epileptic - Türkçe İngilizce Sözlük

epileptic

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

epileptic — Definition

Anlamı ve Tanımı:
epileptik, sara ile ilgili
Okunuş (IPA):
(AmE /ˌɛpəˈlɛptɪk/ – BrE /ˌepɪˈleptɪk/)
Terim Türü:
Teknik terim, Sıfat/İsim: epileptic (epileptics)
Epilepsi hastalığına sahip olanı veya epilepsiyle ilgili durumları niteleyen tıbbi sözcüktür. Yunanca epilēpsia (“yakalanma, nöbet”) kökünden Latince üzerinden İngilizceye geçmiştir; modern tıp dilinde epileptic, nöbet örüntülerini ve nörolojik durumları sınıflandırmada kullanılır, bu yüzden kullanım bağlamı genellikle klinik ve tanısaldır.
Zıt Anlamlılar:
non-epileptic, seizure-free

"epileptic" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
epileptic i. epileptik
The school implemented measures to comfort the epileptics.
Okul, epileptik hastaları rahatlatmak maksadıyla önlemler aldı.

More Sentences
epileptic s. epileptik
Correction of nutrition can significantly reduce the frequency and intensity of epileptic seizures.
Beslenmenin düzeltilmesi epileptik nöbetlerin sıklığını ve yoğunluğunu önemli ölçüde azaltabilir.

More Sentences
epileptic s. epilepsiden kaynaklı
The doctor prescribed medication to control the patient's epileptic episodes.
Doktor hastanın epilepsi nöbetlerini kontrol altına almak için ilaç reçete etti.

More Sentences
Medikal
epileptic s. epileptik
Correction of nutrition can significantly reduce the frequency and intensity of epileptic seizures.
Beslenmenin düzeltilmesi epileptik nöbetlerin sıklığını ve yoğunluğunu önemli ölçüde azaltabilir.

More Sentences
epileptic s. sara (ile ilgili)
I'm epileptic.
Ben sara hastasıyım.

More Sentences
Genel
epileptic i. saralı kimse
epileptic s. sara hastalığına özgü
epileptic s. saralı
epileptic s. saradan ileri gelen
epileptic s. sara ile ilgili
Medikal
epileptic s. epilepsili
epileptic s. saralı
epileptic s. tutarıklı

"epileptic" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
have an epileptic fit f. sarası tutmak
Medikal
epileptic attack i. epilepsi nöbeti
epileptic seizure i. sara nöbeti
acquired epileptic aphasia i. landau-kleffner sendromu
acquired epileptic aphasia i. çocuklarda daha önceden başlayan kazanılmış konuşma ve dil yeteneklerinin bozulduğu edinsel epileptik afazi
acquired epileptic aphasia i. edinsel epileptik afazi
acquired epileptic aphasia i. infantil edinsel afazi
acquired epileptic aphasia i. edinilmiş epileptik afazi
epileptic seizures i. epileptik nöbetler
epileptic vulnerability risk i. epileptik duyarlılık riski
epileptic seizure i. epileptik nöbet
focal epileptic seizures i. fokal epileptik nöbetler
epileptic seizure i. epilepsi nöbeti
have an epileptic seizure f. sara nöbeti geçirmek
Psikoloji
epileptic cephalea i. epileptik sefali
epileptic aura i. epileptik aura
epileptic personality i. epileptik kişilik
epileptic cry i. epileptik çığlık
epileptic equivalent i. epileptik eşdeğer
epileptic absence i. epileptik dalgınlık
epileptic children i. epileptik çocuklar
epileptic deterioration i. epileptik bozulma
Patoloji
epileptic automatism i. sara otomatizmi
epileptic fit i. epilepsi atağı
epileptic seizure i. epilepsi krizi
epileptic fit i. epilepsi nöbeti
epileptic seizure i. sara krizi