appetite - Türkçe İngilizce Sözlük

appetite

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

appetite — Definition

Anlamı ve Tanımı:
iştah, arzu
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈæpɪtaɪt/ – BrE /ˈæpɪtaɪt/)
Terim Türü:
İsim: appetite (appetites)
Yemek yeme isteğini; mecazi olarak güçlü isteği/arzuyu ifade eden kelimedir. Latince appetitus (“arzu, yönelim”) kökünden günümüze ulaşır ve “appetite for risk/knowledge” gibi modern metaforlarla genişler.
Eş Anlamlılar:
hunger, craving, desire
Zıt Anlamlılar:
aversion, disinterest, satiety

"appetite" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
appetite i. iştah
He looks like a person with a large appetite.
İştahı çok açık birine benziyor.

More Sentences
Genel
appetite i. iştah
He looks like a person with a large appetite.
İştahı çok açık birine benziyor.

More Sentences
appetite i. heves
I have an appetite for learning the English language.
İngilizce öğrenmek konusunda içimde bir heves var.

More Sentences
Mutfak
appetite i. iştah
He looks like a person with a large appetite.
İştahı çok açık birine benziyor.

More Sentences
Genel
appetite i. şehvet
appetite i. arzu
appetite i. istek
appetite i. hırs

"appetite" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 81 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lack of appetite for sex i. cinsel isteksizlik
loss of appetite i. iştahsızlık
loss of appetite i. iştah kaybı
poor appetite i. iştah kaybı
diminishing appetite i. iştah kaybı
poor appetite i. iştah azalması
diminishing appetite i. iştah azalması
loss of appetite i. iştah azalması
sexual appetite i. cinsel iştah
absence of sexual appetite i. cinsel isteksizlik
absence of sexual appetite i. cinsel soğukluk
the appetite for democracy i. demokrasi arzusu
the appetite for democracy i. demokrasi isteği
absence of appetite i. iştahsızlık
lack of appetite i. iştahsızlık
healthy appetite i. sağlıklı iştah
lose one's appetite f. boğazına dizilmek
whet someone's appetite f. birinin iştahını açmak
arouse somebody's appetite f. imrendirmek
whet one's appetite f. iştahını açmak
lose one's appetite f. iştahı kesilmek
arouse one's appetite f. ağzına bir parmak bal çalmak
lose one's appetite f. iştahı kaçmak
increase one's appetite f. iştahını açmak
lose one's appetite f. iştahı kapanmak
give an edge to one's appetite f. iştahını açmak
whet someone's appetite f. iştahını kabartmak
have an appetite for success f. başarıya aç olmak
increase one's appetite f. iştahını artırmak
whet appetite f. iştah kabartmak
spoil one's appetite f. iştahını kapatmak
with great appetite zf. aç kurt gibi
good appetite ünl. afiyet olsun
Atasözü
appetite comes with eating iştah yedikçe açılır
Konuşma Dili
work up an appetite f. acıkmak
develop an appetite f. acıkmak
Deyim
whet someone's appetite f. ağzını sulandırmak
whet someone's appetite f. isteğini kabartmak
work up an appetite f. iştahı açılmak
work up an appetite f. karnını acıktırmak
work up an appetite f. iştah açmak
get up an appetite f. (özellikle bir şeyler yaptıktan sonra) iştahı açılmak
have an appetite for something f. bir şeye aç olmak
have a hearty appetite f. boğazına düşkün olmak
have a hearty appetite f. yemeğe düşkün olmak
have a hearty appetite f. midesine düşkün olmak
whet somebody's appetite f. birinin iştahını kabartmak
whet somebody's appetite f. birinin isteğini kabartmak
whet somebody's appetite f. birinin iştahını açmak
whet somebody's appetite f. birinin ilgisini uyandırmak
whet somebody's appetite f. birinin ağzını sulandırmak
have an appetite for f. -e aç olmak
lose appetite f. iştahı kesilmek
lose appetite f. iştahı kaçmak
lose appetite f. boğazına dizilmek
lose appetite f. iştahı kapanmak
Konuşma
have a good appetite! ünl. afiyet olsun!
bon appetite! ünl. afiyet olsun!
bon appetite expr. afiyet olsun
she/he has no appetite expr. iştahı yok
Ticaret/Ekonomi
risk appetite i. risk iştahı
Siyasal
risk appetite i. risk iştahı
Medikal
appetite disorders i. iştah bozuklukları
appetite suppressants i. iştah bastırıcılar
increased appetite i. iştah artışı
child with poor appetite i. iştahsız çocuk
canine appetite i. doymazlık
canine appetite i. yeme-çıkarma bağımlılığı
depraved appetite i. toprak yeme
depraved appetite i. jeofaji
depraved appetite i. (tebeşir, kül, kemik) anormal şeyleri aşerme
depraved appetite i. pika sendromu
depraved appetite i. anormal şeyler yeme
appetite-suppressant s. iştah bastırıcı
appetite-suppressant s. iştah kesici
with poor appetite s. iştahsız
appetite-stimulating s. iştah açıcı
appetite-stimulant s. iştah açıcı
appetite-stimulant s. iştah açan
appetite-stimulating s. iştah açan
Eczacılık
appetite suppressant i. iştah kesici ilaç