Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
scale interval
verdejo
registradora
camporee
sub clover
machine-tools
same person
automatic compensation
fore-deck
ellipsoid
line equalizer
time parameter
process compressor
solid angle
trelliswork
brier patch
resplandor
penta-
pyrethrin
edit controller
Funkbereich
devil grass
defined access
automatic coded access control
vectorial
striding
Geçmiş
Cümleler
striding
— Definition
Anlamı ve Tanımı:
adım
,
ilerleme
Okunuş (IPA):
(AmE /straɪd/ – BrE /straɪd/)
Terim Türü:
İsim: stride (strides); Fiil: stride (strides – strode/stridden – striding)
Uzun ve kararlı adımı; mecazi olarak gelişim sürecindeki ilerlemeyi tanımlayan kelimedir. Eski İngilizce strīdan kökü, güçlü ve kendinden emin hareket fikrini taşır.
Eş Anlamlılar:
step
,
advance
Zıt Anlamlılar:
retreat
,
stagnation
"striding"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 39 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
stride
i.
uzun adım
The receiver took two
strides
and caught the ball.
Yakalayıcı iki
uzun adım
attı ve topu yakaladı.
More Sentences
2
Genel
stride
i.
adım
Emily always walks with long
strides.
Emily her zaman uzun
adımlarla
yürür.
More Sentences
3
Genel
stride
f.
girmek
The boss
strode
angrily into the meeting room.
Patron toplantı odasına öfkeyle
girdi.
More Sentences
4
Genel
stride
i.
uzun adımlarla yürüme
5
Genel
stride
i.
adım mesafesi
6
Genel
stride
i.
adım uzunluğu
7
Genel
stride
i.
bacaklar arası koordine hareket etme süresi
8
Genel
stride
i.
bir bacaklık mesafe
9
Genel
stride
i.
adıma benzer şey
10
Genel
stride
i.
bacaklar ayrık şekilde dikilme
11
Genel
stride
i.
gelişme evresi
12
Genel
stride
i.
gelişim aşaması
13
Genel
stride
i.
gelişme
14
Genel
stride
i.
ilerleme
15
Genel
stride
i.
hedefe yürüme
16
Genel
stride
i.
hedefe ilerleme
17
Genel
stride
i.
olgunlaşma
18
Genel
stride
i.
hareket kabiliyeti
19
Genel
stride
i.
hayvanın ayakları başlangıç pozisyonuna geldiğinde tamamlanan hareket döngüsü
20
Genel
stride
i.
hayvanın adımı ile katettiği mesafe
21
Genel
stride
i.
tam hareket açıklığı
22
Genel
stride
i.
doğal ritim
23
Genel
stride
i.
doğal tempo
24
Genel
stride
f.
uzun adımlarla yürümek
25
Genel
stride
f.
ata biner gibi oturmak
26
Genel
stride
f.
yürüyerek geçmek
27
Genel
stride
f.
geçip gitmek
28
Genel
stride
f.
atlayarak geçmek
29
Genel
stride
f.
aşmak
Irregular Verb
30
Irregular Verb
stride
f.
strode - stridden
Bilgisayar
31
Bilgisayar
stride
i.
kaydırma adımı
32
Bilgisayar
stride
i.
(pikseller içinde) ardışık ögeler arasındaki hafıza noktalarının sayısı
Denizcilik
33
Denizcilik
stride
i.
(kürek çekerken) kürek darbeleri arasındaki mesafe
34
Denizcilik
stride
f.
(yarış kanosunda) kürek çekmek
Anatomi
35
Anatomi
stride
i.
apış
Sanat
36
Sanat
stride
i.
uzun dans adımı
37
Sanat
stride
i.
stride piyano tekniği
Müzik
38
Müzik
stride
s.
stride piyano tekniğine özgü
39
Müzik
stride
s.
stride piyano tekniğine ait veya ilgili
"striding"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
stride length
i.
adım uzunluğu
2
Genel
stride over
f.
bir adımda (birşeyin) üstünden geçmek
3
Genel
stride through
f.
arşınlamak
4
Genel
stride out
f.
uzun adımlarla yürümek
5
Genel
take something in stride
f.
bir şeyi mesele yapmamak
6
Genel
take something in stride
f.
bir şeyin üzerinde durmamak
7
Genel
hit one's stride
f.
en yüksek dereceyi elde etmek
8
Genel
hit one's stride
f.
en yüksek hıza ulaşmak
9
Genel
stride out of
f.
uzun adımlarla yürüyerek -den çıkmak
10
Genel
get into one's stride
f.
kendini kaptırmak
11
Genel
get into one's stride
f.
havasına girmek
12
Genel
stride out of
f.
uzun adımlarla bir yerden çıkmak
13
Genel
stride in/into
f.
uzun adımlarla bir yere girmek
14
Genel
stride [obsolete]
f.
bacakları ayrık şekilde dikilmek
15
Genel
stride [obsolete]
f.
bacakları açık şekilde durmak
16
Genel
in stride
zf.
normal düzende
17
Genel
in stride
zf.
normal hızda
18
Genel
in stride
zf.
keyfi yerinde
Öbek Fiiller
19
Öbek Fiiller
stride off
f.
uzun adımlarla yürümek
20
Öbek Fiiller
stride off
f.
hızlı/acele adımlarla yürümek
21
Öbek Fiiller
stride off
f.
telaşlı/çabuk çabuk yürümek
22
Öbek Fiiller
stride off
f.
kararlı adımlarla yürümek
23
Öbek Fiiller
stride in
f.
-de uzun adımlarla yürümek
24
Öbek Fiiller
stride out of (some place)
f.
(bir yerden) aceleyle/telaşla çıkmak
25
Öbek Fiiller
stride in
f.
kararlılıkla girmek
26
Öbek Fiiller
stride into (some place)
f.
(bir yere) aceleyle/telaşla girmek
27
Öbek Fiiller
stride into (some place)
f.
(bir yere) kararlılıkla girmek
28
Öbek Fiiller
stride in
f.
-de kararlı adımlarla yürümek
29
Öbek Fiiller
stride into (some place)
f.
(bir yere) uzun adımlarla girmek
30
Öbek Fiiller
stride in
f.
uzun adımlarla girmek
31
Öbek Fiiller
stride out of (some place)
f.
(bir yerden) kararlılıkla çıkmak
32
Öbek Fiiller
stride in
f.
-de aceleyle/hızlı hızlı yürümek
33
Öbek Fiiller
stride out of (some place)
f.
(bir yerden) uzun adımlarla yürüyerek çıkmak
34
Öbek Fiiller
stride in
f.
aceleyle/telaşla girmek
Deyim
35
Deyim
take something in one's stride
f.
üstünde durmamak
36
Deyim
take in stride
f.
mesele yapmamak
37
Deyim
take something in one's stride
f.
doğal karşılamak
38
Deyim
take something in stride
f.
üstünde durmamak
39
Deyim
take something in one's stride
f.
mesele yapmamak
40
Deyim
take in stride
f.
üstünde durmamak
41
Deyim
take something in stride
f.
mesele yapmamak
42
Deyim
take something in stride
f.
doğal karşılamak
43
Deyim
take in stride
f.
normal karşılamak
44
Deyim
take in stride
f.
doğal karşılamak
45
Deyim
take something in one's stride
f.
normal karşılamak
46
Deyim
take something in stride
f.
normal karşılamak
47
Deyim
take in stride
f.
zorluklarla sakin bir şekilde uğraşmak
48
Deyim
take something in one's stride
f.
zorluklarla sakin bir şekilde uğraşmak
49
Deyim
break one's stride
f.
tempo kaçırmak
50
Deyim
break one's stride
f.
duraklamak/yavaşlamak
51
Deyim
make a stride
f.
adım atmak
52
Deyim
make a stride
f.
çözüm/çare bulmak
53
Deyim
hit one's stride
f.
performansının/yeteneğinin doruğuna çıkmak
54
Deyim
reach one's stride
f.
performansının/yeteneğinin doruğuna çıkmak
55
Deyim
reach one's stride
f.
formunun/yeteneğinin zirvesinde olmak
56
Deyim
hit one's stride
f.
(özellikle bir oyun/maç için) gününde olmak
57
Deyim
reach one's stride
f.
(özellikle bir oyun/maç için) gününde olmak
58
Deyim
hit one's stride
f.
formunun/yeteneğinin zirvesinde olmak
59
Deyim
put somebody off their stride
f.
birinin dikkatini dağıtmak
60
Deyim
put somebody off their stride
f.
dikkatlerini başka yöne çekmek
61
Deyim
put one off one's stride
f.
gelişimine/gidişatına engel olmak
62
Deyim
put one off one's stride
f.
temposunu bozmak
63
Deyim
put one off one's stride
f.
ritmini bozmak
64
Deyim
make a stride
f.
aşama kaydetmek
65
Deyim
throw someone off his/her stride [usa]
f.
şaşkına döndürmek
66
Deyim
knock someone off stride [usa]
f.
şaşkına döndürmek
67
Deyim
throw someone off his/her stride [usa]
f.
(birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
68
Deyim
throw someone off stride [usa]
f.
(birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
69
Deyim
knock off stride [usa]
f.
(birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
70
Deyim
knock off stride [usa]
f.
şaşkına döndürmek
71
Deyim
knock someone off stride [usa]
f.
(birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
72
Deyim
throw off stride [usa]
f.
(birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
73
Deyim
throw someone off stride [usa]
f.
şaşkına döndürmek
74
Deyim
throw off stride [usa]
f.
şaşkına döndürmek
75
Deyim
knock someone off his/her stride [usa]
f.
(birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
76
Deyim
knock someone off his/her stride [usa]
f.
şaşkına döndürmek
77
Deyim
make a wide stride
f.
büyük ilerleme kaydetmek
78
Deyim
make a wide stride
f.
büyük bir adım atmak
79
Deyim
break stride
f.
duraklamak/yavaşlamak
80
Deyim
break stride
f.
tempo kaçırmak
81
Deyim
follow (someone or something) in stride
f.
(birinin/bir şeyin) peşi sıra gitmek
82
Deyim
follow (someone or something) in stride
f.
(birinin/bir şeyin) peşinden gitmek/gelmek
83
Deyim
follow (someone or something) in stride
f.
(birinin/bir şeyin) izinden gitmek
84
Deyim
follow (someone or something) in stride
f.
(birinin/bir şeyin) yolundan gitmek
85
Deyim
get into your stride [uk]
f.
formunun/yeteneğinin zirvesine ulaşmak
86
Deyim
hit your stride
f.
hız ve ustalık kazanmak
87
Deyim
hit your stride
f.
performansının/yeteneğinin doruğuna çıkmak
88
Deyim
hit your stride
f.
formunun/yeteneğinin zirvesine ulaşmak
89
Deyim
get into stride
f.
kaptırmak
90
Deyim
get into your stride [uk]
f.
performansının/yeteneğinin doruğuna çıkmak
91
Deyim
get into your stride [uk]
f.
hız ve ustalık kazanmak
92
Deyim
get into stride
f.
havaya girmek
93
Deyim
get into stride
f.
hızını almak/bulmak
94
Deyim
hit stride
f.
formunun/yeteneğinin zirvesinde olmak
95
Deyim
hit stride
f.
en yüksek dereceyi elde etmek
96
Deyim
hit stride
f.
(özellikle bir oyun/maç için) gününde olmak
97
Deyim
hit stride
f.
en yüksek hıza ulaşmak
98
Deyim
hit stride
f.
performansının/yeteneğinin doruğuna çıkmak
99
Deyim
match (one) stride for stride
f.
(biri) kadar iyi olmak
100
Deyim
match (one) stride for stride
f.
(birinin) hızını yakalamak/hızında hareket etmek
101
Deyim
match (one) stride for stride
f.
(birinin) seviyesini yakalamak/seviyesinde hareket etmek
102
Deyim
match (one) stride for stride
f.
(birine) denk olmak
103
Deyim
match (one) stride for stride
f.
(birine) ayak uydurmak
104
Deyim
put one off stride
f.
gelişimine/gidişatına engel olmak
105
Deyim
put one off stride
f.
ritmini bozmak
106
Deyim
put one off stride
f.
temposunu bozmak
107
Deyim
reach stride
f.
performansının/yeteneğinin doruğuna çıkmak
108
Deyim
reach stride
f.
(özellikle bir oyun/maç için) gününde olmak
109
Deyim
reach stride
f.
formunun/yeteneğinin zirvesinde olmak
110
Deyim
take something in stride [us]
f.
bir şeyi olduğu gibi kabullenmek/kabul etmek
111
Deyim
take something in stride [us]
f.
bir şeyi doğal karşılamak
112
Deyim
take something in stride [us]
f.
bir şeyin üstünde durmamak
113
Deyim
take it in stride
f.
durumu doğal karşılamak
114
Deyim
take something in your stride [uk]
f.
bir şeyi olduğu gibi kabullenmek/kabul etmek
115
Deyim
take something in your stride [uk]
f.
bir şeyi doğal karşılamak
116
Deyim
take something in stride [us]
f.
bir şeyi normal/sakin karşılamak
117
Deyim
take it in stride
f.
durumu normal/sakin karşılamak
118
Deyim
take it in stride
f.
durumun üstünde durmamak
119
Deyim
take it in stride
f.
durumu olduğu gibi kabullenmek/kabul etmek
120
Deyim
take something in your stride [uk]
f.
bir şeyi normal/sakin karşılamak
121
Deyim
take something in your stride [uk]
f.
bir şeyin üstünde durmamak
122
Deyim
without breaking (one's) stride
zf.
hiç durmadan
123
Deyim
without breaking (one's) stride
zf.
istifini bozmadan
124
Deyim
without breaking stride [us]
zf.
yürüyüşünü/adımlarını hiç bozmadan/yavaşlatmaksızın
125
Deyim
without breaking (one's) stride
zf.
hızını/adımlarını yavaşlatmadan
126
Deyim
without breaking stride [us]
zf.
yavaşlamayarak
127
Deyim
without breaking stride [us]
zf.
hiç duraksamadan
128
Deyim
without breaking (one's) stride
zf.
yürüyüşünü/adımlarını hiç bozmadan/yavaşlatmaksızın
129
Deyim
without breaking stride [us]
zf.
istifini bozmadan
130
Deyim
without breaking stride [us]
zf.
hiç durmadan
131
Deyim
without breaking (one's) stride
zf.
hiç duraksamadan
132
Deyim
without breaking stride [us]
zf.
hızını/adımlarını yavaşlatmadan
133
Deyim
without breaking (one's) stride
zf.
yavaşlamayarak
134
Deyim
stride for stride
zf.
adım adım
135
Deyim
in stride
expr.
mesele yapmadan
136
Deyim
in stride
expr.
doğal/normal bir şekilde
137
Deyim
in stride
expr.
üzülmeden
138
Deyim
in stride
expr.
kırılmadan
139
Deyim
without breaking stride [us]
expr.
hızını kesmeden
140
Deyim
without breaking stride [us]
expr.
hiç durmadan
141
Deyim
without breaking stride [us]
expr.
yürüyüşünü/adımlarını hiç bozmadan/yavaşlatmaksızın
142
Deyim
without breaking stride [us]
expr.
hızını/adımlarını yavaşlatmadan
143
Deyim
without breaking stride [us]
expr.
yavaşlamayarak
144
Deyim
without breaking stride [us]
expr.
istifini bozmadan
145
Deyim
without breaking stride [us]
expr.
hiç duraksamadan
Askeri
146
Askeri
stride level
i.
uzun seviyeleyici
147
Askeri
diagonal stride without poles
i.
sopasız zikzaklı uzun adımlarla yürüme
148
Askeri
diagonal stride
f.
zikzaklı uzun adımlarla yürümek
Spor
149
Spor
length of stride
i.
adım uzunluğu
Müzik
150
Müzik
stride piano
i.
stride piyano tekniği
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of striding
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy