kettle - Türkçe İngilizce Sözlük

kettle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

kettle — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çaydanlık
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈkɛtəl/ – BrE /ˈkɛtəl/)
Terim Türü:
İsim: kettle (kettles)
Su kaynatmak için kullanılan mutfak aracını anlatan sözcüktür; bu nedenle kettle, gündelik ev yaşamı anlamını taşır. Germen kökenlidir; modern dilde temel nesne adıdır.

"kettle" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 20 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
kettle i. çaydanlık
Tom filled the kettle with water and put it on the stove.
Tom çaydanlığı suyla doldurdu ve onu ocağın üstüne koydu.

More Sentences
Genel
kettle i. tencere
The kettle is full of soup if you are hungry.
Acıktıysanız eğer, tencere çorba dolu.

More Sentences
kettle i. su ısıtıcısı
Can you turn the kettle off?
Su ısıtıcısını kapatabilir misin?

More Sentences
kettle i. güğüm
kettle i. ibrik
kettle i. kazan
kettle i. tava
kettle i. ketıl
kettle i. yol çukuru
kettle i. yüksek uçan kuşların dairesel yukarı yönlü hava akımından faydalanmak için bir araya gelmesi
kettle i. bir çaydanlık kadar olan miktar
kettle i. çaydanlık dolusu miktar
Teknik
kettle i. kazan
Mutfak
kettle i. büyük tencere
Jeoloji
kettle i. izole bir buzul kitlesinin erimesiyle büyük buzul birikintisinde oluşan çöküntü
Müzik
kettle i. timbal
kettle i. timpani
kettle i. büyük orkestra davulu
Argo
kettle i. buharlı lokomotif
İngiliz Argosu
kettle i. saat

"kettle" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 81 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
kettle of fish i. karmaşık iş
kettle of fish i. kargaşa
brew kettle i. bira pişirme kazanı
whistling kettle i. çaydanlık
kettle pins i. dokuz kuka oyunu
maslin kettle [uk] i. pirinç çanak
maslin kettle [uk] i. pirinç kap
İfadeler
kettle of fish i. üzerine düşünülmesi gereken mesele
kettle of fish i. kafa yorulması gereken mesele
the pot calling the kettle black expr. dinime dahleden müslüman olsa
Atasözü
the pot calls the kettle black tencere dibin kara seninki benden kara
the pot calling the kettle black tencere dibin kara seninki benden kara
the pot calling the kettle black dinime küfreden müslüman olsa
a watched kettle never boils başında beklenen tencere kaynamaz
a watched kettle never boils başında beklediğin tencere kaynamaz
a watched kettle never boils başında beklediğin tencere kaynamak bilmez
a watched kettle never boils seyredilen tencere kaynamaz
Konuşma Dili
kettle [uk] i. polisin sokak gösterilerinde eylemcileri içine alacak şekilde kordonla çevirdiği alan
kettle [uk] f. (sokak gösterilerindeki eylemcileri de dahil ederek) belirli bir alanı kordonla çevirmek
pot, meet kettle expr. tencere dibin kara seninki benden kara
hello pot, meet kettle expr. tencere dibin kara seninki benden kara
hi pot, meet kettle expr. tencere dibin kara seninki benden kara
Deyim
a different kettle of fish i. o başka mesele
a pretty kettle of fish i. güç durum
a fine kettle of fish i. güç durum
a fine kettle of fish i. zor durum
a pretty kettle of fish i. zor durum
fine kettle of fish i. ciddi sorun
kettle of fish i. kötü durum
kettle of fish i. çıkmaz
kettle of fish i. güç durum
a different kettle of fish i. apayrı bir hikaye/mesele
a different kettle of fish i. bambaşka/apayrı bir konu
another kettle of fish i. tamamen ayrı/farklı bir konu
another kettle of fish i. başka/bambaşka bir hikaye
pretty kettle of fish [us] i. karışıklık
pretty kettle of fish [us] i. tuhaf durum
pretty kettle of fish [us] i. karışık durum
pretty kettle of fish [us] i. zor durum
keep the kettle boiling f. bir şeyi sürdürmek
be another kettle of fish f. başka bir hikaye olmak
be another kettle of fish f. başka bir mesele olmak
be a different kettle of fish f. başka bir hikaye olmak
be another kettle of fish f. tamamen farklı bir konu olmak
be a different kettle of fish f. tamamen farklı bir konu olmak
be a different kettle of fish f. başka bir mesele olmak
be a whole other kettle of fish f. tamamen ayrı bir vaka olmak
be a whole other kettle of fish f. tümüyle farklı bir sorun olmak
be a whole other kettle of fish f. tamamen farklı bir konu olmak
be a whole other kettle of fish f. tamamen ayrı bir hikaye olmak
be a whole other kettle of fish f. bambaşka bir mesele olmak
that's a fine kettle of fish! expr. ne ala! (hiç istenmeyen bir durum karşısında söylenir)
fine kettle of fish expr. ayvayı yedik
the pot calling the kettle black expr. tencere dibin kara seninki benden kara
this is a pretty kettle of fish expr. işler sarpa sardı
that's the pot calling the kettle black expr. tencere dibin kara seninki benden kara
pot is calling the kettle black expr. tencere dibin kara seninki benden kara
another kettle of fish expr. o başka mesele
the pot calling the kettle black expr. hem suçlu hem güçlü
Konuşma
that's a whole new kettle of fish expr. bambaşka bir konu
Teknik
kettle for refining bismuth i. bizmut arıtma kazanı
steam jacketed kettle i. buhar ceketli su ısıtıcısı
steam jacketed kettle i. buhar su ısıtıcısı
Baskı Teknikleri
kettle-stitch i. sayfaları bir arada tutması için el yapımı kitapların sırtının en üst ve en alt kısmına atılan ilmek
Mutfak
soup kettle i. çorba tenceresi
tea kettle i. çaydanlık
kettle corn i. şekerli patlamış mısır
fish kettle i. balık pişirmek için kullanılan dikdörtgen bir buhar tenceresi
Kimya
kettle for refining tin i. kalay arıtma kazanı
kettle for refining lead i. kurşun arıtma kazanı
Sosyal Bilimler
two kettle i. teton siyu halkının bir kolunu oluşturan siyu halkına mensup kimse
two kettle i. tetonların bir bölümünü oluşturan yerli dakota halkı
Coğrafya
kettle falls i. washington eyaletinde şehir
kettle river i. minnesota eyaletinde şehir
giant kettle i. (norveç'teki buzullarda) çalkantılı akarsu yataklarında oluşan dev çukur
Jeoloji
kettle hole i. buz kütlesinin erimesi sonucu oluşmuş genellikle göl haline gelen çukur
Müzik
kettle drum i. orkestra davulu
kettle-drums i. timbal
Ciltçilik
kettle stitch i. sayfaları bir arada tutması için el yapımı kitapların sırtının en üst ve en alt kısmına atılan ilmek
İngiliz Argosu
arse over kettle f. devrilmek/düşmek
arse over tea kettle f. devrilmek/düşmek