sanction - Turc Anglais Dictionnaire

sanction

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

sanction — Definition

Signification:
yaptırım, resmî onay
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈsæŋkʃən/ – BrE /ˈsæŋkʃən/)
Partie du discours:
İsim: sanction (sanctions); Fiil: sanction (sanctions – sanctioned – sanctioning)
Synonymes:
approval, penalty
Antonymes:
prohibition

Sens de "sanction" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 34 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
sanction n. yaptırım
They have an effective sanction against the hunting of wild animals.
Vahşi hayvanların avlanmasına karşı etkili bir yaptırım uyguluyorlar.

More Sentences
sanction n. müeyyide
sanction n. onaylama
General
sanction n. tasdik
These improvements will require the sanction of the board.
Bu iyileştirmeler için kurulun tasdiki gerekecektir.

More Sentences
sanction n. onay
It is necessary to obtain the sanction of the authorities to enter this building.
Bu binaya girmek için yetkililerin onayını almak gereklidir.

More Sentences
sanction v. tasdik etmek
Our idea wasn't sanctioned by the committee.
Fikrimiz komite tarafından tasdik edilmedi.

More Sentences
sanction v. onaylamak
We must not therefore sanction this type of political approach.
Dolayısıyla bu tür bir siyasi yaklaşımı onaylamamalıyız.

More Sentences
Trade/Economic
sanction n. onay
It is necessary to obtain the sanction of the authorities to enter this building.
Bu binaya girmek için yetkililerin onayını almak gereklidir.

More Sentences
sanction n. yaptırım
They have an effective sanction against the hunting of wild animals.
Vahşi hayvanların avlanmasına karşı etkili bir yaptırım uyguluyorlar.

More Sentences
Law
sanction n. yaptırım
They have an effective sanction against the hunting of wild animals.
Vahşi hayvanların avlanmasına karşı etkili bir yaptırım uyguluyorlar.

More Sentences
sanction n. yaptırım
They have an effective sanction against the hunting of wild animals.
Vahşi hayvanların avlanmasına karşı etkili bir yaptırım uyguluyorlar.

More Sentences
Politics
sanction n. yaptırım
They have an effective sanction against the hunting of wild animals.
Vahşi hayvanların avlanmasına karşı etkili bir yaptırım uyguluyorlar.

More Sentences
Psychology
sanction n. yaptırım
They have an effective sanction against the hunting of wild animals.
Vahşi hayvanların avlanmasına karşı etkili bir yaptırım uyguluyorlar.

More Sentences
Linguistics
sanction n. yaptırım
They have an effective sanction against the hunting of wild animals.
Vahşi hayvanların avlanmasına karşı etkili bir yaptırım uyguluyorlar.

More Sentences
General
sanction n. izin
sanction n. izin verme
sanction n. müsaade
sanction n. teyit
sanction n. hukuku ihlal nedeniyle verilen ceza
sanction n. uygun görme
sanction n. müeyyide
sanction n. kabul
sanction n. onaylama
sanction v. uymayana yaptırım uygulamak
sanction v. müeyyide uygulamak
sanction v. cezasını vermek
sanction v. müeyyidesini belirlemek
sanction v. ihlalini yaptırımla önlemek
sanction N. resmî onay
Trade/Economic
sanction n. müeyyide
Law
sanction n. müeyyide
Military
sanction n. müeyyide
sanction n. resmi onay
sanction n. resmi izin

Sens de "sanction" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 47 résultat(s)

Anglais Turc
General
negative sanction n. olumsuz yaptırım
social sanction n. toplumsal yaptırım
administrative sanction n. idari yaptırım
severe sanction n. ağır yaptırım
legal sanction n. hukuki yaptırım
legal sanction n. yasal yaptırım
sanction [obsolete] n. yemin
sanction [obsolete] n. dinsel anlaşma
sanction [obsolete] n. kutsal anlaşma
sanction [obsolete] n. ant
apply sanction v. yaptırım uygulamak
impose sanction v. yaptırım uygulamak
impose sanction v. müeyyide uygulamak
have sanction on v. yaptırımı olmak
impose sanction v. yaptırıma bağlamak
lead to a sanction v. yaptırıma yol açmak
with your sanction adv. müsaadenizle
Trade/Economic
sanction public authority n. yaptırım yetkili kuruluş
financial sanction n. mali yaptırım
trade sanction n. ticari yaptırım
economic sanction n. ekonomik yaptırım
Law
penal sanction n. cezai yaptırım
criminal sanction n. cezai yaptırım
sanction power n. yaptırım gücü
power of sanction n. yaptırım gücü
civil sanction n. medeni müeyyide
criminal sanction n. cezai müeyyide
smart sanction n. ülke faaliyetlerinin veya ekonomisinin sadece belirli bir alanına yönelik yaptırım
face sanction v. müeyyideyle karşılaşmak
lift the sanction v. yaptırımı kaldırmak
Politics
economic sanction n. ekonomik yaptırım
administrative sanction n. idari yaptırım cezası
state sanction n. devlet yaptırımı
legal sanction n. yasal yaptırım
sanction decision n. yaptırım kararı
military sanction n. askeri yaptırım
pragmatic sanction n. bizans imparatorluğu'nun kamu işleriyle ilgili talebine yanıt verilen imparatorluk anayasası
pragmatic sanction n. devlet başkanı tarafından çıkarılan temel kanun hükmünde kararname
impose sanction v. yaptırım uygulamak
have a sanction against v. yaptırımı olmak
Telecom
penal sanction n. cezai yaptırım
administrative sanction n. idari yaptırım
Psychology
informal sanction n. gayri resmi onay
History
sanction mark n. (19. yüzyıl fransız mobilyalarının üzerinde) parisli abanoz loncasının kalite standartlarına uygundur işareti
pragmatic sanction n. maria theresa'nın egemenliğini miras aldığı imparatorluk kararnamesi
pragmatic sanction n. papalığın güç ve ayrıcalıklarını sınırlayan hükümdarlık kararnamesi
Military
sanction enforcement and maritime intercept operations n. sınırdan giriş çıkışı engellemek için zorlayıcı tedbirler kullanılması