pockets - Turc Anglais Dictionnaire

pockets

Sens de "pockets" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 3 résultat(s)

Anglais Turc
General
pockets n. cepler
When we do that, we are cramming poor people's money directly into the pockets of the Mafia.
Bunu yaptığımızda, yoksul insanların parasını doğrudan mafyanın cebine aktarmış oluruz.

More Sentences
pockets n. keseler
pockets n. torbalar

Sens de "pockets" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 52 résultat(s)

Anglais Turc
General
line one's pockets v. yolunu bulmak
fill one's pockets v. cebini doldurmak
put one's hands into one's pockets v. ellerini cebine sokmak
put one's hands into one's pockets v. ellerini ceplerine sokmak
Phrases
last pockets of resistance expr. direnişin son kırıntıları
Proverb
shrouds have no pockets kefenin cebi yok
Colloquial
empty your pockets expr. ceplerini boşalt
empty your pockets expr. ceplerinizi boşaltın
Idioms
small pockets of unrest n. küçük çapta ayaklanmalar/huzursuzluklar
deep pockets n. para babası
deep pockets n. dünya kadar para
deep pockets n. zengin kimse
deep pockets n. cebi dolu kimse
deep pockets n. çuvalla para
deep pockets n. çok para
deep pockets n. paralı kimse
have short arms and deep pockets v. günahını koklatmamak
live in each other's pockets v. içtikleri su ayrı gitmemek
line one's own pockets v. cebini doldurmak
line one's own pockets v. dürüst olmayan yollarla para kazanmak
line one's own pockets v. (dürüst olmayan yollardan) kendi cebini doldurmak
line one's pockets v. (dürüst olmayan yollardan) kendi cebini doldurmak
dig deep into one's pockets v. cebinden çuvalla/dünya kadar para harcamak
have deep pockets v. çok parası olmak
line one's own pockets v. kendi cebini doldurmak
live in each other's pockets v. etle tırnak gibi olmak
live in each other's pockets [uk] v. yapışık ikizler gibi yaşamak
be in each other's pockets [uk] v. yapışık ikizler gibi yaşamak
be in each other's pockets [uk] v. içtikleri su ayrı gitmemek
be in each other's pockets [uk] v. etle tırnak gibi olmak
live in each other's pockets [uk] v. içtikleri su ayrı gitmemek
live in each other's pockets [uk] v. etle tırnak gibi olmak
line pockets v. kendi ceplerini doldurmak
line one's own pockets v. kendinin ceplerini doldurmak
line pockets v. yolunu bulmak
line pockets v. ceplerini doldurmak
line one's own pockets v. dürüst olmayan yollarla para kazanmak
line pockets v. dürüst olmayan yollarla para kazanmak
the poor have empty pockets but full hearts expr. zenginin cebi fakirin gönlü zengin olur
in each other's pockets expr. müşterek
in each other's pockets expr. yakınlık içinde
in each other's pockets expr. karşılıklı güven içerisinde
Speaking
is there anything else in your pockets expr. ceplerinde başka bir şey var mı?
do you have anything in your pockets? expr. ceplerinde bir şey var mı?
keep your hands in your pockets expr. ellerin ceplerinde kalsın
Trade/Economic
suit all pockets v. her keseye uygun olmak
Law
pick pockets v. yankesicilik yapmak
Technical
air pockets n. hava cepleri
Gastronomy
savoury pastry pockets with cheese n. muska böreği
Geology
gas pockets n. gaz cepleri
Slang
kids in parents' pockets eroding retirement savings (kippers) n. evden gitme çağına gelmiş olmasına rağmen evden gitmeyen çocuklar
break someone's pockets v. pahalıya mal olmak