| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | wider s. | daha geniş | ||
|
They couldn't see things in a wider picture. Olayları daha geniş bir pencereden göremediler. More Sentences |
||||
| Genel | wider s. | geniş | ||
|
The wider Europe strategy is a mixture of the Barcelona Process and our plans for our eastern neighbours. Geniş Avrupa stratejisi Barselona Süreci ile doğu komşularımıza yönelik planlarımızın bir karışımıdır. More Sentences |
||||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | wider family i. | (çekirdek aile bireyleri dışındaki) yakın akrabalar | ||
| Genel | wider audience i. | daha geniş kitle | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | cast one's net wider f. | (değerlendirmenin vs) kapsamını geniş tutmak | ||
| Deyim | cast (one's) net wider f. | bakış açısını geniş tutmak | ||
| Deyim | cast (one's) net wider f. | birçok farklı seçeneği değerlendirmek | ||
| Deyim | cast your net wider f. | farklı seçenekleri değerlendirmek | ||
| Deyim | cast the net wider f. | farklı seçenekleri değerlendirmek | ||
| Deyim | cast the net wider f. | bakış açısını geniş tutmak | ||
| Deyim | cast your net wider f. | birçok farklı seçeneği değerlendirmek | ||
| Deyim | cast the net wider f. | birçok farklı seçeneği değerlendirmek | ||
| Deyim | cast your net wider f. | bakış açısını geniş tutmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | wider band i. | geniş dalgalanma marjlı döviz kuru sistemi | ||
| Trafik | ||||
| Trafik | no vehicles wider than indicated expr. | ... m'den daha geniş araçlar giremez | ||