Linear... - Türkisch Englisch Wörterbuch

Linear...

Bedeutungen, die der Begriff "Linear..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
linear adj. doğrusal
General
linear form n. lineer form
linear oscillator n. doğrusal osilatör
linear ordering n. doğrusal sıralama
linear representation n. lineer temsil
linear molecule n. doğrusal molekül
linear topological spaces n. doğrusal topolojik uzaylar
linear programming n. lineer programlama
linear velocity n. lineer hız
linear lattice n. lineer kafes
linear models n. doğrusal modeller
linear operators n. doğrusal operatörler
linear associative algebra n. doğrusal birleşmeli cebir
linear approach n. doğrusal yaklaşım
linear measure n. uzunluk ölçüsü
linear search n. doğrusal arama
linear leaf n. doğrusal yaprak
linear element n. doğrusal eleman
linear algebras n. doğrusal cebır
linear program n. doğrusal program
linear accelerator n. radyoterapide kullanılan x ışını cihazı
linear electric circuits n. doğrusal elektrik devreleri
linear transformation n. doğrusal dönüşüm
linear system n. lineer sistem
linear iteration n. doğrusal yineleme
linear systems n. doğrusal sistemler
linear differential equation n. doğrusal diferansiyel denklem
linear combination n. lineer kombinasyon
linear interpolation n. lineer interpolasyon
linear regression n. doğrusal uyumlama
linear algebraic equation n. doğrusal cebirsel denklem
linear integrated circuits n. doğrusal entegre devreler
linear function n. lineer fonksiyon
linear manifold n. doğrusal manifolt
non linear molecule n. eğri molekül
linear subspace n. doğrusal altuzay
linear correlation n. linear korelasyon
linear time invariant systems n. doğrusal zamanlı değişmez sistemler
linear algebras n. doğrusal cebir
linear accelerator n. lineer hızlandırıcı
linear inequality n. doğrusal eşitsizlik
linear measurement n. doğrusal ölçüm
linear programming n. doğrusal programlama
linear algebraic groups n. doğrusal cebir grupları
linear bearing n. lineer rulman
linear structure n. linear yapı
linear-shrinkage coefficient n. doğrusal büzülme katsayısı
linear space n. doğru-uzay
linear-shear coefficient n. doğrusal kayma katsayısı
got into linear form v. düzgün şekle girmek
make linear v. doğrusal hale getirmek
linear adj. çizgisel
non linear adj. doğrusal olmayan
linear adj. birinci derece
non-linear adj. doğrusal olmayan
linear adj. ince ve uzun
linear adj. şeritsi
linear adj. çizgili
linear-shaped adj. doğru şeklinde
linear adj. uzunluğa ilişkin
linear adj. doğrusal (süreç)
lin ft (linear foot) abrev. 12 inç uzunluğuna eşdeğer bir uzunluk birimi
lin. (linear) abrev. çizgisel
lin. (linear) abrev. doğrusal
plf (pounds per linear foot) abrev. bir ağırlık ölçüsü
Idioms
go non-linear v. heveslenmek
go non-linear v. ateşlenmek (heyecandan)
go non-linear v. heyecanlanmak
go non-linear v. yoldan çıkmak
go non-linear v. kontrolden çıkmak
go non-linear v. kontrolden çıkmak
go non-linear v. çok sinirlenmek
go non-linear v. heyecana kapılmak
Trade/Economic
linear reduction of tariffs n. gümrük tarifelerinde linear indirim ya da gümrük tarifelerinde yatay indirim ya da gümrük tarifelerinde eşit yüzde indirimi
linear constraint n. doğrusal yan koşul
linear trend extrapolation n. dışa dönük doğrusal trend tahmini
best linear and unbiased estimator n. en iyi doğrusal ve sapmasız tahmin edici
linear estimator n. doğrusal tahmin aracı
linear log n. doğrusal logaritmik fonksiyon
linear function n. doğrusal fonksiyon
linear trend n. doğrusal eğilim
linear programming n. doğrusal programlama
linear relationship n. doğrusal ilişki
linear trend n. lineer trend
log-linear n. logaritmik doğrusal fonksiyon
non-linear regression n. doğrusal olmayan regresyon
non-linear correlation n. doğrusal olmayan korelasyon
linear scale n. lineer ölçek
linear programming n. lineer programlama
linear inheritance n. tevarüs ettiği miras
linear increase of taxation n. verginin doğrusal artırılması
linear variable expenses n. doğrusal değişken giderler
linear adj. lineer
Tourism
linear organisation n. doğrusal örgütlenme
linear organisation n. doğrusal organizasyon
Technical
linear scan n. lineer tarama
linear units n. uzunluk birimleri
linear rectifier n. doğrusal doğrultmaç
linear accelerator n. doğrusal ivmelendirici
linear displacement n. lineer deplasman
coefficient of linear expansion n. lineer genişleme katsayısı
stability of a linear system n. doğrusal bir sistemin kararlılığı
linear sweep n. lineer süpürme
linear diffuser n. doğrusal menfez
linear measure n. uzunluk ölçme sistemi
linear expansion n. doğrusal genleşme
linear stress distribution n. lineer gerilme dağılımı
linear network n. lineer şebeke
stable linear system n. kararlı doğrusal sistem
linear stress n. lineer gerilme
linear unit n. doğrusal birim
linear differential equation n. lineer diferansiyel denklem
linear distortion n. lineer distorsiyon
linear strain n. lineer deformasyon
linear array n. doğrusal dizilim
linear flow n. lineer drenaj
linear amplifier n. lineer kuvvetlendirici
linear integrated circuit n. doğrusal tümdevre
complex linear space n. karmaşık doğrusal uzay
linear distribution n. lineer dağılım
linear modulation n. lineer modülasyon
linear perspective n. doğrusal perspektif
linear shrinkage n. lineer rötre
linear transducer n. lineer dönüştürücü
linear algebra n. doğrusal cebir
linear drainage n. lineer drenaj
linear regression equation n. lineer regresyon denklemi
linear trend n. lineer trend
linear resistor n. lineer direnç
linear rectification n. lineer doğrultma
linear load n. lineer yük
linear rectifier n. doğrusal redresör
linear interpolation (lerp) n. lineer enterpolasyon
linear strain n. tineer uzama
linear density n. doğrusal yoğunluk
linear transformation n. lineer transformasyon
linear motor n. lineer motor
linear resistance n. çizgisel direnç
coefficient of linear expansion n. doğrusal genleşme katsayısı
linear system n. lineer sistem
linear system n. doğrusal sistem
linear diffuser n. çizgisel-düz menfez
non-linear amplifier n. doğrusal olmayan yükselteç
non-linear control n. doğrusal olmayan denetim
non-linear distortion n. doğrusal olmayan bozunum
non-linear load n. doğrusal olmayan yük
linear dependence n. doğrusal bağımlılık
linear combination n. doğrusal birleşim
linear detector n. doğrusal algılayıcı
linear equation n. doğrusal denklem

Bedeutungen, die der Begriff "Linear..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 11 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
linear korelasyon linear correlation n.
linear yapı linear structure n.
Trade/Economic
gümrük tarifelerinde linear indirim ya da gümrük tarifelerinde yatay indirim ya da gümrük tarifelerinde eşit yüzde indirimi linear reduction of tariffs n.
gümrük tarifelerinde linear indirim ya da gümrük tarifelerinde yatay indirim ya da gümrük tarifelerinde eşit yüzde indirimi horizontal reduction of tariffs n.
gümrük tarifelerinde linear indirim equal percentage reduction of tariffs n.
Automotive
linear yay linear spring n.
linear elektromanyetik süspansiyon linear electromagnetic suspension n.
ara tip linear helezon yay step linear spring n.
Pathology
linear skleroderma linear scleroderma n.
Math
(linear cebir) baz basis n.
Archaeology
linear a yazısı linear a n.