hem ... hem ... olarak - Türkçe İngilizce Sözlük

hem ... hem ... olarak

"hem ... hem ... olarak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
hem ... hem ... olarak both as ... and as ... bağ.

"hem ... hem ... olarak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 34 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
hem yemekhane hem oditoryum olarak kullanılan mekan cafetorium i.
aynı ismin hem cins hem de tür adı olarak kullanılması tautonym i.
saksonya kralının himayesi ile 1715 civarında dresden yakınlarındaki meissen'de üretilmeye başlanan, hem süs hem de sofra takımı olarak kullanılan sert hamurlu bir porselen meissen i.
saksonya kralının himayesi ile 1715 civarında dresden yakınlarındaki meissen'de üretilmeye başlanan, hem süs hem de sofra takımı olarak kullanılan sert hamurlu bir porselen meissen china i.
saksonya kralının himayesi ile 1715 civarında dresden yakınlarındaki meissen'de üretilmeye başlanan, hem süs hem de sofra takımı olarak kullanılan sert hamurlu bir porselen meissen ware i.
hem sağ hem sol tarafa eşit olarak ait ambidextral s.
Ticaret/Ekonomi
sınır ötesi finansal kiralama işlemlerinde, ilgili ülke yasaları açısından, vergi amacıyla hem kiraya verenin hem de kiralayanın, kiralanan malın sahibi olarak kabul edilmesi durumu double dip lease i.
Radyo
bir tüpün hem osilatör hem de dedektör olarak kullanıldığı heterodin bir telsiz aleti autodyne i.
Trafik
kişiye hem sesli hem de görsel olarak gideceği yeri tarif eden bir gps sistemi turn-by-turn navigation i.
Havacılık
hem flap hem de kanatçık olarak görev yapan kumanda yüzeyi control surface acting as flaps and aileron i.
Petrol
hem ham petrol hem de gazyağının olası bileşeni olan, yapay olarak üretilebilen renksiz bir sıvı tridecane i.
Optik
hem saydam resim gösterici hem de episkop olarak çalışabilen bir aygıt epidiascope i.
Kimya
hem çözücü olarak hem de bazı sentetik reçinelerin sertleştirilmesinde kullanılan çok zehirli ve yağlı bir sıvı dimethylaniline i.
Biyoloji
hem eşeyli hem eşeysiz olarak üreyen organizma amphiapomict i.
Botanik
batı afrika'ya özgü baklagiller familyasına mensup bir ağacın yerliler tarafından hem zehir hem de tıbbi olarak kullanılan kabuğu mancona bark i.
batı afrika'ya özgü baklagiller familyasına mensup bir ağacın yerliler tarafından hem zehir hem de tıbbi olarak kullanılan kabuğu sassy bark i.
Sosyal Bilimler
resmi olarak bir derebeyinin hem hizmetine hem de himayesine girmiş kimse liegeman i.
Dilbilim
hem geçişli hem de geçişsiz olarak kullanılan fiil ambitransitive verb i.
mantıksal önermede hem özne hem de yüklem olarak tek başına kullanılabilen terim categorem i.
mantıksal önermede hem özne hem de yüklem olarak tek başına kullanılabilen terim categoreme i.
hem ingiltere hem abd'de ortak olarak kullanılan ingilizce bir kelime, deyim veya ifade transatlanticism i.
hem özne hem de yüklem olarak tek başına kullanılabilen bir ifade türü substantive i.
hem geçişli hem de geçişsiz olarak kullanılmak be used both as intransitive or as transitive f.
mantıksal önermede hem özne hem de yüklem olarak tek başına kullanılabilen categorematic s.
Dini
5. yüzyılda isa'nın hem tanrı hem insan olarak ikili bir doğaya sahip olduğunu ve bu iki niteliğin birbirine karışmadığını öne süren bir doktrin dyophysitism i.
Askeri
genellikle taktiksel ve savunmaya yönelik harekatlarda kullanılıp hem avcı hem bombardıman uçağı olarak hizmet verebilen uçak fighter-bomber i.
Silah/Atıcılık
hem tabanca hem karabina olarak kullanılabilen bir silah pistol carbine i.
Matbaa
hem dizgici hem de matbaacı olarak çalışan kimse twicer [brit] i.
Engineering
aynı anda hem radyo hem de ses frekans amplifikatörü olarak çalışan bir amplifikatör tüpüne sahip (aygıt) reflex s.
Argo
aynı anda hem korkma hem de cinsel olarak uyarılma scarouse i.
aynı anda hem korkmuş hem de cinsel olarak uyarılmış scaroused s.
Modern Argo
kendini hem kadın hem de erkek olarak tanımlama ambigender i.
kendini kadın, erkek ve aynı zamanda cinsiyetsiz olarak/hem kadın hem erkek olarak tanımlayan kimse ambonec i.
kendini hem kadın hem de erkek olarak tanımlayan ambigenderous s.