ability - Türkisch Englisch Wörterbuch

ability

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

ability — Definition

Bedeutung:
yetenek, beceri, kapasite
Aussprache (IPA):
(AmE /əˈbɪləti/ – BrE /əˈbɪləti/)
Wortart:
İsim: ability (abilities)

Bedeutungen von dem Begriff "ability" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 28 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
ability n. kabiliyet
The Union's ability to act on decisive matters has not been improved.
Birliğin belirleyici konularda harekete geçme kabiliyeti geliştirilmemiştir.

More Sentences
ability n. yetenek
Their ability to learn and even their ability to innovate are denied.
Öğrenme yetenekleri ve hatta yenilik yapma yetenekleri bile inkar ediliyor.

More Sentences
ability n. beceri
All concerned have demonstrated the ability to enter into dialogue, which is to be emphasised and applauded.
İlgili herkes, vurgulanması ve alkışlanması gereken bir diyalog kurma becerisi göstermiştir.

More Sentences
ability n. hüner
General
ability n. yetenek
Their ability to learn and even their ability to innovate are denied.
Öğrenme yetenekleri ve hatta yenilik yapma yetenekleri bile inkar ediliyor.

More Sentences
Trade/Economic
ability n. kabiliyet
The Union's ability to act on decisive matters has not been improved.
Birliğin belirleyici konularda harekete geçme kabiliyeti geliştirilmemiştir.

More Sentences
ability n. yetenek
Their ability to learn and even their ability to innovate are denied.
Öğrenme yetenekleri ve hatta yenilik yapma yetenekleri bile inkar ediliyor.

More Sentences
Psychology
ability n. beceri
All concerned have demonstrated the ability to enter into dialogue, which is to be emphasised and applauded.
İlgili herkes, vurgulanması ve alkışlanması gereken bir diyalog kurma becerisi göstermiştir.

More Sentences
Marine Biology
ability n. yeti
It is not the Commission proposals that are blocking the Council's decision-making ability.
Konsey'in karar alma yetisini engelleyen Komisyon'un önerileri değildir.

More Sentences
General
ability n. marifet
ability n. ehliyet
ability n. sanat
ability n. iktidar
ability n. istidat
ability n. zeka
ability n. yeterlik
ability n. güç
ability n. dirayet
ability n. kudret
ability n. liyakat
ability n. cevher
ability n. ustalık
ability n. seviye
ability N. kapasite
Trade/Economic
ability n. güç
ability n. iktidar
ability n. mali güç
Law
ability n. ehliyet

Bedeutungen, die der Begriff "ability" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
ability of reaching the structural environment n. yapısal çevreye ulaşılabilirlik
mathematical ability n. matematik yeteneği
native ability n. allah vergisi yetenek
ability to survive and operate n. hayatta kalma ve faaliyete devam etme kabiliyeti
creative ability in technology n. teknolojide yaratıcılık yeteneği
ability testing n. yetenek testi
limitation of movement ability n. hareket kısıtlılığı
natural ability n. kabiliyet
ability assessment n. beceri denetimi
executive ability n. yönetici yeteneği
ability problem n. yetenek problemi
psychic ability n. psişik yetenek
ability to pay n. ödeme gücü
creative ability n. yaratıcılık yeteneği
general ability n. genel yetenek
ability test n. yetenek testi
ability to work n. çalışabilme
occupational ability n. mesleki beceri
professional ability n. mesleki beceri
learning ability n. öğrenme yeteneği
drawing ability n. çizim yeteneği
personality and creative ability n. kişilik ve yaratıcılık yeteneği
superior ability n. üstün yetenek
natural ability n. doğal yetenek
ability to imitate n. taklit becerisi
persuasive ability n. ikna becerisi
persuasive ability n. ikna yeteneği
ability to act n. rol becerisi
ability to act n. rol yeteneği
ability of persuasion n. ikna yeteneği
ability to imitate n. taklit kabiliyeti
ability of persuasion n. ikna becerisi
ability to imitate n. taklit yeteneği
ability to act n. rol kabiliyeti
ability of persuasion n. ikna kabiliyeti
persuasive ability n. ikna kabiliyeti
ability test n. sanat testi
ability of expressing n. ifade yeteneği
ability of self-expression n. kendini ifade etme kabiliyeti
ability of self-expression n. kendini ifade etme becerisi
ability of expressing n. ifade becerisi
ability of expressing n. ifade kabiliyeti
inherent ability n. doğuştan yetenek
organisational ability n. örgütsel beceri
organizational ability n. organize etme yeteneği
organisational ability n. organizasyonel yetenek
organizational ability n. organizasyonel yetenek
organisational ability n. organize etme yeteneği
organizational ability n. örgütsel beceri
ability to estimate n. tahmin yeteneği/becerisi
ability to move fast n. hızlı hareket edebilme kabiliyeti
ability to paint n. resim çizme yeteneği
ability to draw n. resim çizme yeteneği
language learning ability n. dil öğrenme becerisi
language learning ability n. dil öğrenme yeteneği
ability to progress n. ilerleme kabiliyeti/yeteneği
ability for empathy n. empati yeteneği
ability to empathize (with) n. empati yeteneği
ability to distinguish n. ayırt etme kabiliyeti
ability to distinguish n. ayırt etme gücü
ability to predict n. tahmin yeteneği/becerisi
ability to observe and interpret n. gözlem ve yorum kabiliyeti
ability to put ourselves imaginatively in another’s place n. hayal gücüne dayanarak kendimizi başkasının yerine koyabilme yeteneği
ability to put ourselves imaginatively in another’s place n. empati kurabilme yeteneği
special ability n. özel yetenek
native ability n. doğal yetenek
fighting ability n. dövüş yeteneği
magical ability n. sihir yapabilme yeteneği
true ability n. gerçek yetenek
physical ability n. fiziksel yetenek
show ability v. kendini göstermek
creative ability in business v. işletmelerde yaratıcılık yeteneği
gain the ability v. yetenek kazanmak
obtain the ability v. yetenek kazanmak
gain the ability to v. yeteneği kazanmak
obtain the ability of v. yeteneği kazanmak
gain ability v. yetenek kazanmak
demonstrate ability v. yetenek göstermek
acquire ability v. yetenek kazanmak
show ability v. yetenek göstermek
have the ability v. yeteneğe sahip olmak
have natural ability v. doğal yeteneği olmak
have natural ability v. doğuştan yetenekli olmak
have natural ability v. doğal becerisi olmak
to the best of her ability adv. yapabildiği kadar
to the best of his ability adv. elinden geldiği kadar
to the best of her ability adv. yeteneğinin elverdiği kadar
to the best of her ability adv. elinden geldiği kadar
within one's ability adv. dişine göre
to the best of his ability adv. yapabildiği kadar
to the best of our ability adv. şartlarımızı zorlayarak
to the best of his ability adv. yeteneğinin elverdiği kadar
to the best of our ability adv. elimizden geldiği kadar
to the best of our ability adv. elimizden geldiğince
Phrases
to the best of one's ability expr. elinden gelen en iyi şekliyle
to the best of ability expr. elinden geldiğince
to the best of ability expr. elinden geldiği kadar
to the best of ability expr. yapabildiği kadar
to the best of ability expr. elinden gelen en iyi şekliyle
to the best of ability expr. yeteneğinin elverdiği kadar
to the best of ability expr. şartları zorlayarak
Colloquial
lost the ability to speak adj. konuşma yetisini kaybetmiş
dwai (driving while ability impaired) expr. alkollü/uyuşturucu etkisinde araç kullanma
Idioms
to the best of one's ability expr. elinden geldiğince
Speaking
this job surpasses my ability expr. bu iş benim yeteneğimin dışında
Trade/Economic
entrepreneurial ability n. girişimcilik yeteneği
administration ability n. yönetim yetkisi
the ability to acquire or vote shares n. hisselerin iktisap edilmesinin ya da hisselere ilişkin oy haklarının kullanılması
forecasting ability n. öngörü gücü
administrative ability n. yönetim yetkisi
ability test n. bir kimsenin belirli türdeki bir işi yapabilme konusundaki yeteneğini belirlemeye yönelik test
ability to pay n. ödeme gücü
ordinary ability n. normal kapasite
local ability to pay n. mahalli ödeme gücü
tax paying ability n. vergi ödeme gücü
ability-to-pay principle n. ödeme gücü ilkesi
long-term ability n. uzun vadeli borç
executive ability n. idarecilik yeteneği
ability to enter into a contract n. sözleşme akdetme ehliyeti
administrative ability n. sevk ve idare yeteneği
administrative ability n. idare yeteneği
competition ability n. rekabet kabiliyeti
ability to pay n. ödeme gücü
Law
ability to pay principle of taxation n. vergilemede ödeme gücü prensibi
ability to pay principle of taxation n. bireylerin sahip oldukları mali güç oranında vergilendirilmesi kuralı
ability to pay n. vergi ödeme gücü
ability to pay principle of taxation n. kişilerin sahip oldukları finansal güç oranında vergilendirilmesi kuralı
supervisory ability n. amirlik yeteneği
executive ability n. sevk ve idare yeteneği
executive ability n. icra yeteneği
mental ability n. zihni meleke
mental ability n. zihni yeterlik
Technical
ability of the engine n. motorun ilk hareketi
cet rating filtration ability n. filtreleme setan oranı
filtration ability n. filtreye uyum
interchange ability n. değiştirebilirlik
climbing ability n. tırmanma yeteneği
trowel-ability n. mala çekilebilirlik
trowel-ability n. mala ile düzeltilebilirlik
reflecting ability n. yansıtma yeteneği
the ability to restrain flame propagation n. alev yayılmasını sınırlama kabiliyeti
ability to withstand short circuit n. kısa devreye dayanım yeteneği
obstacle-climbing ability of a wheelchair n. tekerlekli sandalyenin engel aşabilme özelliği
flammability and oxidizing ability of gases and gas mixtures n. gazların ve gaz karışımlarının alevlenebilirliği ve yükseltgenliği
glass forming ability n. cam şekillendirme gücü/yeteneği
ability to resist n. direnç yeteneği
ability of a liquid adhesive to corrode a copper substrate n. bir sıvı yapıştırıcısının bir bakır taban malzemesinde korozyon oluşturma gücü
Informatics
phonemic coding ability n. fonemik kodlama yeteneği
Mechanic
ability of the engine n. bir makine veya motorun hareket yeteneği
Construction
filling ability n. doldurma kabiliyeti