| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Medikal | ||||
| Medikal | thrombolytic s. | trombolitik | ||
|
Heparin is not a thrombolytic or fibrinolytic. Heparin trombolitik veya fibrinolitik değildir. More Sentences |
||||
| Medikal | thrombolytic s. | trombolitik | ||
|
Heparin is not a thrombolytic or fibrinolytic. Heparin trombolitik veya fibrinolitik değildir. More Sentences |
||||
| Eczacılık | ||||
| Eczacılık | thrombolytic i. | trombolitik ajan | ||
| Eczacılık | thrombolytic i. | kalp kasına kan akışını engelleyen pıhtıları parçalayabilen ilaç | ||
| Eczacılık | thrombolytic s. | damarı tıkayan pıhtıları yok eden | ||
| Eczacılık | thrombolytic s. | damarı tıkayan pıhtıları parçalayan | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Medikal | ||||
| Medikal | thrombolytic agents i. | trombolitik ajanlar | ||
| Medikal | thrombolytic reperfusion i. | trombolitik ile kanlanmanın yeniden sağlanması | ||
| Medikal | intravenous thrombolytic therapy i. | intravenöz trombolitik tedavi | ||
| Medikal | thrombolytic therapy i. | trombolitik tedavi | ||
| Medikal | complication due to thrombolytic therapy i. | trombolitik tedaviye bağlı komplikasyon | ||
| Eczacılık | ||||
| Eczacılık | thrombolytic agent i. | trombolitik ajan | ||
| Eczacılık | thrombolytic agent i. | trombolitik | ||
| Eczacılık | thrombolytic agent i. | kalp kasına kan akışını engelleyen pıhtıları parçalayabilen bir tür ilaç | ||