| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | legislative s. | yasama | ||
|
The U.S. president has no legislative power, but he can make recommendations. ABD başkanının yasama yetkisi yoktur, ancak tavsiyelerde bulunabilir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | legislative s. | yasamaya ilişkin | ||
|
They all concerned our constituents and exercised our legislative minds. Hepsi de seçmenlerimizi ilgilendiriyor ve yasamaya ilişkin bizlerin zihnini çalıştırıyordu. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | legislative s. | yasama yetkisi olan | ||
|
Why call it an 'Authority' when it has no legislative power? Yasama yetkisi olmadığı halde neden 'Otorite' olarak adlandırılıyor? More Sentences |
||||
| Hukuk | legislative s. | yasamaya ilişkin | ||
|
They all concerned our constituents and exercised our legislative minds. Hepsi de seçmenlerimizi ilgilendiriyor ve yasamaya ilişkin bizlerin zihnini çalıştırıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | legislative i. | yasallaştırma | ||
| Genel | legislative i. | kanunlaştırma | ||
| Genel | legislative s. | yasamayla ilgili | ||
| Genel | legislative s. | yasayan | ||
| Genel | legislative s. | kanun koyan | ||
| Genel | legislative s. | yasama organı | ||
| Genel | legislative s. | yasamalı | ||
| Genel | legislative s. | kanun yapan | ||
| Genel | legislative s. | kanun koyucu | ||
| Genel | legislative s. | yasa yapan | ||
| Genel | legislative s. | kanun yapan | ||
| Genel | legislative s. | yasal yetkisi olan | ||
| Genel | legislative s. | yasama ile ilgili | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | legislative s. | kanun koyucu | ||
| Ticaret/Ekonomi | legislative s. | teşrii | ||
| Ticaret/Ekonomi | legislative s. | yasa koyma ile ilgili | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | legislative i. | yasama gücü | ||
| Hukuk | legislative i. | kanun yapıcı kurum | ||