klasik - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

klasik



Sens de "klasik" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 13 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
klasik classic n.
klasik classical adj.
General
klasik classicist n.
klasik usual adj.
klasik vintage adj.
klasik standard adj.
klasik conservative adj.
klasik classic adj.
klasik attical [obsolete] adj.
klasik usu (usual) adj.
klasik old-fashioned adj.
Technical
klasik conventional adj.
Education
klasik textbook adj.

Sens de "klasik" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 481 résultat(s)

Turc Anglais
General
klasik edebiyat classical literature n.
klasik silahlar conventional weapons n.
oxford'da klasik diller imtihanı literae humaniores n.
klasik mitoloji classical mythology n.
klasik edebiyat uzmanı classicist n.
klasik biçime uyma classicism n.
klasik metin codex n.
klasik eserler yazan yazar classic n.
klasik olmayan matematiksel mantık nonclassical mathematical logic n.
klasik eser classic n.
klasik mobilya classical furniture n.
klasik mimari classical architecture n.
klasik biçim yanlısı classicist n.
klasik öğrenim classicism n.
klasik uygarlık classical civilization n.
klasik sözlükler classical dictionaries n.
klasik tarz taraftarı classicist n.
klasik bir örnek textbook example n.
klasik çince traditional chinese n.
klasik ekonomi okulu classical school of economics n.
klasik şartlanma classical conditioning n.
klasik coğrafya classical geography n.
klasik bilimler classic sciences n.
klasik roman classic novel n.
klasik çalışmalar classical studies n.
klasik müzik classical music n.
klasik yaklaşım classical approach n.
klasik yapıt classic n.
klasik bale classical ballet n.
klasik araba vintage car n.
klasik arabalar classic cars n.
klasik örnek pasaj locus classicus n.
klasik yazar classic writer n.
klasik amerikan romanı classic american novel n.
klasik türk edebiyatı classical turkish literature n.
klasik çalışma classic study n.
çağdaş klasik müzik contemporary classical music n.
eski yunan dönemindeki klasik üslup ve formların yeniden canlanması neoclassicism n.
eski yunan dönemindeki klasik üslup ve formların yeniden canlanması neo-classicism n.
eski yunan dönemindeki klasik üslubu canlandırma akımından yana olan kimse neoclassicist n.
klasik ve mükemmel bir vaka/örnek textbook case/example n.
özellikle klasik yunan oyunlarında görülen, sahne dışında gerçekleşmiş bir olayı iletmek üzere sahneye gelen karakter messenger n.
klasik yunanca hellenic n.
klasik dönem alimi humanist n.
klasik baleden daha gayri resmi olan bir modern bale türü modern dance n.
(kısaca) klasik örnek pasaj locus n.
klasik örnek locus classicus n.
klasik kıyafet parçası classic n.
klasik posta pulu classic n.
oxford üniversitesi'nin klasik bilimler lisans programından özellikle onur derecesiyle mezun olmak için geçilmesi gereken son sınav great n.
oxford üniversitesi'nin klasik bilimler lisans programından özellikle onur derecesiyle mezun olmak için geçilmesi gereken son sınava hazırlanmak için alınan ders great n.
klasik yunan oyunlarında ahlaki sorunlarla ilgili bir koro greek chorus n.
klasik otomobil oldtimer n.
klasik araba oldtimer n.
katlanabilir tavanlı klasik bir araba türü phaeton n.
bağcıklı klasik bir ayakkabı modeli slipper [obsolete] n.
orjinal içeriğin hayranlarını çekmek amacıyla klasik yapımlardan eski karakterleri, konseptleri ve fikirleri yeni yapıma dahil etme eylemi nostalgia bait n.
klasik parça classical piece n.
(klasik ölçüde) sabit dizi system n.
klasik araba koleksiyonu yapmak (özellikle 1919-1930 arası modeller) collect vintage cars v.
(hatları) klasik dönem heykelleri gibi dökmek sculpture v.
klasik nitelikte augustan adj.
klasik biçimde olan classical adj.
klasik tarz taraftarlığına ait classicistic adj.
kısmen klasik semiclassical adj.
klasik olmayan nonclassical adj.
sanat, edebiyat, müzik veya mimaride klasik eski yunan üslubunu yeniden canlandıran ya da uyarlayan neoclassic adj.
sanat, edebiyat, müzik veya mimaride klasik eski yunan üslubunu yeniden canlandıran ya da uyarlayan neoclassical adj.
yeni klasik neoclassical adj.
eski yunan dönemindeki klasik üslubu canlandıran nitelikte neoclassicistic adj.
klasik olmayan unclassical adj.
klasik tarzda eğitilmiş legit adj.
klasik kahraman prototiplerini eleştiren heroicomic adj.
klasik edebiyat ile ilişkili classical adj.
klasik antik yunan ve roma dönemi sonrasına ait veya ilgili postclassical adj.
klasik dönem öncesine ait preclassical adj.
klasik dönem öncesi ile ilgili preclassical adj.
klasik dönem öncesine ait veya ilgili preclassic adj.
klasik varsayımlardan aşağı görülen semiclassical adj.
iki veya daha fazla klasik ölçü dönemine özgü systematic adj.
iki veya daha fazla klasik ölçü dönemi ile ilgili systematic adj.
iki veya daha fazla klasik ölçü dönemini oluşturan systematic adj.
aynı klasik ölçüde yazılmış mısralar grubuna özgü systematic adj.
aynı klasik ölçüde yazılmış mısralar grubuna ait systematic adj.
aynı klasik ölçüde yazılmış mısralar grubunu oluşturan systematic adj.
iki veya daha fazla klasik ölçü dönemine özgü systematical adj.
iki veya daha fazla klasik ölçü dönemi ile ilgili systematical adj.
iki veya daha fazla klasik ölçü dönemini oluşturan systematical adj.
aynı klasik ölçüde yazılmış mısralar grubuna özgü systematical adj.
aynı klasik ölçüde yazılmış mısralar grubuna ait systematical adj.
aynı klasik ölçüde yazılmış mısralar grubunu oluşturan systematical adj.
klasik olarak classically adv.
kısmen klasik olarak semiclassically adv.
klasik zamanlarda in classical times adv.
klasik olarak ideally adv.
klasik anlamına gelen ön ek classico- pref.
klasik ve anlamına gelen ön ek classico- pref.
(klasik müzikte) ripieno rip (ripieno) abrev.
Colloquial
klasik filoloji classics n.
klasik cevap stock answer n.
klasik ve kaliteli araba packard n.
Idioms
klasik üslup classical style n.
klasik biçim classical style n.
klasik yöntem time-honored practice n.
klasik yöntem time-honoured practice n.
depo köşelerinde unutulmuş klasik araba barn find n.
ambar köşelerinde bulunmuş klasik araba barn find n.
klasik müzik longhair n.
klasik/kanaatkar bakış açısına sahip olduğu düşünülen kişileri şaşırtmak épater les bourgeois v.
klasik/kanaatkar bakış açısına sahip olduğu düşünülen kişileri şok etmek épater les bourgeois v.
Trade/Economic
klasik denkleşme mekanizması classical adjustment n.
klasik yaklaşım old approach n.
klasik demokratik kuram classical democratic theory n.
klasik ikilem classical dichotomy n.
klasik iktisat okulu classical school for economics n.
klasik iktisat ekolü classical economics n.
klasik işsizlik classical unemployment n.
klasik yaklaşım direktifleri old approach directives n.
klasik okul classical school n.
klasik teori classical theory n.
klasik liberalizm liberal school n.
klasik elitizm classical elitism n.
klasik örgüt kuramı classical organizational theory n.
klasik istihdam teorisi classical theory of employment n.
klasik şeker classical sugar n.
klasik iktisat classical economics n.
klasik liberalizm classical liberalism n.
klasik alan classical range n.
kurumlar vergisi klasik sistemi classical system of corporation tax n.
neo klasik iktisat neoclassical economics n.
neo-klasik karşı devrim neoclassical counter revolution n.
yeni klasik ekonomi teorisi new classical economics n.
yeni klasik makro iktisat new classical macroeconomics n.
klasik dönem sonrası iktisatçıların teorileri veya öğretileri ile ilgili neoclassical adj.
klasik ekonomi ile ilgili classical adj.
klasik ekonomiye ait classical adj.
Law
klasik görüş classical theory n.
klasik ceza düzenlemesi ile ilgili classical adj.
Politics
(klasik antik dönemde) egemenliğin bağımsız bir şehrin özgür vatandaşlarına ait olduğu devlet city n.
Institutes
cumhurbaşkanlığı klasik türk müziği korosu presidential classical turkish music choir n.
devlet klasik türk müziği korosu state choir of classical turkish music n.
Technical
klasik kablo bağlantısı conventional wiring n.
klasik kanal classical canal n.
klasik metot conventional method n.
klasik çekirdekleme kuramı classical nucleation theory n.
klasik mekanik classical mechanics n.
klasik ekipman conventional equipment n.
klasik birim hacim kütlesi conventional mass per volume n.
klasik donatı conventional equipment n.
uçucu olmayan maddelerin klasik metotla tayini conventional determination of non-volatile matters n.
klasik veya klasik olmayan mimari kompozisyonun farklı parçalarının oranlarının ölçüldüğü bir ölçü birimi olarak kullanılan parça boyutu module n.
klasik inşaat tarzında conventional adj.
Computer
klasik donatı conventional equipment n.
klasik masaüstü classic desktop n.
klasik biçem classic style n.
klasik ekipman conventional equipment n.
windows klasik windows classic n.
dtr veya klasik dtr or classic expr.
tablo klasik table classic expr.
yalnızca klasik classic only expr.
Informatics
klasik küme teorisi conventional set theory n.
Textile
(kıyafet) klasik classic adj.
Architecture
klasik mimaride genellikle ailenin kadınları için yapılan iç oda ya da çardak thalamus n.
klasik bir tapınağı çevreleyen sıra sütunlar ya da duvar peribolos n.
klasik bir tapınağı çevreleyen sıra sütunlar ya da duvar peribolus n.
(klasik mimaride kullanılan) sütun kaidesi torus n.
(klasik mimaride kullanılan) sütun kaidesi tore n.
klasik mimaride sütun tabanlarında kullanılan içbükey kalıplama trochilus n.
klasik mimaride sütun tabanlarında kullanılan içbükey kalıplama trochilus n.
klasik cephe kornişinin üzerindeki alçak duvar veya kat attic n.
kubbeli çatıyı destekleyen halka şeklinde dizilmiş sütunlardan oluşan ve genellikle tapınak işlevi gören klasik bir yapı monopteros n.
klasik mimari stili classicals orders n.
(saçaklık ve kolon tipine göre tanımlanan) klasik mimari tarzı classicals orders n.
müzik yarışmaları için kullanılan küçük ve klasik bina odeion n.
sütun veya duvar ayaklarının binanın birkaç katını birden taşıdığı klasik mimari colossal order n.
geç roma dönemi'ne ait iyon volütlerinin korint başlıklarına yerleştirilmesiyle oluşturulan klasik sütun composite order n.
klasik stile dayanan sütunlu yapı order n.
(klasik tapınakta) cella bölümünden ayrı duran bir sıra sütun pteron n.
klasik tapınak sütunlarının altındaki taş kısım podium n.
klasik tapınağı destekleyen duvar podium n.
(klasik tapınak) çatısız hypaethral adj.
klasik yunan mimarisine ait greek adj.
klasik yunan mimarisiyle ilgili greek adj.
klasik yunan mimarisini taklit eden greek adj.
(klasik tapınak veya tapınak stilli bina) önden çift kolonlu distyle adj.
(klasik tapınak veya tapınak stilli bina) önde iki kolonu olan distyle adj.
beş klasik sütun tipinden birine ait veya ilgili composite adj.
Construction
klasik dayanım conventional strength n.
klasik lineer optimal kontrol classical linear optimal control n.
Automotive
amerikan klasik otomobil kulübü classic car club of america n.
klasik otomobil vintage car n.
klasik otomobil classic car n.
klasik otomobil yarışları historical car racing n.
(otomobil) klasik classic adj.
Aeronautic
klasik flater classical flutter n.
Medical
klasik olarak aktive olan makrofajlar classically activated macrophages n.
klasik yara bakım yöntemleri traditional wound care methods n.
klasik tedavi classic therapy n.
klasik sitogenetik analiz conventional cytogenetic analysis n.
klasik cerrahi tedavi classic surgical therapy n.
klasik polisomnografik inceleme conventional polysomnographic examination n.
klasik küçük kare kalibrasyon metodu classical least square calibration method n.
klasik transventriküler yaklaşım classic transventricular method n.
klasik göğüs ağrısı classic chest pain n.
klasik opioid anestezisi classical opioid anesthesia n.
klasik nöroleptik classical neuroleptic n.
klasik sezaryene bağlı spontan uterus rüptürü spontaneous uterus rupture due to the classical caesarean n.
klasik kaposi sarkoma classic kaposi sarcoma n.
konvansiyonel klasik radyoterapi conventional radiation therapy n.
Psychology
klasik toplumsal hareket teorisi classical social movement theory n.
klasik şartlandırma classical conditioning n.
(klasik koşullanmada) asıl uyarıcıya benzeyen bir uyarıcıyla koşullu tepkinin ortaya çıkarılması irradiation n.
Pathology
klasik migren common migraine n.
klasik fenilketonüri classical phenylketonuria n.
klasik hidatiform mol classical hydatidiform mole n.
klasik hemofili haemophilia a n.
klasik hemokromatozis classic hemochromatosis n.
klasik hemokromatozis idiopathic hemochromatosis n.
klasik hemofili classical haemophilia n.
klasik hemofili classical hemophilia n.
klasik domuz vebası classical swine fever n.
klasik domuz gribi classical swine fever n.
klasik domuz vebası classic swine fever n.
klasik domuz gribi classic swine fever n.
Printing
klasik latincede çift ünlü olarak telaffuz edilen æ ve œ seslerinden her biri diphthong n.
Gastronomy
klasik türlü classic vegetable stew n.
(italyan şarabı) klasik classico adj.
avrupa ve özellikle fransa'nın klasik yemeklerinden oluşan mutfağa ait continental adj.
avrupa ve özellikle fransa'nın klasik yemeklerinden oluşan mutfak ile ilişkili continental adj.
Math
klasik kümeler crisp sets n.
Logic
klasik mantıkta her şekilde sonuç veren modların birinci şekilde gösterimini temsil eden bir kelime barbara n.
klasik mantıkta her şekilde sonuç veren modların ikinci şekilde gösterimini temsil eden bir kelime baroco n.
klasik mantıkta bir modus baroko n.
klasik mantıkta üçüncü tasım biçiminin geçerli bir kalıbı bocardo n.
klasik mantıkta mod gösterimlerini belirtmede kullanılan bir hatırlatma kelimesi barmalip n.
klasik mantıkta mod gösterimlerini belirtmede kullanılan bir hatırlatma kelimesi bramantip n.
klasik mantıkta dördüncü tasım biçimini temsil eden bir ezberleme sözcüğü dimaris n.
klasik mantıkta dördüncü tasım biçimini temsil eden bir ezberleme sözcüğü dimatis n.
klasik mantıkta üçüncü tasım biçimini temsil eden bir ezberleme sözcüğü felapton n.
klasik mantıkta üçüncü tasım biçimlerinden birini temsil eden bir ezberleme sözcüğü disamis n.
Statistics
genelleştirilmiş klasik doğrusal tahmin ediciler generalised classical linear estimators n.
Physics
elektromanyetik alanların klasik özelliklerini özetleyen dört diferansiyel denklem maxwell's equations n.
kuantum mekaniği kavramını klasik fiziğe göre açıklama objectivation n.
klasik fizik classical physics n.
(klasik mekanikte) bir sistemin veya belirli bir zamanda bu sistemde etkili olan kuvvetlerin dinamik değişkenlerinin değerlerinin ileriki zamanda yer alan değişkenlerin değerlerini tümüyle belirlediği ilkesi determinism n.
klasik fiziğe ait classical adj.
klasik fizik ile ilgili classical adj.
(rölativistik kuantum mekaniği) klasik fizik ögelerini muhafaza eden yaklaşımlar ile ilgili semiclassical adj.
Biochemistry
klasik yol classical pathway n.
Social Sciences
klasik modellere ve doğaya dayanan edebi uygunluk standardı decorum n.
büyük iskender'in ölümünden augustus'un tahta çıkışına kadar süren klasik dönem sonrası yunan tarihi ve kültürüyle ilgili hellenistic adj.
klasik dönem ilmine ait veya ilişkin humanist adj.
klasik hint kültüründen türemiş sanskrit adj.
klasik hint kültürü ile ilişkili sanskrit adj.
Education
klasik filoloji classical philology n.
klasik arkeoloji classical archaeology n.
klasik sosyal teori classical social theory n.
klasik gerçek ölçüm kuramı classical true score theory n.
klasik bilimler classics n.
klasik kolej classical college n.
klasik öğrencisi classical scholar n.
(üniversitede klasik onur derecesi için gerçekleştirilen) final sınavı classical tripos examination n.
klasik öğrenciliği classicalism n.
klasik öğrenciliği classicism n.
klasik öğrencisi classicalist n.
klasik eğitim destekçisi classicalist n.
klasik eğitim yanlısı kimse classicalist n.
klasik roma uygarlığı veya hukuku üzerine çalışan öğrenci romanist n.
klasik eğitim ile ilgili classical adj.
klasik eğitime ait classical adj.
Literature
klasik trajedide felaketle sonuçlanan olaydan hemen önceki yoğun bölüm catastasis n.
klasik vezinde dört kısa seslemden oluşan kelime tetrabrach n.
20. yüzyılın başlarında rus simgeciliğine tepki olarak çıkmış dilde klasik duruluğa ve gerçekliğe yakın nesnelliği savunan edebiyat akımı acmeist poetry n.
20. yüzyılın başlarında rus simgeciliğine tepki olarak çıkmış dilde klasik duruluğa ve gerçekliğe yakın nesnelliği savunan edebiyat akımı acmeism n.
klasik yazar ancient n.
klasik yunancanın başlıca edebi lehçesi attic n.
klasik yunan dramasında ilk ve ikinci bölüm arasındaki koro bölümü epode n.
klasik sanskrit şiirinde süslü ve yapay dil kullanılan tarz kavya n.
klasik edebi eserlerin filme uyarlanması versioning n.
iki klasik hindu destanından biri hastinapura n.
satirik olan veya klasik kahraman prototiplerini eleştiren, dörtlü ölçüde uyaklı yazılmış beyit veya dörtlük hudibrastic n.
rönesans dönemi'nde ortaya çıkmış, klasik dönem çalışmalarını temel alan kültürel bir akım humanism n.
klasik edebiyat alimi humanist n.
(klasik söz sanatında) dinleyicinin düşünce ve hareketlerini etkileme sanatı rhetoric n.
glikonik dizeli klasik bir şiir tarzı glyconic n.
klasik ermenice classical armenian n.
klasik özellik classicality n.
klasik eser classicality n.
klasik yapıt classicality n.
klasik öğrenciliği classicality n.
(klasik yunan ve latin şiirinde) 2 veya 3 hecelik vezinden iki adet içeren bürünsel birim dipody n.
klasik yunanistan'da koro şarkısını temel alıp genellikle 3 parçalı bir kasideden oluşan bir şiir çeşidi ode n.
klasik örnek metin place [obsolete] n.
klasik dil dönemi sonrası sürece özgü eser postclassicism n.
klasik eser üzerindeki açıklayıcı not scholia n.
klasik şiirde bir dize formu priapean n.
(klasik yunan ve latin şiirinde) iki veya üç hecelik vezinden iki adet içeren bürünsel birim syzygy n.
edebiyatta klasik üslubun yeniden canlanması veya uyarlanmasıyla ilgili neoclassical adj.
klasik vezinde dört bürünbirimcik uzunluktan oluşan tetrachronous adj.
klasik vezinde dört bürünbirimcik uzunluktan oluşan tetrasemic adj.
klasik kahraman prototiplerini eleştiren mock-heroic adj.
klasik kahraman prototiplerini eleştiren mock-epic adj.
klasik kahraman prototiplerini eleştiren heroi-comic adj.
satirik olan veya klasik kahraman prototiplerini eleştiren, dörtlü ölçüde uyaklı yazılmış beyitlerden oluşan şiir tarzına ait veya ilişkin hudibrastic adj.
(klasik şiir) sonunda ünsüz grubu bulunan ünlü ses ile ilgili long adj.
(klasik vezin tekniği) kısa okunan cyclic adj.
Linguistics
klasik süryani alfabesi estranghelo n.
klasik söz sanatının beş ilkesinden biri olan hafıza disiplini ve anımsama memoria n.
klasik latince haricinde kalan latince lehçesi low latin n.
klasik latince haricindeki latince formu low latin n.
klasik çince classical chinese n.
klasik yunanca classical greek n.
klasik latince classical latin n.
klasik ölçü contraction n.
klasik mantıkta üçüncü tasım biçimlerinden birini ifade eden bir ezberleme sözcüğü datisi n.
klasik mantıkta dördüncü tasım biçimlerinden birini ifade eden bir ezberleme sözcüğü fresison n.
klasik çince ile ilgili classical chinese adj.
klasik çinceye ait classical chinese adj.
History
klasik dönem classical antiquity n.
klasik dönem classical period n.
klasik dönem the classical era n.
14. ve 15. yy'lar arasında klasik örneklerden esinlenerek sanat ve edebiyatta yaşanan canlanma renaissance n.
klasik edebiyatta bir kahramanın ilahlaştırılması consecration n.
klasik dönem modasına karşı olan anticlassical adj.
büyük iskender'in ölümünden augustus'un tahta çıkışına kadar süren klasik dönem sonrası yunan tarihi ve kültürüyle ilgili hellenistical adj.
büyük iskender'in ölümünden augustus'un tahta çıkışına kadar süren klasik dönem sonrası yunan sanatı veya mimarisiyle ilgili hellenistical adj.
klasik yunan uygarlığıyla ilgili hellenistical adj.
klasik uzmanı olan classical adj.
Archaeology
klasik kültür ile ilgili classic adj.
klasik kültüre ait classic adj.
klasik medeniyete ait classic adj.
klasik medeniyet ile ilgili classic adj.
klasik kültür ile ilgili classical adj.
klasik kültüre ait classical adj.
klasik medeniyete ait classical adj.
klasik medeniyet ile ilgili classical adj.
Religious
rönesans avrupa’sında klasik incil çalışmaları new learning n.
incil ve klasik metinlerin orijinal dilinde incelenmesi new learning n.
klasik sisteme ait classical adj.
klasik sistem ile ilgili classical adj.
Philosophy
klasik felsefede dört ana erdemden her biri (bilgelik, cesaret, nefse hakim olmak, adalet) cardinal virtue n.
klasik felsefede dört ana erdemden her biri (bilgelik, cesaret, nefse hakim olmak, adalet) cardinal virtues n.
aristoteles'in klasik mantık üzerine olan 6 ciltlik kitap serisine takipçilerinin verdikleri ad organon n.
aristoteles'in 6 ciltlik klasik mantık üzerine olan kitap serisi organon n.
klasik sonrası postclassical adj.
Military
geliştirilmiş klasik cephane improved conventional ammunition n.
geliştirilmiş klasik cephane advanced conventional ammunition n.
klasik mayın conventional mine n.
klasik kuvvetler conventional forces n.
klasik dtmf plane of telephone system n.
klasik tip iniş takımı conventional gear n.
klasik olmayan silahlar unconventional weapons n.
klasik silahlar conventional weapons n.
klasik bomba conventional bomb n.
sınırlı klasik harp limited conventional war n.
klasik olmayan kurtarma operasyonu unconventional recovery operation n.
Hunting
klasik üçgen kundak full stock n.
v veya u çentikli klasik gez open sight n.
Sport
ingilizlerin 1779'dan beri epsom'da yılda bir düzenlediği klasik at yarışı ve benzerleri the oaks n.
Art
klasik motif uygulamalı jasper eşya cameo ware n.
kontrast bir arka plan eşliğinde klasik motiflerin seramiklere kabartmalı olarak işlenmesi cameo ware n.
klasik sanat, edebiyat ve müziğin evrensel olarak geçerli olan karakteristik ve ilkelerine bağlılık neoclassicism n.
cumhurbaşkanlığı klasik türk müziği korosu presidential classical turkish music choir n.
devlet klasik türk müziği korosu state choir of classical turkish music n.
geleneksel/klasik animasyon traditional animation n.
geleneksel/klasik animasyon cel animation n.
geleneksel/klasik animasyon classical animation n.
geleneksel/klasik animasyon hand-drawn animation n.
klasik sanat anlayışının dışında kalan yapıtları içeren bir sanat akımı vernacular art n.
klasik sanat anlayışının dışında kalan yapıtları içeren bir sanat akımı naive art n.
klasik sanat anlayışının dışında kalan yapıtları içeren bir sanat akımı outsider art n.
klasik çağ classical age n.
klasik türk müziği classical turkish music n.
klasik sanat anlayışının dışında kalan yapıtları içeren bir sanat akımı self-taught art n.
klasik bir hint balesi bharat natyam n.
klasik dışavurumdan ilham alan sanat akımı revival n.
latin edebiyatında muhteşem klasik dönem golden age n.
klasik stil classical style n.
klasik tarz classical style n.
klasik yaklaşım classicalism n.
klasik akım classicalism n.
klasik yaklaşım classicism n.
klasik akım classicism n.
sanatta klasik yaklaşımı benimseyen kimse classicalist n.
yunan sanatının klasik dönemlerine ait archaic adj.
Music
klasik müzikte kısa enstrümantal beste albumblatt n.
klasik öncesi dönemde kullanılan küçük org chamber organ n.
klasik müzikte kromatik gamın 12 basamağını içeren nota düzeni note row n.
klasik müzikte kromatik gamın 12 basamağını içeren nota düzeni tone row n.
klasik caz third stream n.
klasik caz thirdstream n.
klasik müzik bestesi classical music composition n.
klasik müzik bestecisi classical music composer n.
klasik hint müziğini simgeler raga n.
klasik gitar gut string guitar n.
klasik türk müziği classical turkish music n.
klasik bale classical ballet n.
klasik gitar nylon string guitar n.
klasik gitar classical guitar n.
klasik müzik classical music n.
modern yunanca'da klasik gitarı tanımlayan telli bir antik çalgı kithara n.
müziğini tchaikovsky'nin bestelediği klasik bale the nutcracker n.
modern yunanca'da klasik gitarı tanımlayan telli bir antik çalgı cithara n.
(klasik müzikte) bir fügü tekrarlayan parça answer n.
güney hindistan menşeli klasik müzik karnatak music n.
hindistan menşeli bir tür klasik ses müziği khayal n.
(klasik müzikte) berraklık chiarezza n.
güney hindistan menşeli klasik bir dans kuchipudi n.
(klasik müzikte) aralarına ayna konmuş gibi birbirinin tersi bölümler mirror canon n.
klasik yunan veya ortaçağ hristiyan kilisesi müziğinin bir özelliği olan bir örüntülü aranjman mode n.
(klasik müzikte) pasajdan sonra füge özgü bir tema ile fügü tekrarlayan parçanın yeniden görünmesi repercussion n.
(klasik müzikte) fransa menşeli düşük tempolu bir dans için bestelenmiş parça loure n.
(klasik yunan tiyatrosunda) koro eşliğinde icra edilen od choral ode n.
klasik blues classic blues n.
klasik müzik classical n.
genellikle orta yaşlı müzisyenlerce icra edilip yetişkinlere hitap eden bir klasik rock müzik türü dad rock n.
klasik yunan müziğinde azalan diyatonik gam greek mode n.
klasik yunanistan'da genellikle dans eşliğinde festival veya tiyatroda icra edilen koro şarkısı ode n.
(klasik yunan müziğinde) beşli aralığı diapente n.
pop ile klasik müziğin birleşimi ile ortaya çıkmış bir müzik türü baroque pop n.
orkestranın çaldığı hafif klasik ve popüler müzik pop n.
popüler ve hafif klasik müzik çalan senfoni orkestrası pops n.
(klasik müzikte) pizzicato pizz. (pizzicato) n.
klasik balenin temelini oluşturan adım ve hareketler position n.
(klasik müzikte) füg içinde bir bölüm divertimento n.
(klasik müzikte) ön müzik praeludium n.
(klasik müzikte) kısa rondo rondino n.
(klasik müzikte) senfoninin üçüncü bölümü rondoletto n.
(klasik müzikte) üç bölümlü genişletilmiş bir formdan oluşup sonat, senfoni, yaylı çalgılar dörtlüsü, konçerto gibi eserlerin ilk bölümünün karakteristiği olan müzikal yapı sonata form n.
klasik müzik bestecisi symphonist n.
güney hindistan klasik müziği geleneğine ait veya ilgili carnatic adj.
(klasik müzikte) müzikal tema içerisinde görünen aralıkları koruyarak çalınan real adj.
klasik müzik ile caz müziği birleştiren thirdstream adj.
klasik müzik ile caz müziği birleştiren third-stream adj.
heyecanlı bir tonda çalınan (klasik müzik parçası) tremolando adj.
heyecanlı bir tonda çalınan (klasik müzik parçası) tremulando adj.
şevkle çalınan (klasik müzik parçası) zeloso adj.
(klasik müzik) la notasından la notasına artan diyatonik dereceyle temsil edilen bir plagal modla ilgili hypodorian adj.
(klasik müzik) re notasından re notasına olan diyatonik dereceyle temsil edilen bir plagal modla ilgili hypolydian adj.
(klasik müzikte) solo bölüme sahip müzisyenlerden oluşmayan büyük orkestra ripieno adj.
klasik avrupa müziği ile ilgili classical adj.
klasik avrupa müziğine ait classical adj.
klasik müzik ile ilgili long-haired adj.
klasik müzik gibi long-haired adj.
klasik müzik özelliğinde long-haired adj.
(klasik müzikte) süslü şekilde sergilenen figurate adj.
(klasik müzikte) süslü şekilde icra edilen figurate adj.
(klasik müzik) notalar arasında kaymalı scorrendo adj.
yarı klasik-caz müziğe ait semiclassical adj.
(müzik) yarı klasik-caz semiclassical adj.
popülerleşmiş klasik besteye ait semiclassical adj.
(klasik beste) popülerleşen semiclassical adj.
(klasik müzikte) coşkuyla zeloso adv.
(klasik müzik) notalar arasında kayma yaparak scorrendo adv.
(klasik müzik) müzikte plagal makam anlamı veren ön ek hypo- pref.
batı müziği tarihinde klasik dönem öncesine kadar giden dönem (1600-1900) common practice period
Painting
klasik sanat anlayışının dışındaki bir tarzda naivist adj.
Theatre
klasik japon draması no n.
japonya'ya özgü stilistik özellikler taşıyan klasik drama türü noh n.
japonya'ya özgü stilistik özellikler taşıyan klasik drama türü noh theater n.
klasik dram classical drama n.
klasik komedi classical comedy n.
(klasik yunan komedyasında) oyuncuların izleyiciye hitabeti parabasis n.
(klasik yunan komedyasında) oyuncuların izleyici ile konuşması parabasis n.
klasik balede final sahnesi coda n.
müzik ve dans ile son derece uyumlu bir şekilde sergilenen klasik japon drama tiyatrosu noo adj.
müzik ve dans ile son derece uyumlu bir şekilde sergilenen klasik japon drama tiyatrosu noh adj.
Cinema
klasik veya avangart film gösterimi yapan küçük bir sinema cinematheque n.
orjinal içeriğin hayranlarını çekmek amacıyla klasik yapımlardan eski karakterleri, konseptleri ve fikirleri yeni yapıma dahil etme eylemi nostalgia baiting n.
Librarianship
bazı klasik metinlerin el yazması nüshası codex n.
Mythology
klasik mitolojide güney veya güneybatı rüzgarına atfedilen kişileştirme ifadesi notus n.
klasik mitoloji ilahı greco-roman deity n.
Printery
klasik dönem anıtlarında görülen el yazısı latin harflerine benzeyen (yazı karakteri) humanist adj.
Latin
klasik dönem hukuk eserleri derlemesi digesta n.
Archaic
klasik yanlısı kimse classic n.
klasik cephe kornişinin üzerindeki alçak kat sollar [dialect] n.
Slang
iki ebeveyn ve iki çocuktan oluşan klasik aile tipi ozzie and harriet n.
klasik müzik ile ilgili longhair adj.
klasik müzik gibi longhair adj.
(klasik müzik) kafa ütüleyen longhair adj.
Modern Slang
korku türünün klasik analog tarzda aktarılan bir alt türü analog horror n.