tiptoe - Türkçe İngilizce Sözlük

tiptoe

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

tiptoe — Definition

Anlamı ve Tanımı:
parmak ucunda yürümek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈtɪptoʊ/ – BrE /ˈtɪptəʊ/)
Terim Türü:
İsim/Fiil: tiptoe (tiptoes – tiptoed – tiptoeing)
Sessiz veya dikkatli hareket etme biçimi. tip ve toe birleşimiyle oluşmuş bileşik fiil ve addır. Mecazi kullanımda ihtiyatlı ilerlemeyi anlatır.
Eş Anlamlılar:
creep, sneak (contextual)
Zıt Anlamlılar:
stomp

"tiptoe" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 14 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
tiptoe i. parmak ucu
He tiptoed into the room.
Parmak ucunda odaya girdi.

More Sentences
tiptoe f. parmak uçlarında yürümek
The children tiptoed into the kitchen.
Çocuklar parmak uçlarında yürüyerek mutfağa girdiler.

More Sentences
tiptoe zf. parmak uçlarına basarak
Tom quietly opened the door and tiptoed into the room.
Tom sessizce kapıyı açtı ve parmak uçlarına basarak odaya gitti.

More Sentences
tiptoe zf. sessizce
I thought Tom was asleep, so I tiptoed out of the room.
Tom'un uyuduğunu sandım, o yüzden sessizce odadan çıktım.

More Sentences
tiptoe i. ayak parmağının ucu
tiptoe i. ayakucu
tiptoe i. ayak parmağı ucu
tiptoe f. ayaklarının ucuna basarak ilerlemek
tiptoe f. ayaklarının ucuna basarak yürümek
tiptoe f. sessizce ve dikkatle hareket etmek
tiptoe f. sinsice ilerlemek
tiptoe f. parmak ucunda yürümek
tiptoe s. heyecanlı
tiptoe s. meraklı

"tiptoe" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 20 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
tiptoe mirth i. çok neşeli olma
walk on tiptoe f. ayakucuna basarak yürümek
on tiptoe zf. parmak uçlarına basarak
on tiptoe zf. sessizce
on the tiptoe zf. gizlice
on the tiptoe zf. ayak ucu üzerine
on tiptoe zf. heyecanla
on tiptoe zf. ayaklarının ucuna basarak
on the tiptoe zf. ayak ucu üzerine, gizlice
on the tiptoe zf. pek istekli
Öbek Fiiller
tiptoe around f. (konunun) etrafından dolanmak
tiptoe around f. lafı dolandırmak
tiptoe around (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) etrafından dolanmak
tiptoe around (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) yüz yüze gelmekten kaçınmak
Deyim
tiptoe around f. sakınmak
tiptoe around f. çok dikkatli davranmak
be a tiptoe f. istekli olmak
be a tiptoe f. uyanık olmak
Edebiyat
a-tiptoe zf. istekli bir şekilde
a-tiptoe zf. hevesle