| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | buccaneer i. | korsan | ||
|
The notorious buccaneer terrorized the seas. Kötü nam salmış korsan denizlerde terör estiriyordu. More Sentences |
||||
| Genel | buccaneer i. | acımasız vurguncu | ||
|
The shrewd businessman was regarded as a buccaneer. Kurnaz işadamı acımasız bir vurguncu olarak görülüyordu. More Sentences |
||||
| Genel | buccaneer i. | acımasız spekülatör | ||
| Genel | buccaneer f. | korsanlık yapmak | ||
| Genel | buccaneer f. | (işletmecilikte) deli cesareti göstermek | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | buccaneer i. | koyu kırmızımsı bir turuncu tonu | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | buccaneer i. | kızılderili tarzında et kurutup tütsüleyen kimse | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Star Wars | ||
| Star Wars | corellian buccaneer i. | corellia korsanı |