| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | charismatic s. | karizmatik | ||
|
The charismatic leader has strong persuasive skills. Karizmatik liderin ikna kabiliyeti güçlü. More Sentences |
||||
| Genel | charismatic s. | etkileyici | ||
|
I think Tom is charismatic. Tom'un etkileyici olduğunu düşünüyorum. More Sentences |
||||
| Genel | charismatic i. | karizmatik kimse | ||
| Genel | charismatic i. | insanları çeken, ilham veren veya büyüleyen özel niteliklere sahip kimse | ||
| Genel | charismatic s. | çekici | ||
| Genel | charismatic s. | sempati uyandıran | ||
| Genel | charismatic s. | büyüleyici | ||
| Genel | charismatic s. | başkalarını etkileyebilen | ||
| Dini | ||||
| Dini | charismatic i. | mucizevi iyileşme gibi dini deneyimlere inanılan hristiyanlık akımı | ||
| Dini | charismatic i. | tanrı’nın, insanların gereksinimlerine hizmet etmek için, kilise aracılığıyla mucizevi bir şekilde çalıştığını kabul eden Kutsal Ruh’la ilgili teoloji | ||
| Dini | charismatic s. | mucizevi iyileşme vb. gibi dini deneyimlere inanılan hristiyan mezhebine ait veya ilgili | ||