threatening - Türkçe İngilizce Sözlük

threatening

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

threatening — Definition

Anlamı ve Tanımı:
tehditkâr, göz korkutucu
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈθrɛtənɪŋ/ – BrE /ˈθrɛtənɪŋ/)
Terim Türü:
Sıfat
tehlike veya zarar olasılığını çağrıştıran nitelik. threaten fiilinin sıfatlaşmış biçimi. Söylem ve davranış analizlerinde niyet okumasına yol açar.
Eş Anlamlılar:
menacing, ominous
Zıt Anlamlılar:
harmless, friendly

"threatening" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
threatening s. tehditkar
Also symptomatic of this are the USA's threatening gestures directed at Baghdad, which are not always credible.
ABD'nin Bağdat'a yönelik her zaman inandırıcı olmayan tehditkâr jestleri de bunun bir göstergesidir.

More Sentences
threatening i. tehdit
Genel
threatening s. tehditkâr
The boy had a threatening attitude on the subway.
Metrodaki çocuğun tehditkâr bir tavrı vardı.

More Sentences
Meteoroloji
threatening s. fırtına habercisi olan
The clouds looked too threatening to sail that day.
Bulutlar kötü havanın habercisi olduğu için o gün yelken açılamazdı.

More Sentences
Genel
threatening i. tehdit etme
threatening i. gözdağı verme
threatening i. korkutma
threatening s. endişe verici
threatening s. korkutucu
threatening s. tehdit edici
threatening s. tehdit eden
threatening s. göz korkutucu
Meteoroloji
threatening s. bulutlarla kaplanarak kararmış

"threatening" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 37 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
non-threatening form i. tehditkar olmayan biçim
threatening with death i. ölümle tehdit
threatening with death i. ölümle tehdit etme
threatening factors i. tehdit eden unsurlar
factors threatening the biological diversity i. biyolojik çeşitliliği tehdit eden faktörler
be threatening f. kokorozlamak
kick a life-threatening situation f. hayati tehlike atlatmak
avert a life-threatening danger f. hayati tehlike atlatmak
overcome a life-threatening situation f. hayati tehlike atlatmak
life threatening s. yaşamı tehdit eden
life-threatening s. hayati tehlike oluşturan
life-threatening s. hayatı tehdit eden
life-threatening s. hayati risk içeren
non-life-threatening s. hayati risk içermeyen
non-life-threatening s. hayati tehlike içermeyen
Konuşma
are you threatening me? expr. beni tehdit mi ediyorsun?
Hukuk
threatening with death i. öldürme tehdidi
threatening letter i. tehdit mektubu
threatening letters i. tehdit mektupları
Siyasal
threatening relatives of the victim i. yakınlara yönelik tehdit
Medikal
life threatening injury i. hayati risk
life-threatening illness i. hayatı tehdit eden hastalık
life threatening medical emergency i. insan hayatını tehdit eden tıbbi acil
life-threatening event i. yaşamı tehdit edici olay
life-threatening conditions i. yaşamı tehdit eden durumlar
life-threatening physiopathological changes i. yaşamı tehdit eden fizyopatolojik değişiklikler
life-threatening neurological sign i. hayatı tehdit edici düzeyde nörolojik bulgu
life-threatening complication i. hayatı tehdit eden komplikasyon
life-threatening severe metabolic decompensation i. yaşamı tehdit eden ağır metabolik dekompansasyon
life-threatening liver disease i. hayatı tehdit eden karaciğer hastalığı
a life threatening clinical entity i. yaşamı tehdit eden bir tablo
life-threatening injury i. hayatı tehdit eden yaralanma
a life-threatening clinical condition i. hayatı tehdit eden klinik bir komplikasyon/durum
life-threatening allergic reaction i. hayatı tehdit eden alerjik reaksiyon
life-threatening bacterial disease i. hayatı tehdit eden bakteriyel hastalık
life-threatening clinical complication i. hayatı tehdit eden klinik komplikasyon
life threatening metabolic derangement i. hayatı tehdit edici metabolik bozukluk