be at something - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

be at something

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"be at something" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be at something f. meşgul olmak
be at something f. başında olmak

"be at something" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 148 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be at the bottom of something f. başının altından çıkmak
be furious with somebody at something f. öfkelenmek
be a dab hand at something f. erbabı olmak
be a dab hand at something f. uzmanı olmak
be vexed at something f. bir şeye canı sıkılmak
be alarmed at something f. endişeye kapılmak
be an old hand at something f. (bir işin) kurdu olmak
be good at something f. bir şeyde iyi olmak
be bad at something f. bir şeyde kötü olmak
be poor at something f. ...i zayıf olmak
be poor at something f. ....i yeterli olmamak
be gifted at something f. bir şeyde doğuştan yetenekli olmak
be poor at something f. içeriği yeterli olamamak
be excellent at something f. bir şeyde harika olmak
be brilliant at something f. bir şeyde harika olmak
be disappointed at someone or something f. biri/bir şey karşısında hayal kırıklığına uğramak
be disappointed at someone or something f. birine/bir şeye kırılmak
be disappointed at someone or something f. biri/bir şey karşısında hüsrana uğramak
be disappointed at someone or something f. birine/bir şeye bozulmak
Colloquial
be at (someone, something or somewhere) f. (birinde/bir şeyde/bir yerde) olmak
be at (someone, something or somewhere) f. (birinde/bir şeyde/bir yerde) bulunmak
be at (something) f. (belli bir saatte) olmak
be at (something) f. (belli bir zamanda) olmak
be at (something) f. (bir şey) üzerinde çalışıyor olmak
be at (something) f. (bir şey) üzerinde yoğunlaşmış olmak
be at (something) f. (bir şey) üzerinde azimle çalışıyor olmak
be at (something) f. (bir şey) üzerinde ısrarla çalışıyor olmak
be at (something) f. (bir şey) üzerinde bıkmadan usanmadan çalışıyor olmak
be in at something f. bir şeye karışmış olmak
be in at something f. bir şeyle alakası olmak
be in at something f. bir şeyde yer almak
be in at something f. bir şeyde bulunmak
be in at something f. bir şeyde olmak
be in at something f. bir şey olurken orada olmak
be in at something f. bir şeye tanıklık etmek
be in at something f. bir şeye şahit olmak
be at (someone or something) f. (birinde/bir şeyde) olmak
be at (someone or something) f. (birinde/bir şeyde) bulunmak
be on at somebody (to do something) f. (bir şey yapması için) birinin üstüne varmak/gitmek
be on at somebody (to do something) f. (bir şey yapması için) birinin başının etini temek
(be) at one (with somebody/something) expr. (biriyle/bir şeyle) tamamen hemfikir (olmak)
(be) at one (with somebody/something) expr. (biriyle/bir şeyle) tamamen aynı fikirde (olmak)
(be) at one (with somebody/something) expr. (biriyle/bir şeyle) tamamen mutabık (olmak)
(be) at one (with somebody/something) expr. (biriyle/bir şeyle) tamamen uzlaşmış (olmak)
(be) at one (with somebody/something) expr. (biriyle/bir şeyle) bir olmak
(be) at one (with somebody/something) expr. (biriyle/bir şeyle) uyum içinde (olmak)
(be) at one (with somebody/something) expr. (biriyle/bir şeyle) bütünlük içinde (olmak)
Idioms
be at pains to do something f. bir şeyi yapmak için helak olmak
be at pains to do something f. bir şeyi yapmak için çok çaba harcamak
be past master at something f. işin kaşarı olmak
be past master at something f. işin ustası olmak
be past master at something f. işin erbabı olmak
be at the bottom of something f. temelinde yatmak (neden vb.)
be at the sharp end of something f. topun ağzında olmak
be at the point (of doing something) f. (bir şeyi yapma) noktasında olmak
be at odds with something f. -den farklı olmak
be at odds with something f. -ile çelişmek
be/lie at the bottom of something f. (neden olarak) temelinde yatmak
be at odds over something f. bir konu üzerinde anlaşmazlık içinde olmak
be at odds over something f. bir konuda ihtilaf içinde olmak
be at loggerheads with (one) (over something) f. (biriyle bir konuda) kavgalı olmak
be at loggerheads with (one) (over something) f. (biriyle bir konuda) arası bozuk olmak
be at loggerheads with (one) (over something) f. (biriyle bir konuda) arası açık olmak
be at loggerheads with (one) (over something) f. (biriyle bir konuda) birbirine düşmek
be at loggerheads with (one) (over something) f. (biriyle bir konuda) sürtüşme içerisinde olmak
be at loggerheads with (one) (over something) f. (biriyle bir konuda) anlaşmazlık içerisinde olmak
be at loggerheads with (one) (over something) f. (biriyle bir konuda) uyuşmazlık içerisinde olmak
be at loggerheads with (one) (over something) f. (biriyle bir konuda) ciddi bir tartışma/çekişme içerisinde olmak
be at loggerheads with (one) (over something) f. (biriyle bir konuda) papaz olmak
be a dab hand at something/at doing something [uk] f. bir şeyde/bir şeyi yapmakta usta olmak
be a dab hand at something/at doing something [uk] f. bir şeyde/bir şeyi yapmakta çok iyi olmak
be a dab hand at something/at doing something [uk] f. bir şeyin/işin erbabı olmak
be a dab hand at something/at doing something [uk] f. bir şeyin/işin ustası olmak
be at odds (with somebody/something) (about/over something) f. (biriyle/bir şeyle bir şey hakkında) anlaşamamak
be at odds (with somebody/something) (about/over something) f. (biriyle/bir şeyle bir şey hakkında) anlaşmazlığa düzmek
be at odds (with somebody/something) (about/over something) f. (biriyle/bir şeyle bir şeyle ilgili) arası bozuk olmak
be at odds (with somebody/something) (about/over something) f. (biriyle/bir şeyle bir şeyle ilgili) arası açık olmak
be at odds (with somebody/something) (about/over something) f. (biriyle/bir şeyle bir şey hakkında) ihtilafa düşmek
be at odds (with somebody/something) (about/over something) f. (biriyle/bir şeyle) uyuşmamak
be at odds (with somebody/something) (about/over something) f. (birbirine/bir şeye) aykırı olmak
be at odds (with somebody/something) (about/over something) f. (birbirine/bir şeye) uymamak
be at odds (with somebody/something) (about/over something) f. (birbiriyle/bir şeyle) eşleşmemek
be at (great) pains to do something f. bir şeyi yapmak için (büyük) çaba harcamak
be at (great) pains to do something f. bir şeyi yapmak için göbeği çatlamak
be at (great) pains to do something f. bir şeyi yapmak için helak olmak
be at (great) pains to do something f. bir şeyi yapmak için paralanmak
be at the mercy of (something) f. (bir şeyin) elinde/ellerinde olmak
be at the mercy of (something) f. (bir şeyin) vicdanına/insafına kalmış olmak
be at the mercy of (something) f. (bir şeyin) merhametinde/merhametine kalmış olmak
be at the receiving end (of something) f. (bir şeyin) olumsuz sonuçlarına maruz kalmak
be at the receiving end (of something) f. (bir şeyin) hedefinde olmak
be at the receiving end (of something) f. (bir şeyin) mağduru olmak
be bursting at the seams (with something) f. (bir şeyle) hıncahınç dolu olmak
be bursting at the seams (with something) f. (bir şeyle) ağzına kadar dolu olmak
be bursting at the seams (with something) f. (bir şeyle) dolup taşmak
be bursting at the seams (with something) f. çok kalabalık olmak
be bursting at the seams (with something) f. iğne atsan yere düşmemek
be bursting at the seams (with something) f. adım atacak yer olmamak/kalmamak
be bursting at the seams (with something) f. ana baba günü olmak
be bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) hıncahınç dolu olmak
be bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) ağzına kadar dolu olmak
be bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) dolup taşmak
be bulging at the seams (with something) f. çok kalabalık olmak
be bulging at the seams (with something) f. iğne atsan yere düşmemek
be bulging at the seams (with something) f. adım atacak yer olmamak/kalmamak
be bulging at the seams (with something) f. ana baba günü olmak
be bursting at the seams (with something) f. (bir şeyle) hıncahınç dolu olmak
be bursting at the seams (with something) f. (bir şeyle) ağzına kadar dolu olmak
be bursting at the seams (with something) f. (bir şeyle) dolup taşmak
be bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) hıncahınç dolu olmak
be bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) ağzına kadar dolu olmak
be bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) dolup taşmak
be no slouch (at something/at doing something) f. (bir şeyde/bir şeyi yapmakta) eline su dökülmemek
be no slouch (at something/at doing something) f. (bir şeyde/bir şeyi yapmakta) üzerine olmamak
be no slouch (at something/at doing something) f. (bir şeyde/bir şeyi yapmakta) iyi olmak
be no slouch (at something/at doing something) f. (bir şeyde/bir şeyi yapmakta) başarılı olmak
be on at somebody (to do something) f. (bir şey yapması için) birinin üstüne gitmek/varmak
be on at somebody (to do something) f. (bir şey yapması için) birini eleştirmek
be on at somebody (to do something) f. (bir şey yapması için) birini üstelemek
be on at somebody (to do something) f. (bir şey yapması için) birinin ensesinde boza pişirmek
be on at somebody (to do something) f. (bir şey yapması için) birini sıkboğaz etmek
be on at somebody (to do something) f. (bir şey yapması için) birinin başının etini yemek
be at the receiving end (of something) f. (bir şeyin) mağduru olmak
be at the receiving end (of something) f. (bir şeyin) olumsuz sonuçlarına maruz kalmak
be at the receiving end (of something) f. (bir şeyin) hedefinde olmak
be at somebody/something hammer and tongs f. saç saça baş başa birbirine girmek
be at somebody/something hammer and tongs f. birbirine girmek
be at somebody/something hammer and tongs f. bağırış çağırış kavga etmek
be at somebody/something hammer and tongs f. birine/bir şeye dalmak
be at somebody/something hammer and tongs f. birbiriyle dalaşmak
be bursting/bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) dolup taşmak
be bursting/bulging at the seams (with something) f. ana baba günü olmak
be bursting/bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) hıncahınç dolu olmak
be bursting/bulging at the seams (with something) f. iğne atsan yere düşmemek
be bursting/bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) tıklım tıklım dolu olmak
be bursting/bulging at the seams (with something) f. (bir şeyle) ağzına kadar dolu olmak
be bursting/bulging at the seams (with something) f. çok kalabalık olmak
(be at) the cutting edge (of something) s. (bir şeyin) en çağdaşı (olmak)
(be at) the cutting edge (of something) s. (bir şeyin) en yenisi (olmak)
(be at) the cutting edge (of something) s. (bir şeyin) en gelişmişi (olmak)
(be at) the cutting edge (of something) s. (bir şeyin) en ileri teknolojisi (olmak)
(be at) the cutting edge (of something) s. (bir şeyin) en son çıkanı (olmak)
(be) at the mercy of somebody/something expr. birinin/bir şeyin merhametinde (olmak)
(be) at the mercy of somebody/something expr. birinin/bir şeyin insafında (olmak)
(be) at the mercy of somebody/something expr. birinin/bir şeyin elinde (olmak)
(be) at the mercy of somebody/something expr. birinin/bir şeyin kontrolünde (olmak)
(be) at the mercy of somebody/something expr. birinin/bir şeyin insafına/merhametine (kalmak)
Speaking
at that point we started to think there may be something in this expr. o noktada bunda bir şeyler olduğunu düşünmeye başladık