| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | solo i. | solo | ||
|
She played an amazing guitar solo. Harika bir gitar solosu çaldı. More Sentences |
||||
| Genel | solo f. | solo yapmak | ||
|
She soloed significantly at the concert. Konserde önemli ölçüde solo yaptı. More Sentences |
||||
| Genel | solo s. | yalnız | ||
|
I love solo hikes in the forest. Ormanda yalnız yürüyüşlere bayılırım. More Sentences |
||||
| Genel | solo s. | tek kişilik | ||
|
The vocalist of the group will make a solo album. Grubun vokalisti tek kişilik bir albüm yapacak. More Sentences |
||||
| Genel | solo zf. | tek başına | ||
|
This time I decided to go solo. Bu sefer tek başıma gitmeye karar verdim. More Sentences |
||||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | solo i. | solo uçuş | ||
|
I will fly my first solo. Hayatımdaki ilk solo uçuşumu yapacağım. More Sentences |
||||
| Havacılık | solo f. | solo uçuş yapmak | ||
|
Charles Lindbergh made the first solo flight across the Atlantic Ocean in 1927. Charles Lindbergh, 1927'de Atlantik Okyanusu'nu geçen ilk solo uçuşu yaptı. More Sentences |
||||
| Havacılık | solo f. | uçağı tek başına uçurmak | ||
|
The pilot can't solo such a long distance. Pilot uçağı bu kadar uzun mesafe boyunca tek başına uçuramaz. More Sentences |
||||
| Sanat | ||||
| Sanat | solo i. | solo | ||
|
She played an amazing guitar solo. Harika bir gitar solosu çaldı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | solo i. | tek kişilik oyun | ||
| Genel | solo s. | tek kişinin yaptığı | ||
| Genel | solo zf. | yalnızca | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | solo i. | otokros | ||
| Otomotiv | solo i. | solo çıkış | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | solo i. | pilotun tek başına gerçekleştirdiği uçuş | ||
| Havacılık | solo f. | (uçağı) tek başına uçurmak | ||
| Havacılık | solo f. | kendi kendine iş yapmak | ||
| Havacılık | solo f. | tek başına yapmak | ||
| Havacılık | solo f. | (uçağı) tek başına uçurmak | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | solo f. | (gal futbolunda) topu bırakarak parmak ucu ile yukarı vurmak | ||
| Futbol | solo f. | (gal futbolunda) aşağıya bırakılan topu ayak ucuyla yükseltip tekrar elle tutmak | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | solo i. | (iskambil oyunlarında) yalnız oyuncunun verdiği teklif | ||
| İskambil | solo i. | kartsız yapılan skat hamlesi | ||
| İskambil | solo i. | yalnız oyuncunun teklif verdiği bir kart oyunu çeşidi | ||
| İskambil | solo i. | ombre oyunu türevi bir oyun | ||
| İskambil | solo i. | (bazı kart oyunlarında) bir tür teklif | ||
| İskambil | solo i. | (skat oyununda) oyuncunun turun başında dağıtılan 10'ar karttan sonra geriye kalan ve sonra dağıtılmak üzere masanın ortasında kapalı şekilde tutulan iki karttan herhangi birini kullanmadığı oyun | ||
| İskambil | solo i. | solo teklifin mümkün olduğu çeşitli kart oyunlarına verilen ad | ||
| İskambil | solo i. | ombre oyunundan türemiş bir iskambil oyunu | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | solo i. | dans tek başına yapılan gösteri | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | solo | solo i. | ||
|
She played an amazing guitar solo. Harika bir gitar solosu çaldı. More Sentences |
||||
| Sanat | ||||
| Sanat | solo | solo i. | ||
|
She played an amazing guitar solo. Harika bir gitar solosu çaldı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | solo | free standing s. | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | solo | air i. | ||