solos - Türkçe İngilizce Sözlük

solos

solos — Definition

Anlamı ve Tanımı:
tek başına
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈsoʊloʊ/ – BrE /ˈsəʊləʊ/)
Terim Türü:
Sıfat/Zarf: solo
Bir performansın veya eylemin yalnızca tek kişi tarafından yapılmasını tanımlar. İtalyanca solo kökenlidir. Müzik ve spor anlatımlarında yaygın kullanılır

"solos" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 30 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
solo i. solo
She played an amazing guitar solo.
Harika bir gitar solosu çaldı.

More Sentences
solo f. solo yapmak
She soloed significantly at the concert.
Konserde önemli ölçüde solo yaptı.

More Sentences
solo s. yalnız
I love solo hikes in the forest.
Ormanda yalnız yürüyüşlere bayılırım.

More Sentences
solo s. tek kişilik
The vocalist of the group will make a solo album.
Grubun vokalisti tek kişilik bir albüm yapacak.

More Sentences
solo zf. tek başına
This time I decided to go solo.
Bu sefer tek başıma gitmeye karar verdim.

More Sentences
Havacılık
solo i. solo uçuş
I will fly my first solo.
Hayatımdaki ilk solo uçuşumu yapacağım.

More Sentences
solo f. solo uçuş yapmak
Charles Lindbergh made the first solo flight across the Atlantic Ocean in 1927.
Charles Lindbergh, 1927'de Atlantik Okyanusu'nu geçen ilk solo uçuşu yaptı.

More Sentences
solo f. uçağı tek başına uçurmak
The pilot can't solo such a long distance.
Pilot uçağı bu kadar uzun mesafe boyunca tek başına uçuramaz.

More Sentences
Sanat
solo i. solo
She played an amazing guitar solo.
Harika bir gitar solosu çaldı.

More Sentences
Genel
solo i. tek kişilik oyun
solo s. tek kişinin yaptığı
solo zf. yalnızca
Otomotiv
solo i. otokros
solo i. solo çıkış
Havacılık
solo i. pilotun tek başına gerçekleştirdiği uçuş
solo f. (uçağı) tek başına uçurmak
solo f. kendi kendine iş yapmak
solo f. tek başına yapmak
solo f. (uçağı) tek başına uçurmak
Futbol
solo f. (gal futbolunda) topu bırakarak parmak ucu ile yukarı vurmak
solo f. (gal futbolunda) aşağıya bırakılan topu ayak ucuyla yükseltip tekrar elle tutmak
İskambil
solo i. (iskambil oyunlarında) yalnız oyuncunun verdiği teklif
solo i. kartsız yapılan skat hamlesi
solo i. yalnız oyuncunun teklif verdiği bir kart oyunu çeşidi
solo i. ombre oyunu türevi bir oyun
solo i. (bazı kart oyunlarında) bir tür teklif
solo i. (skat oyununda) oyuncunun turun başında dağıtılan 10'ar karttan sonra geriye kalan ve sonra dağıtılmak üzere masanın ortasında kapalı şekilde tutulan iki karttan herhangi birini kullanmadığı oyun
solo i. solo teklifin mümkün olduğu çeşitli kart oyunlarına verilen ad
solo i. ombre oyunundan türemiş bir iskambil oyunu
Müzik
solo i. dans tek başına yapılan gösteri

"solos" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 4 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
solo solo i.
She played an amazing guitar solo.
Harika bir gitar solosu çaldı.

More Sentences
Sanat
solo solo i.
She played an amazing guitar solo.
Harika bir gitar solosu çaldı.

More Sentences
Genel
solo free standing s.
Müzik
solo air i.

"solos" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 50 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a kind of solo folk dance i. çiftetelli
solo flight i. tek başına yapılan uçuş
instrumental solo i. taksim
solo singer i. solocu
solo singer i. solist
a solo project i. solo bir proje
solo artist i. solo sanatçı
solo race i. tek kişilik yarış
solo traveler i. yalnız gezgin
solo show i. kişisel sergi
solo exhibition i. kişisel sergi
solo noble i. solotest oyunu
travelling solo i. yalnız seyahat
work solo f. yalnız çalışmak
Deyim
fly solo f. tek çalışmak
fly solo f. bekar olmak
fly solo f. tek başına çalışmak
fly solo f. tek tabanca olmak
fly solo f. ilişkisi olmamak
Denizcilik
solo diving i. solo dalış
solo diving i. tek bir dalıcının gerçekleştirdiği dalış
Medikal
pdn-solo device i. pdn-solo cihazı
Sosyal Bilimler
solo parent i. yalnız anne veya baba
solo parent i. çocuğu yalnız başına büyüten ebeveyn
solo mother [new zealand] i. bekar anne
solo mother [new zealand] i. tek başına çocuk büyüten anne
Askeri
commando solo i. komando solo
Beysbol
solo homer i. kalede koşucu yokken vurulan sayı turu
solo blast i. kalede koşucu yokken vurulan sayı turu
solo homer i. vurucunun kalede koşucu yokken sayı yapması
solo blast i. vurucunun kalede koşucu yokken sayı yapması
İskambil
solo whist i. oyuncuların yedi tekliften istediğini sunabildiği bir whist oyunu türü
solo whist i. vistin bir çeşidi
Müzik
solo performance i. solo performans
solo album i. solo albüm
guitar solo i. gitar solosu
tasto solo i. tek dokunuş
solo stop i. solo performans taklidine yarayan bir org düğmesi
solo stop i. solo performansı taklit eden org düğmesi
Argo
solo (something) f. teklemek
solo (something) f. tek atmak
solo (something) f. yenmek
solo (something) f. daha iyi olmak
Anthropology
solo man i. solo insanı
solo man i. geç pleistosen döneminde yaşamış bir alt tür
solo man i. solo insanı
solo man i. cava adası'ndaki kemik kalıntılarıyla keşfedilmiş olup genellikle farklı bir tür olarak kabul edilmiş, geç pleistosen döneminde yaşamış neandertale benzeyen bir insan
Star Wars
han solo's apartment i. han solo'nun dairesi
rescue of han solo i. han solo'nun kurtarılması
solo-class combat freighter i. solo-sınıfı muharebe yük gemisi