d - Turc Anglais Dictionnaire

d

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "d" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 32 résultat(s)

Anglais Turc
General
d n. ingiliz alfabesinin dördüncü harfi
d n. d harfi
d n. d notu almış kimse
d n. (roma rakamıyla) 500
d n. yarı vasıflı veya vasıfsız işçilerden oluşan meslek grubunun üyesi
d n. d notu almış çalışma
d n. dördüncü
Computer
d n. walter bright tarafından 1999'da geliştirilmiş bir nesne yönelimli programlama dili
d abrev. cezayir'in internet alan adı
Telecom
d n. bütünleştirilmiş sayısal ağ hizmetleri d kanalı
Printing
d n. d harfini basmak için kullanılan matbaa harfi
d n. d harfini basmak için kullanılan damga
d n. d harfini basmak için kullanılan alet
Chemistry
d n. döteryumun simgesi
d pref. sağa çeviren anlamı veren ek
d pref. dekstrorotatori anlamı veren ek
d pref. sağa dönen anlamı veren ek
d pref. asimetrik ve uzamsal dizilimi sağ yönlü atomlara sahip anlamı veren ön ek
Biology
d n. d vitamini
d n. raşitizmi önleyen yağda çözünen bir vitamin
Education
d n. harf sisteminde en düşük geçer not
Linguistics
d n. d sesi
d v. (kısaca) -ed
Sport
d n. (bilardoda) şekli büyük d harfine benzeyen aparat
d n. (bilardoda) oyun başında beyaz topun vurulduğu paralel çizgi üzerine ortalanmış yarım daire
Music
d n. re notası
d n. do majör gamında ikinci ses
d n. do minör gamında dördüncü ses
d n. re notasının tonik olduğu anahtar
d n. re notasının tonik olduğu gam
d n. re sesini temsil eden nota
d n. re sesi perdesine göre akort edilmiş tel, tuş veya boru

Sens de "d" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
coups d’etat n. ihtilaller
cote d'azur n. fransız rivierası olarak da bilinen, fransa'nın güneydoğu kıyıları
hors d'oeuvre n. çerez
coeur d'alene strike n. coeur d'alene darbesi
peau d'orange n. peau d'orange
hors d'oeuvres n. çerez
turkey coup d’etat n. 12 eylül ihtilali
hors d'oeuvre n. ordövr
military coup d'état n. askeri darbe
maitre d'hotel n. şef garson
r&d management n. araştırma ve geliştirme yönetimi
d'alembert's principle n. d'alembert ilkesi
d mark n. alman markı
maitre d'hotel n. metrdotel
coup d'oeil n. göz atma
cote d'argent n. fransa'nın güneybatı kıyısında, gironde halicinden ispanya sınırına kadar uzanan kıyı şeridi
raison d'etre n. var olma nedeni
cote d'ivoire n. fildişi kıyısı
table d'hote n. tabldot
hors d'oeuvre n. meze
raison d'etre n. var olma nedeni
charge d'affaires n. işgüder
d horizon n. d horizonu
charge d'affaires n. maslahatgüzar
cote d'ivoire n. fildişi sahili
4 d n. dört boyut
palme d'or n. altın palmiye
objet d'art (fr) n. sanat eseri
cote d'ivorie n. fildişi sahili
d-day n. ikinci dünya savaşında müttefik güçlerin normandiya'ya asker çıkarması yaptığı günü
d-day n. önemli gün
affaire d'honneur n. düello
chef-d'oeuvre n. şaheser
maitre d'hotel n. baş garson
maitre d' n. baş garson
raison d'être (reason for being) n. varoluş sebebi
raison d'être (reason for being) n. varlık sebebi
raison d'être (reason for being) n. varlık nedeni
raison d'être (reason for being) n. varoluş nedeni
ballon d'essai n. tepki ölçmek için yayılan haber
chef d'oeuvre n. şaheser
coup d'etat n. hükümet darbesi
vin d'honneur [fr] n. resmi bir tören sonrası düzenlenen uzun soluklu kutlama
c q d n. s.o.s 'ten önce kullanılan acil yardım kodu
a is to b as c is to d n. analojik ilişki kuran kalıp
a is to b as c is to d n. c ile d'nin ilişkisi, a ile b'nin ilişkisi gibi
affaire d'amour n. aşıktaşlık
affaire d'amour n. aşk ilişkisi
affaire d'amour n. gönül ilişkisi
affaire d'amour n. aşk meşk
affaire d'amour n. korte
affaire d'amour n. aşk macerası
mauvais quart d'heure [france] n. kötü şeylerin gerçekleşebileceği kısa zaman dilimi
d'orsay pump n. ön kısmı yarım ay kesimli olan bir topuklu ayakkabı modeli
d'orsay n. d'orsay topuklu ayakkabı
d'orsay pump n. d'orsay topuklu ayakkabı
d'orsay n. ön kısmı yarım ay kesimli olan bir topuklu ayakkabı modeli
concours d'élégance n. konkurs dölegans
concours d'élégance n. taşıtların dış görünüşlerine göre değerlendirilip birinciye ödül verildiği geçit
d-to-p assets required on d-day n. (abd ordusunda) savaş zamanı gereksinimlerine ilişkin bir tür şartname
d-to-p concept n. (abd ordusunda) çatışma zamanında gerekli malzemelere ilişkin bir tür lojistik planlama konsepti
d-to-p materiel readiness gross requirement n. (abd ordusunda) savaş zamanı gereksinimlerine ilişkin bir tür şartname
d-day materiel readiness gross capability n. planlı saldırının başlangıç gününde malzeme hazırlığı için gayrisafi imkan ve kabiliyet
point d'appui n. destek
point d'appui n. dayanak
fine how-d’ye-do n. tuhaf durum
fine how-d’ye-do n. boktan vaziyet
fine how-d’ye-do n. acayiplik
fine how-d’ye-do n. saçma sapan olay
3-d adj. üçboyutlu
three-d adj. üçboyutlu
without wishing to boast i'd like to say that adv. ayıptır söylemesi
if you'd like to adv. şayet isterseniz
he'd expr. (kısaca) he would
he'd expr. (kısaca) he had
it'd expr. (kısaca) it had
it'd expr. (kısaca) it would
Phrases
tour d'horizon [french] n. kısa fakat kapsamlı özet
tour d'horizon [french] n. genel inceleme
I'd like to point out that expr. belirtmek isterim ki
I'd like to state that expr. belirtmek isterim ki
I'd like to take this opportunity to thank all of you expr. bu vesileyle hepinize teşekkür ederim
If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr. geleceğini bilseydim bir kek yapardım
If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr. ne güzel sürpriz anlamında, beklenmedik birinin gelişiyle duyulan heyecanı anlatan bir söz
If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr. geleceğini bilseydim börekler açardım sana
battle ends and down goes charles' father (b, e, a, d, g, c and f) expr. (b, e, a, d, g, c ve f) hatırlatması için kullanılan uydurma bir hatırlatma cümlesi
Proverb
If ifs and ands were pots and pans there'd be no work for tinkers' hands hayat keşkelerle (eğerlerle) geçmez
If ifs and ands were pots and pans there'd be no work for tinkers' hands ninemin sakalı olsaydı dedem olurdu
I'd rather face a firing squad than do this bunu yapacağıma kurşuna dizilmeyi tercih ederim
you'd complain if you were hung with a new rope sürekli/her şeyde şikayet edebilecek bir şey buluyorsun
you'd complain if you were hung with a new rope her şeyden şikayet ediyorsun
you'd complain if you were hung with a new rope şikayet etmediğin şey yok
Colloquial
big-d n. dallas'ın takma adı
big d n. dallas'ın takma adı
big d n. dallas
big-d n. dallas
d [us] n. defans takımı
d [us] n. savunma
d [us] n. defansif oyun
d [us] n. defans yeteneği
d [us] n. savunma takımı
get po'd v. hayıflanmak
get po'd v. sinirlenmek
get po'd v. öfkelenmek
get po'd v. canı sıkılmak
get po'd v. bozulmak
get po'd v. şaşkına dönmek
get po'd v. düş kırıklığına uğramak
get po'd v. kırılmak
get po'd v. üzülmek
x'd out adj. üstü çizilip bir şeyden çıkarılmış
x'd out adj. üstü çizilip elenmiş
x'd out adj. üstüne çarpı atılmış
x'd out adj. üstüne çarpı atılıp bir şeyden çıkarılmış
x'd out adj. üstüne çarpı atılıp elenmiş
x'd out adj. üstü çizilmiş
x'd out adj. elenmiş
pee’d off adj. çok sinirli/sinirlenmiş
for two pins I'd expr. elime geçse
for two pins i'd expr. elimde olsa
we'd like to see you anytime/again expr. yine bekleriz
you’d better start thinking about it expr. düşünmeye başlasan iyi olur
where'd you get the questions from? expr. soruları nereden buldun?
why'd he leave? expr. neden ayrıldı?
where'd you get this music? expr. bu müziği nereden buldun?
why'd you call so early? expr. böyle erkenden aramanın nedeni ne?
who'd have thought? expr. kimin aklına gelirdi ki?
we'd better be going on expr. artık gitsek iyi olur
I’d stake my life expr. kalıbımı basarım
(I'd be) happy to (do something) expr. (bir şeyi) memnuniyetle/seve seve (yapmak)
(I'd be) happy to (do something) expr. (bir şeyi yapmak) istemek
(I'd be) happy to (do something) expr. (bir şeyi yapmaktan) memnuniyet/mutluluk duymak
I could tell you, but then I'd have to kill you expr. (şaka yollu) söylerim/söylerdim ama sonra seni öldürmem gerekir
I could tell you, but then I'd have to kill you expr. (şaka yollu) söylerim/söylerdim ama sonra seni öldürmem gerek
I could tell you, but then I'd have to kill you expr. söyleyemem, yoksa seni öldürmem gerekir
I could tell you but then I’d have to kill you expr. söyleyemem, yoksa seni öldürmem gerekir
I could tell you but then I’d have to kill you expr. (şaka yollu) söylerim/söylerdim ama sonra seni öldürmem gerekir
I could tell you but then I’d have to kill you expr. (şaka yollu) söylerim/söylerdim ama sonra seni öldürmem gerek
I'd (just) as soon (as) do something expr. en iyisi (bir şeyi yapmam) olmak
how-d'ye-do expr. ne var ne yok
how-d'ye-do expr. çok güzel (valla)
how-d'ye-do expr. n'aber
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şey yapmayı) tercih ederim
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şey) yerine (başka bir şey yapmayı) tercih ederim
how-d'ye-do expr. (oh) ne iyi
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şey yapmayı) yeğlerim
how-d'ye-do expr. ne güzel (valla)
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şey yapmaktansa başka bir şey yapmayı) tercih ederim
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şeyi yapmam) daha iyi olmak
I'd (just) as soon (as) do something expr. (bir şeyi yapsam) daha iyi olmak