| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | duckling i. | ördek yavrusu | ||
|
The small duckling can swim. Küçük ördek yavrusu yüzebiliyor. More Sentences |
||||
| Genel | duckling i. | yavru ördek | ||
|
The mother duck led her ducklings to the pond. Anne ördek yavru ördekleri göle götürdü. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | duckling i. | yavru ördek | ||
|
The mother duck led her ducklings to the pond. Anne ördek yavru ördekleri göle götürdü. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | duckling i. | palaz | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | duckling i. | koyu yeşilimsi bir mavi tonu | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | duckling i. | yavru ördek eti | ||
| Hayvancılık | ||||
| Hayvancılık | duckling i. | ördek civcivi | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | ugly duckling i. | sonradan güzelleşen | ||
| Genel | ugly duckling i. | çirkin ördek yavrusu | ||
| Genel | the ugly duckling i. | çirkin ördek yavrusu | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | an ugly duckling i. | çirkin ördek yavrusu | ||
| Deyim | lucky duckling i. | şansı yaver giden kimse | ||
| Deyim | lucky duckling i. | şanslı kimse | ||
| Deyim | lucky duckling i. | aşırı şanslı kimse | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | duckling with oranges i. | portakallı yavru ördek | ||
| Mutfak | roasted duckling i. | ördek kızartması | ||