or between the eyes) v. çok etkilemek
hit someone in the eye (or between the eyes) v. vurulmak
hit someone in the eye (or between the eyes) v. hemen dikkatini çekmek
hit someone in the eye (or between the eyes) v. çarpılmak
hit someone in the eye (or between the eyes) v. hemen gözüne çarpmak
drive a wedge between someone and someone v. (iki kişinin) arasını açmak
drive a wedge between someone and someone v. (biriyle birinin) arasına set koymak/çekmek
drive a wedge between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasını açmak
drive a wedge between someone and someone v. (biriyle birinin) arasına bariyer koymak
drive a wedge between someone and someone v. (iki kişinin) arasına bariyer koymak
drive a wedge between someone and someone v. (biriyle birinin) arasını bozmak
drive a wedge between someone and someone v. (biriyle birinin) arasını açmak
drive a wedge between someone and someone v. (iki kişinin) arasını bozmak
drive a wedge between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasına set koymak/çekmek
drive a wedge between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasına bariyer koymak
drive a wedge between someone and someone v. (iki kişinin) arasına set koymak/çekmek
drive a wedge between (someone or something) v. (birilerinin/bir şeylerin) arasını bozmak
put some distance between someone and someone/something v. biriyle biri/bir şey arasına mesafe koymak
put some distance between (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) arasına mesafe koymak
tell the difference between (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) ayırt etmek
tell the difference between (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) arasındaki farkı fark etmek