| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | hut i. | kulübe | ||
|
We plan to rent a little hut by the river for our holiday. Tatilimiz için nehir kenarında küçük bir kulübe kiralamayı planlıyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | hut i. | kulübe | ||
|
We plan to rent a little hut by the river for our holiday. Tatilimiz için nehir kenarında küçük bir kulübe kiralamayı planlıyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | hut i. | baraka | ||
|
We get together in the hut and eat and drink. Barakada toplanıp yer içeriz. More Sentences |
||||
| Genel | hut i. | gecekondu | ||
| Genel | hut i. | kümes | ||
| Genel | hut i. | gecekondu mahallesi | ||
| Genel | hut i. | basit barınak | ||
| Genel | hut i. | uyku kabini | ||
| Genel | hut i. | uyku kulübesi | ||
| Genel | hut i. | yanları açık olan basit sığınak | ||
| Genel | hut i. | sundurma | ||
| Genel | hut i. | pergole | ||
| Genel | hut f. | barındırmak | ||
| Genel | hut f. | barakaya yerleştirmek | ||
| Genel | hut f. | kalacak yer verilmek | ||
| Genel | hut f. | konaklatılmak | ||
| Genel | hut f. | kulübe vermek | ||
| Genel | hut f. | kulübede yaşamak | ||
| Genel | hut ünl. | asker marşlarının başında söylenen bir ünlem | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | hut i. | asker barakası | ||
| Askeri | hut i. | birinci dünya savaşı'nda ordular için eğlence merkezi olarak kullanılan oda veya bina | ||
| Askeri | hut i. | özel amaçla inşa edilen ilkel bir ordu yapısı | ||