| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | hiss i. | tıs | ||
|
A powerful hiss came from the speakers. Hoparlörlerden güçlü bir tıs sesi geldi. More Sentences |
||||
| Genel | hiss i. | tıslama | ||
|
Mary's cat needs to hiss only once, to scare away the neighbours' dogs. Mary'nin kedisinin komşuların köpeklerini korkutmak için sadece bir kez tıslaması gerekiyor. More Sentences |
||||
| Genel | hiss f. | ıslıklamak | ||
|
The singer was hissed by the crowd for finishing the concert. Şarkıcı konseri bitirdiği için kalabalık tarafından ıslıklandı. More Sentences |
||||
| Genel | hiss f. | tıslamak | ||
|
The female tiger hissed at the male. Dişi kaplan erkeğe doğru tısladı. More Sentences |
||||
| Genel | hiss f. | fısıldamak | ||
|
The man hissed at me to follow him. Adam fısıldayarak onu takip etmemi söyledi. More Sentences |
||||
| Genel | hiss i. | ıslık | ||
| Genel | hiss i. | ıslıklı protesto | ||
| Genel | hiss i. | onaylamama belirten tıslama sesi | ||
| Genel | hiss i. | hayvanların çıkardığı tıslama sesi | ||
| Genel | hiss i. | fıslama | ||
| Genel | hiss f. | alaylı olarak tıslamak | ||
| Genel | hiss f. | ıslık çalarak yuhalamak | ||
| Genel | hiss f. | yuhalamak | ||
| Genel | hiss f. | beğenmeyerek tıslamak | ||
| Genel | hiss f. | tıslayarak anlatmak | ||
| Genel | hiss f. | tıslayarak kaçmak | ||
| Genel | hiss f. | tıslama sesi çıkarmak | ||
| Genel | hiss f. | tıslayarak gütmek | ||
| Genel | hiss f. | fısıldayarak söylemek | ||
| Genel | hiss ünl. | küçümseme veya onaylamama belirten ifade | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | hiss i. | dip sesi | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | hiss i. | ıslık sesi | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | hiss i. | sürtüşmeli ünsüzü çıkarırken oluşan sürtünme | ||
| Dilbilim | hiss i. | sürtüşmeli sert ünsüz | ||
| Dilbilim | hiss s. | s veya z ünsüzünü içeren | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | hiss noise i. | dip ses | ||
| Genel | hiss someone off the stage f. | birini ıslıklayarak sahneden kovmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | hiss at someone f. | birini ıslıklamak | ||
| Öbek Fiiller | hiss at someone f. | (yılan) birine tıslamak | ||
| Öbek Fiiller | hiss something out f. | tıslayarak/dişlerinin arasından söylemek | ||
| Öbek Fiiller | hiss at someone f. | birine terslenmek | ||
| Öbek Fiiller | hiss at someone or something f. | birini/bir şeyi ıslıklamak/yuhalamak | ||
| Öbek Fiiller | hiss at f. | '-i ıslıklamak | ||
| Öbek Fiiller | hiss at someone or something f. | birine/bir şeye tıslamak | ||
| Öbek Fiiller | hiss at f. | -e tıslamak | ||
| Öbek Fiiller | hiss at f. | '-i terslemek | ||
| Öbek Fiiller | hiss out f. | tıslayarak/dişlerinin arasından söylemek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | hiss off f. | ıslıklayarak sahneden kovmak | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | hiss someone off of the stage f. | birini ıslıklayarak sahneden indirmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | hiss and hum i. | hışırtı ve uğultu | ||