| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | creak i. | gıcırtı | ||
|
The next night, Doug hears a creak in the kitchen. Ertesi gece Doug mutfakta bir gıcırtı duyar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | creak f. | çatırdamak | ||
|
It is creaking under the strain of the mass movement of 21 million migrants a year. Yılda 21 milyon göçmenin kitlesel hareketinin baskısı altında çatırdıyor. More Sentences |
||||
| Genel | creak f. | gıcırdamak | ||
|
I couldn't sleep as the old bed creaked. Eski yatak gıcırdadığı için uyuyamadım. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | creak i. | gıcırtı | ||
|
The next night, Doug hears a creak in the kitchen. Ertesi gece Doug mutfakta bir gıcırtı duyar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | creak i. | gacırtı | ||
| Genel | creak i. | cayırtı | ||
| Genel | creak f. | gacırdamak | ||
| Genel | creak f. | tekerlek üstünde ilerlemek | ||
| Genel | creak f. | yay üzerinde ilerlemek | ||
| Genel | creak f. | tekerlek veya yay üzerindeymiş gibi ilerlemek | ||
| Genel | creak N. | gıcırtı sesi | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | make something creak f. | gıcırdatmak |
| Genel | creak [obsolete] f. | mızmızca konuşmak |