| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | butch s. | erkeksi | ||
|
A butch bodyguard was waiting in front of the gate. Kapının önünde erkeksi bir koruma bekliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | butch s. | erkek gibi | ||
|
She was a butch before her marriage. Evlenmeden önce erkek gibi biriydi. More Sentences |
||||
| Genel | butch i. | sevici | ||
| Genel | butch i. | erkek fatma | ||
| Sosyal Bilimler | ||||
| Sosyal Bilimler | butch i. | cinsiyet kimliğini ifade ederken maskülen işaretleri tercih eden insan | ||
| İngiliz Argosu | ||||
| İngiliz Argosu | butch i. | kaslı ve sert görünümlü tip | ||
| İngiliz Argosu | butch i. | kaslı lezbiyen | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Deyim | ||
| Deyim | be in butch with someone f. | biriyle başı dertte olmak |
| Sosyal Bilimler | ||
| Sosyal Bilimler | stone butch i. | cinsel ilişki sırasında aktif pozisyon üstlenen ve genital bölgesinin doğrudan uyarılmasından çok cinsel partnerinin vasıtasıyla haz yaşamayı önceleyen lezbiyen kimliği |