| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | legacy i. | miras | ||
|
His tribe has a rich legacy of folklore. Kabilesinin zengin bir folklor mirası var. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | legacy i. | miras | ||
|
His tribe has a rich legacy of folklore. Kabilesinin zengin bir folklor mirası var. More Sentences |
||||
| Genel | legacy s. | eski | ||
|
Their software can be integrated with legacy systems. Yazılımları eski sistemlerle entegre edilebilir. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | legacy i. | miras | ||
|
His tribe has a rich legacy of folklore. Kabilesinin zengin bir folklor mirası var. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | legacy i. | kalıt | ||
| Genel | legacy i. | ebeveyninin gittiği okula başvuran veya giden öğrenci | ||
| Genel | legacy i. | elçi makamı | ||
| Genel | legacy i. | üye kontenjanından bir kurumda özel statü verilen üye adayı | ||
| Genel | legacy i. | babadan/dededen kalma şey | ||
| Genel | legacy s. | eskiden kalan | ||
| Genel | legacy N. | kalıcı etki | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | legacy i. | vasiyet | ||
| Ticaret/Ekonomi | legacy i. | vasiyetname ile bırakılan mal veya varlık | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | legacy i. | bağış | ||
| Hukuk | legacy i. | teberru | ||
| Hukuk | legacy i. | vasiyet | ||
| Hukuk | legacy i. | vasiyetle bırakılmış şey | ||