| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | fawn i. | sarımsı kahverengi | ||
|
The colour of the sofas was fawn. Kanepeler sarımsı kahverengiydi. More Sentences |
||||
| Genel | fawn i. | yavru geyik | ||
|
A small brown fawn hopped across the path. Küçük kahverengi bir yavru geyik patika boyunca sekiyordu. More Sentences |
||||
| Genel | fawn f. | kuyruk sallamak | ||
|
The puppy was fawning at its mother. Yavru köpek annesine kuyruk sallıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | fawn i. | açık kahverengi | ||
| Genel | fawn i. | alageyik yavrusu | ||
| Genel | fawn i. | karaca yavrusu | ||
| Genel | fawn i. | geyik yavrusu | ||
| Genel | fawn f. | yaltaklanmak | ||
| Genel | fawn f. | yavrulamak | ||
| Genel | fawn f. | doğurmak | ||
| Genel | fawn f. | dalkavukluk etmek | ||
| Genel | fawn f. | yaltaklık etmek | ||
| Genel | fawn f. | geyik doğurmak | ||
| Genel | fawn f. | (köpek vb.) sevgi gösterisi yapmak | ||
| Genel | fawn f. | şakşakçılık yapmak | ||
| Genel | fawn f. | yaranmaya çalışmak | ||
| Genel | fawn s. | açık kahverengi | ||