princess - Turc Anglais Dictionnaire

princess

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

princess — Definition

Signification:
prenses, kraliyet üyesi
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈprɪnsɛs/ – BrE /ˈprɪnsɛs/)
Partie du discours:
İsim: princess (princesses)
Synonymes:
royal daughter
Antonymes:
commoner

Sens de "princess" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 14 résultat(s)

Anglais Turc
General
princess n. prenses
The princess will one day rule the realm.
Prenses bir gün krallığı yönetecek.

More Sentences
princess n. kral kızı
A king's daughter is a princess.
Kralın kızı bir prensestir.

More Sentences
princess n. kralın kız torunu
princess n. seçkin kadın
princess n. kadınla özdeştirilen şey
princess n. temsil için seçilen dikkat çekici kadın
princess n. genç kız
princess n. çocuk oyunlarında kullanılan renkli kristal mermer
princess n. tarot destesinde bir kart
princess n. (hanım) sultan
princess adj. prenses modeli elbise
princess adj. kuşkonmaz garnitürü, enginar göbeği ve trüf mantarı ile servis edilen bir yemek
princess N. kraliyet üyesi
Textile
princess n. beli ince, etekleri geniş ve uzun kadın elbisesi

Sens de "princess" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 35 résultat(s)

Anglais Turc
General
crown princess n. prenses
ice princess n. yapma bebek
beautiful princess n. güzel prenses
sleeping princess n. uyuyan prenses
warrior princess n. savaşçı prenses
princess cut n. prenses kesim (pırlanta)
crown princess n. veliahtın karısı
crown princess n. veliaht prenses
lost princess n. kayıp prenses
princess (it) v. prenses olmak
princess (it) v. prenses gibi davranmak
Phrases
welcome princess expr. hoş geldin prenses
once upon a time there was a prince who wanted to marry a princess expr. bir varmış bir yokmuş bir zamanlar bir prensesle evlenmek isteyen bir prens varmış
once upon a time there was a prince who wanted to marry a princess expr. bir zamanlar bir prensesle evlenmek isteyen bir prens varmış
Idioms
prince (or princess) of the blood n. doğrudan kralın soyundan gelen prens (ya da prenses)
prince (or princess) of the blood n. meşru prens (ya da prenses)
prince (or princess) of the blood n. kan bağıyla prens (ya da prenses)
feel like a princess v. prenses gibi hissetmek
Politics
princess royal n. hükümdarın en büyük kızına verilen unvan
princess royal n. ingiliz kraliyetinin en büyük kızı
Textile
princess seam n. prenses dikişi
princess line n. beli ince, etekleri geniş ve uzun kadın elbisesi
princess line n. prenses modeli elbise
princess dress n. beli ince, etekleri geniş ve uzun kadın elbisesi
princess dress n. prenses modeli elbise
Botanic
princess pine n. bir tür kurtayağı
princess feather n. güneydoğu asya ve avustralya'ya özgü olup kuzey amerika'da da yetiştirilen geniş yumurta biçimli yaprakları ve kızıl çiçekleri olan tek yıllık bir bitki
princess tree n. tüylü pavlonya
princess pine n. banks çamı
princess pine n. kelebek otu
princess tree n. pavlonya ağacı
Literature
a little princess n. küçük prenses
Slang
jewish american princess n. materyalist ve nevrotik olarak tasvir edilen ameri̇kalı yahudi kadın prototipi
princess [us] n. kaprisli kadın
jap. (jewish american princess) abrev. materyalist ve nevrotik olarak tasvir edilen ameri̇kalı yahudi kadın prototipi