| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | snoop f. | gizlice aramak | ||
|
The detective snooped around the house. Dedektif evin etrafını gizlice aradı. More Sentences |
||||
| Genel | snoop i. | burnunu sokan | ||
| Genel | snoop i. | hafiye | ||
| Genel | snoop i. | her işe burnunu sokan kimse | ||
| Genel | snoop i. | meraklı taze | ||
| Genel | snoop i. | gözetleme | ||
| Genel | snoop i. | burnunu sokma | ||
| Genel | snoop i. | karışma | ||
| Genel | snoop f. | merakla gözetlemek | ||
| Genel | snoop f. | burnunu sokmak | ||
| Genel | snoop f. | kurcalamak | ||
| Genel | snoop f. | gizlice araştırmak | ||
| Genel | snoop s. | meraklı | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | snoop into f. | burnunu sokmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | snoop around f. | etrafa bakınmak | ||
| Öbek Fiiller | snoop around f. | (etrafa) bakınmak | ||
| Öbek Fiiller | snoop about (something or some place) f. | (bir şeyi veya bir yeri) aramak | ||
| Öbek Fiiller | snoop about (something or some place) f. | (bir şeyi veya bir yeri) araştırmak | ||
| Öbek Fiiller | snoop about (something or some place) f. | (bir şeyi veya bir yeri) incelemek/eşelemek | ||
| Öbek Fiiller | snoop into (something) f. | (bir şeyi) araştırmak | ||
| Öbek Fiiller | snoop into (something) f. | (bir şeyi) soruşturmak | ||
| Öbek Fiiller | snoop into (something) f. | (bir şeyi) kurcalamak | ||