| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | descriptive s. | betimsel | ||
|
Descriptive linguistics is the work of analyzing and describing how language is spoken. Betimsel dilbilim, dilin nasıl konuşulduğunu analiz etme ve tanımlama işidir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | descriptive s. | betimleyici | ||
|
The teacher wanted students to write a descriptive passage about winter. Öğretmen öğrencilerden kış hakkında betimleyici bir pasaj yazmalarını istedi. More Sentences |
||||
| Genel | descriptive s. | tanımlayıcı | ||
|
They include both descriptive and inferential statistics. Hem tanımlayıcı hem de çıkarımsal istatistikleri içerirler. More Sentences |
||||
| Genel | descriptive s. | açıklayıcı | ||
|
It is still a descriptive annual report. Bu hala açıklayıcı bir yıllık rapor. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | descriptive s. | tanımlayıcı | ||
|
They include both descriptive and inferential statistics. Hem tanımlayıcı hem de çıkarımsal istatistikleri içerirler. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | descriptive s. | betimsel | ||
|
Descriptive linguistics is the work of analyzing and describing how language is spoken. Betimsel dilbilim, dilin nasıl konuşulduğunu analiz etme ve tanımlama işidir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | descriptive s. | tasviri | ||
| Genel | descriptive s. | betimlemeli | ||
| Genel | descriptive s. | izahlı | ||
| Genel | descriptive s. | belirtici | ||
| Genel | descriptive s. | resmedici | ||
| Genel | descriptive s. | gerçeklere dayanan | ||
| Genel | descriptive s. | olgulara dayalı | ||
| Genel | descriptive s. | bilgilendirici | ||
| Genel | descriptive s. | tanıtıcı | ||
| Genel | descriptive s. | öğretici | ||
| Genel | descriptive s. | norma, duyguya, hipoteze veya tahlile dayanmayan | ||
| Genel | descriptive s. | cinsiyetten bağımsız şekilde kullanılan (akrabalık isimleri) | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | descriptive s. | geniş | ||
| Dilbilim | descriptive s. | sınırlamasız | ||
| Dilbilim | descriptive s. | bir dilin veya dilin belirli bir evresinin tarihsel gelişimi, diğer dillerle karşılaştırılması veya doğru kullanımı gibi alanlara değinmeden yalnızca dilbilgisinin incelenmesine veya tanımlanmasına ait | ||
| Dilbilim | descriptive s. | bir dilin veya dilin belirli bir evresinin tarihsel gelişimi, diğer dillerle karşılaştırılması veya doğru kullanımı gibi alanlara değinmeden yalnızca dilbilgisinin incelenmesi veya tanımlanması ile ilişkili | ||
| Felsefe | ||||
| Felsefe | descriptive s. | normatif olmak yerine tanımlayıp sınıflandırmaya çalışan | ||