| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | parody i. | gülünç bir taklit | ||
|
The play was a parody of the famous movie. Oyun şu meşhur filmin gülünç bir taklidiydi. More Sentences |
||||
| Genel | parody i. | parodi | ||
|
This trial is a real parody of justice. Bu yargılama gerçek bir adalet parodisidir. More Sentences |
||||
| Genel | parody i. | kötü taklit | ||
|
This is just a parody of a fantastic novel. Bu sadece fantastik bir romanın kötü bir taklidi. More Sentences |
||||
| Genel | parody f. | taklidini yapmak | ||
|
He parodied her walking style. Onun yürüyüş tarzının taklidini yaptı. More Sentences |
||||
| Sanat | ||||
| Sanat | parody i. | parodi | ||
|
This trial is a real parody of justice. Bu yargılama gerçek bir adalet parodisidir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | parody i. | gülünçleme | ||
| Genel | parody i. | müzik eserinin gülünç taklidi | ||
| Genel | parody i. | 16. yüzyıla ait bir kilise ayini müziği | ||
| Genel | parody i. | alay edercesine kötü olan taklit | ||
| Genel | parody i. | alay | ||
| Genel | parody i. | son derece beceriksizce yapılmış bir taklit | ||
| Genel | parody f. | gülünç bir taklidini yapmak | ||
| Genel | parody f. | parodisini yazmak | ||
| Genel | parody f. | parodi yazmak | ||
| Genel | parody f. | zayıf şekilde taklit etmek | ||
| Genel | parody f. | beceriksizce taklit etmek | ||
| Genel | parody N. | taklit | ||
| Genel | parody N. | yergi | ||
| Edebiyat | ||||
| Edebiyat | parody i. | gülünçleme | ||
| Edebiyat | parody i. | gülünçleme içeren edebi tür | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | parody i. | popüler özdeyiş | ||
| Eski Kullanım | parody i. | popüler atasözü | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | parody in literature i. | edebiyatta parodi |
| Genel | self-parody i. | kendi kendini taklit etme |
| Genel | self-parody i. | kendisinin parodisini yapma |
| Genel | self-parody i. | kendini tiye alma |
| Bilgisayar | ||
| Bilgisayar | parody account i. | parodi hesap |