| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | habercilik | reporting i. | ||
|
The one-sided reporting caused my failure in the election. Tek taraflı habercilik yüzünden seçimlerde başarısız oldum. More Sentences |
||||
| Genel | habercilik | journalism i. | ||
| Genel | habercilik | reportage i. | ||
| Genel | habercilik | heraldry i. | ||
| Medya | ||||
| Medya | habercilik | journ (journalism) kısalt. | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | asparagas habercilik | yellow journalism i. | ||
| Genel | eski haberleri ısıtıp servis eden habercilik | churnalism i. | ||
| Genel | gazete-habercilik tarzı paragraf yazma sistemi | paragraphism i. | ||
| Genel | insanları gaza getirerek ilgi uyandıran (habercilik) | gee-whiz s. | ||
| Medya | ||||
| Medya | sansasyonel habercilik | yellow journalism i. | ||
| Medya | sansasyonel habercilik | gutter press i. | ||
| Medya | sansasyonel habercilik | sensational journalism i. | ||
| Medya | yandaş habercilik | advocacy journalism i. | ||
| Medya | açıklayıcı habercilik | explanatory journalism i. | ||
| Medya | açıklayıcı habercilik | explanatory reporting i. | ||
| Medya | sert habercilik | hard news i. | ||
| Medya | ilgi veya sempati uyandırma amacıyla kişileri duygusal yönden ele alan habercilik | human interest i. | ||
| Medya | ilgi veya sempati uyandırma amacıyla kişileri duygusal yönden ele alan habercilik | human-interest i. | ||
| Medya | habercilik yapmak | newspaper f. | ||