| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | dimpled s. | çukurlu | ||
|
Ferguson's map represents the Earth as a giant, rectangular slab with a dimpled upper surface. Ferguson'un haritası, Dünya'yı çukurlu bir üst yüzeye sahip dev, dikdörtgen bir levha olarak temsil ediyor. More Sentences |
||||
| Genel | dimpled s. | gamzeli | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | dimpled s. | gamzeli | ||
| Teknik | dimpled s. | hava kabarcıklı (cam) | ||
| Teknik | dimpled s. | çukurları olan (cam) | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | dimpled smile i. | gamzeli gülümseme |
| Teknik | ||
| Teknik | dimpled fracture surface i. | gamzeli kırılma yüzeyi |
| Teknik | dimpled fracture i. | gamzeli kırılma |
| Teknik | dimpled chad i. | kağıt veya karton üzerinde delinmeden çukurlaştırılmış kısım |