| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | eel i. | yılan balığı | ||
|
The region's famous dish is smoked eel. Bölgenin meşhur yemeği füme yılan balığıdır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | eel i. | yılanbalığı | ||
|
My hovercraft is full of eels. Hovercraft'ım yılanbalığı dolu. More Sentences |
||||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | eel i. | yılanbalığı | ||
|
My hovercraft is full of eels. Hovercraft'ım yılanbalığı dolu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | eel i. | kaypak şey | ||
| Genel | eel i. | yan çizen kimse | ||
| Genel | eel i. | güvenilmez kimse | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | eel i. | çamurda yaşayan yılan balığı ya da elektrikli yılan balığı gibi uzun vücutlu ve pürüzsüz tenli hayvanlara verilen ad | ||
| Balıkçılık | ||||
| Balıkçılık | eel f. | yılan balığı avlamak | ||
| Balıkçılık | eel f. | yılan balığı tutmak | ||
| Balıkçılık | eel f. | yılan balığı avına çıkmak | ||