interceding - Turc Anglais Dictionnaire

interceding

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

interceding — Definition

Signification:
araya girmek, aracılık etmek
Prononciation (IPA):
(AmE /ˌɪntərˈsiːd/ – BrE /ˌɪntəˈsiːd/)
Partie du discours:
Fiil: intercede (intercedes – interceded – interceding)
Synonymes:
mediate, intervene
Antonymes:
provoke, exacerbate

Sens de "interceding" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 6 résultat(s)

Anglais Turc
General
intercede v. aracılık etmek
Several religious leaders have interceded with the authorities for the priest who committed the crime.
Birçok dini lider, suçu işleyen rahip adına yetkililer nezdinde aracılık etmiştir.

More Sentences
intercede v. şefaat etmek
I was given the power to intercede.
Bana şefaat etme yetkisi verildi.

More Sentences
intercede v. araya girmek
intercede v. yalvarmak
intercede v. rica etmek
intercede v. devreye girmek

Sens de "interceding" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 14 résultat(s)

Anglais Turc
General
intercede with v. aynı anda söze başlamak
intercede with v. aynı anda söze karışmak
Phrasals
intercede (for someone) (with someone or something) v. (biriyle biri/bir şey) arasında aracılık yapmak
intercede (for someone) (with someone or something) v. (biri için birinden/bir şeyden) ricada bulunmak
intercede with (someone or something) v. biriyle/bir şeyle (biri/bir şey) arasında aracılık yapmak
intercede for (someone or something) v. (biri/bir şey) adına devreye girmek
intercede with (someone or something) v. biri/bir şey adına (biriyle/bir şeyle) görüşmek
intercede with (someone or something) v. biri adına (birinden/bir şeyden) ricada bulunmak
intercede (for someone) (with someone or something) v. (biri adına birinin/bir şeyin) karşısına çıkmak
intercede with (someone or something) v. biri/bir şey adına (birinin/bir şeyin) karşısına çıkmak
intercede for (someone or something) v. (biri/bir şey) için aracılık etmek
intercede (for someone) (with someone or something) v. (birini biri/bir şey) karşısında müdafaa etmek
intercede for (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) adına araya girmek
intercede (for someone) (with someone or something) v. (biri için biriyle/bir şeyle) görüşmek