| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | juggling i. | hokkabazlık | ||
|
The clown started to perform juggling. Palyaço hokkabazlık yapmaya başladı. More Sentences |
||||
| Genel | juggling i. | sahtekarlık | ||
|
The officer was accused of juggling. Memur sahtekarlık yapmakla suçlanıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | juggling i. | jonglörlük | ||
| Genel | juggling i. | faaliyeti bir arada özellikle de güçlükle sürdürmeye çalışma | ||
| Genel | juggling i. | düzenbazlık | ||
| Genel | juggling i. | uğraş | ||
| Genel | juggling i. | hummalı çaba | ||
| Genel | juggling N. | dengeleme | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Deyim | ||||
| Deyim | a juggling act i. | aynı anda birden fazla şey yapmak zorunda kalınan durum | ||
| Deyim | a juggling act i. | denge işi | ||
| Deyim | a juggling act i. | dengeyi kurma/sağlama işi | ||
| Deyim | a juggling act i. | kişiler/durumlar arasındaki dengeyi sağlama | ||
| Deyim | a juggling act i. | kişiler/durumlar arasındaki dengeyi kurma | ||
| Deyim | a juggling act i. | birkaç işin aynı anda yürütülmesi gereken zor durum | ||