electoral - Türkçe İngilizce Sözlük

electoral

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

electoral — Definition

Anlamı ve Tanımı:
seçimle ilgili, seçimsel, elektoral
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪˈlɛktərəl/ – BrE /ɪˈlektərəl/)
Terim Türü:
Sıfat
Seçim süreçlerine, oy verme mekanizmalarına ve seçim sistemi kurallarına ilişkin olanı niteleyen sözcüktür. Latince elector (“seçen kişi”) ve eligere kök ailesinden gelişir; modern siyaset bilimi ve hukukta electoral, “electoral college” gibi yapılarla kurumlaşmış bir terminoloji parçasıdır.
Eş Anlamlılar:
voting-related, election-based
Zıt Anlamlılar:
nonelectoral, appointed

"electoral" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 7 sonuç

İngilizce Türkçe
Siyasal
electoral s. seçime ait
The far left made huge electoral gains.
Aşırı sol, büyük seçim kazanımları elde etmiştir.

More Sentences
Genel
electoral s. seçimle ilgili
electoral s. seçmenler ile ilgili
electoral s. elektoral
electoral s. seçimsel
Siyasal
electoral s. seçmenlerden oluşan
electoral s. seçmenlerin oluşturduğu

"electoral" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 54 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
electoral roll i. seçmen kütüğü
electoral system i. seçim sistemi
electoral campaign i. seçim kampanyası
electoral period i. seçim dönemi
Ticaret/Ekonomi
electoral politics i. seçim politikası
Hukuk
electoral law i. seçim yasası
electoral system i. seçim sistemi
Siyasal
electoral college i. delegeler kurulu
electoral alliance i. seçim ittifakı
electoral politics i. seçim politikaları
electoral commission i. seçim komisyonu
electoral register i. seçmen kütüğü
electoral quotient i. salt çoğunluk
uniform electoral procedure i. tek tip seçim yöntemi
electoral registration officer i. seçmen kayıt amiri
electoral quota i. seçmen kotası
electoral geography i. seçim coğrafyası
electoral turnout i. seçime katılım
electoral college i. seçmen kurulu
electoral volatility i. seçimlerin kayganlığı
electoral system i. seçim sistemi
electoral district i. seçim bölgesi
electoral college i. seçmenler heyeti
electoral capacity i. seçim ehliyeti
electoral franchise i. oy hakkı
electoral capacity i. seçim yeterliği
electoral district i. seçim muhiti
electoral period i. seçim dönemi
electoral district i. seçim çevresi
electoral area i. seçim bölgesi
electoral limitations i. seçim yasakları
electoral blackmail i. seçim şantajı
electoral prohibitions i. seçim yasakları
electoral watchdog i. seçim gözlemcisi
electoral corruption i. seçim yolsuzluğu
electoral realignment i. oy kayması
pre-electoral populism i. seçim öncesi popülizm
electoral process i. seçim süreci
electoral engineering i. seçim mühendisliği
single-seat electoral district i. tek koltuklu seçim bölgesi
electoral slogan i. seçim sloganı
electoral threshold i. seçim barajı
electoral silence i. seçim yasağı
electoral speech i. seçim konuşması
the supreme electoral council i. yüksek seçim kurulu
supreme electoral council i. yüksek seçim kurulu (ysk)
provincial electoral boards i. il seçim kurulları
directorate general of electoral register i. seçmen kütüğü genel müdürlüğü
electoral pledge i. seçim vaadi
electoral promise i. seçim vaadi
electoral vote [us] i. seçim kurulu üyesinin oyu
electoral scaffold i. belirli ofislere bir aday seçmek üzere seçilen bir seçmen grubu
electoral scaffold i. seçiciler kurulu
electoral vote i. delege