| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | manicure i. | manikür | ||
|
Manicure is a very important detail of every modern female image. Manikür her modern kadın imajının çok önemli bir detayıdır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | manicure f. | manikür yapmak | ||
|
Sami liked to manicure his lawn. Sami çimenlerine manikür yapmayı severdi. More Sentences |
||||
| Genel | manicure i. | manikürcü | ||
| Genel | manicure f. | düzgün bir şekilde kesmek/biçim vermek | ||
| Argo | ||||
| Argo | manicure i. | kaliteli esrar/marihuana | ||
| Argo | manicure i. | temizlenmiş esrar/marihuana | ||
| Argo | manicure i. | ayıklanmış esrar/marihuana | ||
| Argo | manicure f. | daha iyi/kaliteli esrar üretebilmek için kenevir bitkilerini budamak | ||
| Argo | manicure f. | esrarı/marihuanayı içilecek hale getirmek için budayıp temizlemek/ayıklamak | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | manicure set i. | manikür seti | ||
| Genel | manicure set i. | manikür yapmak için gerekli bir dizi edevat | ||
| Genel | have a manicure f. | manikür yaptırmak | ||