| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | trading i. | ticaret yapma | ||
|
Trading in the food industry is always fruitful. Gıda sektöründe ticaret yapmak her zaman kazançlı bir iştir. More Sentences |
||||
| Genel | trading i. | ticaret | ||
|
Trading is not permitted under MARPOL Annex VI. MARPOL Ek VI kapsamında ticarete izin verilmemektedir. More Sentences |
||||
| Genel | trading i. | işlem | ||
|
Now you’re ready to make your first trade! Artık ilk işleminizi yapmaya hazırsınız! More Sentences |
||||
| Genel | trading i. | alım satım yapma | ||
|
A well-planned strategy worked well for internet day trading. İyi planlanmış bir strateji internet üzerinden günlük alım satım işlemlerinde olumlu sonuç verdi. More Sentences |
||||
| Genel | trading s. | ticari | ||
|
However, INTERREG did not meet the expectations raised as a basis for developing these trading relations. Ancak INTERREG, bu ticari ilişkilerin geliştirilmesi için bir temel olarak ortaya konan beklentileri karşılamamıştır. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | trading i. | ticaret | ||
|
Trading is not permitted under MARPOL Annex VI. MARPOL Ek VI kapsamında ticarete izin verilmemektedir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | trading i. | işlem görme | ||
| Genel | trading i. | alışveriş | ||
| Genel | trading i. | iş hacmi | ||
| Genel | trading s. | tüccarlar ve müşterilerin sık gelip gittiği | ||
| Genel | trading s. | alışverişin yoğun olduğu | ||
| Genel | trading s. | rüşvetçi | ||
| Genel | trading s. | komisyoncu | ||
| Genel | trading s. | dalavereyle iş gören | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | trading i. | alışveriş | ||
| Ticaret/Ekonomi | trading i. | borsada kısa süreli alım ve satımlar | ||
| Ticaret/Ekonomi | trading i. | değiş tokuş | ||
| Sigortacılık | ||||
| Sigortacılık | trading i. | sefer sahası | ||