| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | hobble f. | topallamak | ||
|
The poor woman hobbled away from the crashed car. Zavallı kadın kaza yapan arabadan topallayarak uzaklaştı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | hobble f. | engellemek | ||
|
We cannot hobble that search and yet we must also uphold the dignity of the human person. Bu araştırmayı engelleyemeyiz ama aynı zamanda insan onurunu da korumalıyız. More Sentences |
||||
| Genel | hobble f. | aksamak | ||
|
Her plans were hobbled by the lack of information. Bilgi eksikliği yüzünden planları aksamıştı. More Sentences |
||||
| Genel | hobble f. | bukağı vurmak | ||
|
The farmer hobbled the sheep for the inspection. Çiftçi muayene yapmak için koyunların bacaklarına bukağı vurdu. More Sentences |
||||
| Genel | hobble i. | köstek | ||
| Genel | hobble i. | ayak bağı | ||
| Genel | hobble i. | aksama | ||
| Genel | hobble i. | engel | ||
| Genel | hobble i. | topallama | ||
| Genel | hobble i. | bukağı | ||
| Genel | hobble i. | zorluk | ||
| Genel | hobble i. | duraksama | ||
| Genel | hobble i. | dert | ||
| Genel | hobble i. | ayakbağı | ||
| Genel | hobble i. | kolları bağlayan şey | ||
| Genel | hobble f. | duraksamak | ||
| Genel | hobble f. | topal etmek | ||
| Genel | hobble f. | kösteklemek | ||
| Genel | hobble f. | köstek vurmak | ||
| Genel | hobble f. | aksayarak yürümek | ||
| Genel | hobble f. | zorlukla ilerlemek | ||
| Genel | hobble f. | dengesiz ilerlemek | ||
| Genel | hobble f. | (ok) uçarken titremek | ||
| Genel | hobble f. | serbest hareketini engellemek | ||
| Genel | hobble f. | şaşırtmak | ||
| Genel | hobble f. | zihnini bulandırmak | ||
| Genel | hobble f. | mahcup etmek | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | hobble i. | alt tarafı dar eteklik | ||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | hobble i. | kısır dağgelinciği | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | hobble skirt i. | alt tarafı dar eteklik |
| Genel | hobble position i. | ellerin ve ayakların arkadan bağlanarak kişinin etkisiz hale getirildiği vücut pozisyonu |
| Genel | hobble [dialect] [uk] i. | zor durum |
| Genel | hobble [dialect] [uk] i. | utanç verici durum |
| Tekstil | ||
| Tekstil | hobble skirt i. | 1910 ve 1914 yılları arasında popüler olmuş alt tarafı dar uzun bir etek |
| Botanik | ||
| Botanik | dog hobble i. | inci çiçeği |
| İngiliz Argosu | ||
| İngiliz Argosu | on the hobble expr. | kaçak çalışan |