| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | bystander i. | seyirci kalan | ||
|
The working class cannot remain a bystander in the fight between Trump and the Democrats. İşçi sınıfı, Trump ile Demokratlar arasındaki mücadeleye seyirci kalamaz. More Sentences |
||||
| Genel | bystander i. | seyirci | ||
|
It is important to remember there are innocent bystanders sitting on the sidelines, watching and listening. Kenarda oturan, izleyen ve dinleyen masum seyirciler olduğunu unutmamak önemlidir. More Sentences |
||||
| Genel | bystander i. | görgü tanığı | ||
|
The bystanders explained the details of the accident. Görgü tanıkları kazanın ayrıntılarını anlattı. More Sentences |
||||
| Genel | bystander i. | üçüncü kişi | ||
| Genel | bystander i. | bir olayı olaya karışmadan kenardan izleyen | ||
| Genel | bystander i. | olaya karışmadan bir kenarda duran kişi | ||
| Genel | bystander N. | olaya karışmayan kişi | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | bystander effect i. | kalabalık içinde herhangi bir olaya müdahale etmeme eğilimi | ||
| Genel | bystander apathy i. | seyirci kalma hissizliği | ||
| Genel | bystander effect i. | seyirci kalma etkisi | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | an innocent bystander i. | masum bir seyirci | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | bystander apathy i. | kriz veya suç unsuru oluşturabilecek bir durumu kanıksama ve mağdur kişiye yardım etmeme durumu | ||
| Deyim | bystander apathy i. | seyirci kalma psikolojisi | ||
| Deyim | bystander apathy i. | bir suça seyirci/tepkisiz kalma psikolojisi | ||
| Psikoloji | ||||
| Psikoloji | bystander apathy i. | seyirci apatisi | ||
| Psikoloji | bystander effect i. | seyirci etkisi | ||