lemon - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

lemon

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "lemon" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 29 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
lemon n. limon
lemon adj. limonlu
General
lemon n. moloz
lemon n. gazoz
lemon n. hırbo
lemon n. değersiz şey
lemon n. işe yaramaz kimse
lemon n. limon ağacı
lemon n. hıyarağası
lemon n. hıyar
lemon n. limon rengi
Slang
lemon n. arızalı
lemon n. değersiz kimse
lemon n. değersiz
lemon n. hatalı kimse
lemon n. hatalı ürün
lemon n. kusurlu
lemon n. özürlü
lemon expr. bozuk
Technical
lemon n. limon rengi
Automotive
lemon adj. sorunlu
Gastronomy
lemon n. limon
Tobacco
lemon n. burley tütünleri için limon sarısı
British Slang
lemon n. aptal
lemon n. bok
lemon n. geri zekalı
lemon n. lezbiyen
lemon n. mankafa
lemon n. salak

Bedeutungen, die der Begriff "lemon" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 108 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
squeeze the lemon v. limon sıkmak
squeeze lemon v. limon sıkmak
lemon balm n. oğulotu
lemon sole n. kızıldil
still lemon drink n. limonata
lemon peel n. limon kabuğu
lemon yellow n. limon sarısı
lemon butter n. limon yağı
lemon yellow n. limoni
lemon oil n. limon yağı
lemon tree n. limon ağacı
lemon syrup n. limon şurubu
lemon balm n. kovanotu
oil of lemon n. limon esansı
lemon rind n. limon kabuğu
lemon zest n. rendelenmiş limon kabuğu
lemon zest n. limon kabuğunun rendesinden çıkan parçacıklar
lemon pie n. limonlu turta
lemon grater n. limon rendesi
green lemon n. yeşil limon
lemon flower n. limon çiçeği
lemon blossom n. limon çiçeği
vodka and lemon n. votka ve limon
lemon salt n. limon tozu
lemon candy n. limonlu şeker
mint and lemon tea n. nane ve limon çayı
lemon tea n. limon çayı
containing lemon juice adj. limonlu
Colloquial
a lemon n. satın alınıp bozuk çıkan şey
a real lemon n. satın alınıp bozuk çıkan şey
easy-peasy lemon squeezy expr. çok kolay
Idioms
hand (one) a lemon v. (birini) kazıklamak
hand (one) a lemon v. (birine) bir şeyi kakalamak
hand (one) a lemon v. (birine) aslında göründüğü kadar iyi olmayan bir şeyi iyiymiş gibi satmak/vermek
easy peasy lemon squeezy expr. çocuk oyuncağı
easy peasy lemon squeezy expr. çok kolay
Speaking
make mine lemon expr. benimki limonlu olsun
Slang
squeeze the lemon v. işemek
easy peasy lemon squeezy n. çocuk oyuncağı
go suck a lemon expr. çek arabanı
easy peasy lemon squeezy expr. çok basit
easy peasy lemon squeezy expr. çabuk ve zahmetsiz
Law
lemon law n. abd'de üretim hatasına sahip arabaların geri iade edilmesini sağlayan yasa
lemon law n. abd'de kusurlu araba alanları koruyan bir kanun
Technical
lemon spline n. dairesel kamalı ekleme
lemon chrome n. limon kromu
Automotive
lemon law n. limon yasası
Psychology
sweet-lemon mechanism n. tatlı limon mekanizması
Gastronomy
lemon and sugar syrup n. ağda
soup made with flour, eggs milk and lemon n. çene çarpan çorbası
frozen lemon pie n. dondurulmuş limon tartı
stuffed eggplant with lemon, garlic, sauce and mint n. ekşili patlıcan dolması
artichoke rice, minced meat, onion, parsley and lemon juice topped with egg and lemon sauce n. enginar dolması
meatballs with rice in egg and lemon sauce n. ekşili köfte
spread of tahin, cumin, red pepper flakes and lemon juice n. hibeş
bitter lemon n. limon esanslı açık yeşil renkli bir meşrubat
concentrated lemon juice n. limon suyu konsantresi
lemon squeezer n. limon sıkacağı
lemon slice n. limon dilimi
lemon sherbet n. limonlu dondurma
lemon fluff pudding n. limonlu puding
lemon sherbet n. limon şerbeti
lemon juice n. limon suyu
lemon ice-cream n. limonlu dondurma
lemon curd n. limon tatlısı
lemon squeezer n. limonluk
powdered essence of lemon n. limon tuzu
lemon rind n. limon kabuğu
lemon shrimp n. limonlu karides
lemon sauce n. limon sosu
tea with lemon n. limonlu çay
lemon balm n. melisotu
lemon balm n. melisa
lemon balm tea n. melisa çayı
dish of crushed walnuts, stale bread, tahini, olive oil, garlic and lemon juice n. muhammara
lemon balm n. melissa
mint and lemon n. nane limon
thinly sliced dill, parsley olive oil, lemon and red pepper n. samut salatası
lemon squash n. sıkılmış limon suyu
sweet biscuit taken with lemon sherbet n. şeker böreği
soup with egg yolk and lemon sauce n. terbiyeli çorba
egg yolk and lemon sauce n. terbiye
lemon squash n. yeni sıkılmış limon suyu
Chemistry
salt of lemon n. limon tuzu
lemon oil n. limon yağı
salts of lemon n. limontuzu
Marine Biology
lemon shark (negaprion brevirostris) n. atlantik’in sığ sularında sürü halinde yüzen tehlikeli bir köpekbalığı
Botanic
lemon verbena n. şili ve arjantin'de yetişen limon kokulu ince yaprakları olan küçük bir çalı
lemon balm n. acem otu
lemon balm n. limon otu
lemon beebrush n. limon otu
lemon verbena n. limon otu
lemon grass n. limon otu
lemon balm n. limonotu
lemon balm n. oğul otu
lemon beebrush n. yalancı melisa
lemon verbena n. yalancı melisa
ground lemon n. kuzey amerika'da yetişen zehirli köksapı olan diken üzümü familyasından bir ot
desert lemon (citrus glauca) n. avustralya çöl limi
Agriculture
oil of lemon grass n. limon otu yağı
lemon grass oil n. limon otu yağı
Tobacco
whitish-lemon n. beyazımsı limon
variegated lemon n. burley tütünleri için alacalı limon sarısı
lemon (primings side) n. limon sarısı (p) grubu
Places
lemon grove n. kaliforniya eyaletinde şehir
British Slang
lemon and lime (rhyming slang on time) n. zaman
do me a lemon expr. bana bir iyilik yap
do me a lemon! expr. hadi ordan!