| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | payer i. | ödeme yapan kimse | ||
|
I am known as a fast payer. Hızlı ödeme yapan biri olarak tanınırım. More Sentences |
||||
| Genel | payer i. | ödeyici | ||
|
That means no one is a net payer and they are all in a much better position than in 2003. Bu da hiç kimsenin net ödeyici olmadığı ve hepsinin 2003'e kıyasla çok daha iyi bir konumda olduğu anlamına geliyor. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | ödeme yapan | ||
|
That means no one is a net payer and they are all in a much better position than in 2003. Bu, hiç kimsenin net ödeme yapmadığı ve hepsinin 2003'e kıyasla çok daha iyi bir konumda olduğu anlamına geliyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | payer i. | muhatap | ||
| Genel | payer i. | ödeyen kimse | ||
| Genel | payer N. | ödeyen taraf | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | borcu ödeyen | ||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | borçlu kişi | ||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | borçlu taraf | ||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | muhatap | ||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | ödemeyi yapan kimse | ||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | ödeyecek kimse | ||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | ödeyecek olan | ||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | ödeyen | ||
| Ticaret/Ekonomi | payer i. | veznedar | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | payer i. | ödeyen | ||
| Hukuk | payer i. | (çocuk hakları politikasına göre) prim ödeyici ebeveyn | ||