make someone - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

make someone



Bedeutungen, die der Begriff "make someone" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 230 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
make someone a curtsy v. birine reverans yapmak
make someone relax v. birini ferahlatmak
make someone thirsty v. birini susatmak
make someone drink v. içirmek
make a bad impression on someone v. kötü bir izlenim bırakmak
make someone sick v. birinin midesini bulandırmak
make a good impression on someone v. iyi bir izlenim bırakmak
make someone (feel) hungry v. acıktırmak
make someone see reason v. birinin aklını başına getirmek
make amends to someone for something v. bir şeyin zararını telafi etmek
make things lively for someone v. birinin başına iş açmak
make sacrifices (for the sake of something/someone) v. fedakarlıktan kaçınmamak
make someone turn in his grave v. mezarında birinin kemiklerini sızlatmak
make room for someone v. biri için yer açmak
make someone less fearful v. daha az korkmasını sağlamak
make someone feel cheerful v. neşelendirmek
make an example of someone v. birini ibret olsun diye cezalandırmak
make someone sick v. birini hasta etmek
make someone a proposition v. birine bir teklifte bulunmak
make amends to someone for something v. birinden bir şey için özür dilemek
make someone drool v. ağzını sulandırmak
make someone turn into crime v. suça yöneltmek
make something up to someone v. telafi etmek
make someone up v. birine makyaj yapmak
make up to someone v. yaranmak
make up to someone v. gözüne girmeye çalışmak
make someone exhausted v. canını çıkarmak
make someone in comfort v. huzur vermek
make someone peaceful v. huzur vermek
make (someone) a personal visit (as an act of deference) v. ayağına gelmek
make someone work v. çalışmasını sağlamak
make someone listen to something v. dinletmek
make someone deaf v. sağır etmek
make someone sick v. hasta etmek
make life unbearable for someone v. dünyayı dar etmek
make someone shiver v. titretmek
make someone swear v. yemin ettirmek
make a death threat against (someone) v. ölüm tehdidinde bulunmak
make someone answerable for v. zimmetine vermek
make someone accountable v. zimmetine vermek
make life very miserable for (someone) v. sürüm sürüm süründürmek
make someone long for v. özletmek
make someone miss v. özletmek
make someone weak v. halsiz etmek
make use of someone v. birisinden faydalanmak
make someone jealous v. kıskandırmak
make someone agitated v. ajite etmek
make someone healthy v. sağlık vermek
make someone healthy v. sağlıklı kılmak
make someone healthy v. sağlıklılaştırmak
make someone healthy v. sağlıklı hale sokmak
make (someone) see reason v. yola getirmek
make (someone) straighten up and do as he is supposed to do v. yola getirmek
have (someone) make (something) v. yaptırmak
make someone blind v. (birisini) kör etmek
make someone feel uncomfortable v. sıkıntıya sokmak
make someone feel special v. özel hissettirmek
make someone do something v. birisine bir şey yaptırmak
make a hit with someone v. birinin gönlünü hoş etmek
make hamburger out of someone v. birinin pestilini çıkarmak
make up to someone v. birinin gönlünü almak
make mincemeat out of someone v. birinin pestilini çıkarmak
make someone eat crow v. birine tükürdüğünü yalatmak
make someone bad-tempered v. huysuzlaştırmak
make sport of someone v. dalga geçmek
make sport of someone v. birisine takılmak
make sport of someone v. tiye almak
make (something/someone) dominant (over) v. hakim kılmak
make someone cry v. birisini ağlatmak
make someone regret the day he was born v. doğduğuna pişman etmek
make someone rue the day he was born v. doğduğuna pişman etmek
make someone celebrity v. şöhret etmek
make someone an overnight celebrity v. bir gecede şöhret etmek
make someone one's idol v. idolü haline getirmek
make someone one's idol v. idolü yapmak
make life miserable for someone v. birisinin hayatını zindan etmek
make life miserable for someone v. hayatı çekilmez yapmak
make someone drowsy v. uyku bastırmak
make someone liable v. sorumlu tutmak
make someone lose time v. zaman kaybettirmek
make someone waste time v. zaman kaybettirmek
make someone fall v. düşmesine neden olmak
make someone fall v. birini düşürmek
make someone ashamed v. birisini utandırmak
make things hard for someone v. işini zorlaştırmak
make things difficult for someone v. işini zorlaştırmak
make someone believe v. inanmasına neden olmak
make someone laugh v. birisini güldürmek
make someone a slave v. bir insanı esiri yapmak
make someone a slave v. esir etmek
make a judgment against someone v. aleyhinde karar vermek
make an enemy of someone v. birini düşman etmek
make someone feel 20 again v. yeniden 20 yaşındaymış gibi hissettirmek
make someone feel 20 again v. 20 yaşında gibi hissetmenizi sağlamak
make someone homeless v. birini evsiz bırakmak
make someone feel sorry v. bin pişman etmek
make someone regret deeply for v. bin pişman etmek
make someone believe that something is true v. (bir şeyin) doğruluğuna inandırmaya çalışmak
make someone smile v. gülümsetmek
make someone sergeant v. birini çavuş yapmak
make arrangements for someone v. birisi için bir takım düzenlemelerde bulunmak
make arrangements for someone v. birisi için bazı düzenlemeler yapmak
make someone sick v. midesini bulandırmak
make someone feel like giving up v. cesaretini kırmak
make someone angry on purpose v. birini bilerek sinirlendirmek
make someone feel good v. birini iyi hissettirmek
make someone angry v. birini sinirlendirmek
make someone feel inadequate v. birini yetersiz hissettirmek
make someone jealous v. birini kıskandırmak
make someone a lot of money v. birine çok para kazandırmak
make someone burp v. geğirtmek
make someone feel special v. birine kendini özel hissettirmek
make someone feel special v. birisine kendini özel hissettirmek
Phrasals
make war on someone birine savaş açmak
make someone leave (bir yerden) kovmak
make someone leave gitmesini/ayrılmasını/çıkmasını/uzaklaşmasını sağlamak
make someone leave (bir yerden) çıkarmak
Colloquial
make someone scapegoat şamar oğlanı etmek
make someone scapegoat günah keçisi etmek
make money on someone sırtından para kazanmak
make sure someone is all right birinin iyi olduğundan emin olmak
make someone scapegoat birini günah keçisi yapmak
make someone feel like giving up bırakma/pes etme noktası getirmek
make someone feel like giving up canından bezdirmek
Idioms
make (someone) toe the line v. birini hizaya getirmek
make (someone) toe the line v. birini yola getirme
make someone eat crow birine ağzının payını vermek
make someone eat crow birine haddini bildirmek
make someone leave the straight and narrow baştan çıkarmak
make someone a laughingstock kuyruğuna teneke bağlamak
make someone turn in his grave kemiklerini sızlatmak
make someone see red sinirlerini ayağa kaldırmak
make someone see red birisini sıkmak
make someone see red sinirden kudurtmak
make someone see red gıcık etmek
make someone see red çok öfkelendirmek
make someone see red birini çok kızdırmak
make someone see red küplere bindirmek
make an honest woman of someone evlenmek (bir kadınla)
make someone eat crow tükürdüğünü yalatmak
make someone eat crow hatasını kabul ettirmek
make someone feel guilty yaptığı bir şey yüzünden kendisini suçlu hissettirmek
make someone kneel down birisine diz çöktürmek
make someone welcome birini dostça karşılamak
make demands on someone acilen bir şey istemek/talep etmek
make demands of someone taleplerde bulunmak
make demands on someone birisini meşgul etmek
make demands of someone acilen bir şey istemek/talep etmek
make demands on someone taleplerde bulunmak
make demands of someone birisini meşgul etmek
make common cause with someone ortak bir amaç doğrultusunda/müşterek bir hedefe yönelik olarak birisiyle işbirliği yapmak
make common cause with someone birisiyle birlikte hareket etmek
make a bolt for someone birisine doğru koşmak
make a check to someone birisine çek yazmak
make cracks about someone birisiyle dalga geçmek
make someone sick birini sinirlendirmek
make someone sick birini kızdırmak
make someone sick birinin sinirini bozmak
make someone sick birini çok üzmek
make someone look good iyi/olumlu/başarılı göstermek
make a grab at someone tutmak/yakalamak için hamle yapmak
make a grab at someone tutmaya/yakalamaya çalışmak
put the make on someone birine asılmak
put the make on someone birine sırnaşmak
make someone sick at heart birini çok üzmek
make it hot for someone birinin işlerini zorlaştırmak
make an impression on someone birinin üzerinde (iyi/kötü) bir izlenim bırakmak
make an impression on someone birinin üzerinde bir etki/iz bırakmak
make a pass at someone birine asılmak
make a pass at someone birine pas vermek
make a pass at someone birine kur yapmak
make a pass at someone birine iş atmak
make a pass at someone birine duyulan erotik hisleri belli etmek
make a pass at someone birine pas atmak
not know what to make of someone (birinin yaptığı şeye) anlam verememek/anlamamak
make life miserable for someone birine hayatı zindan etmek
make someone look ridiculous birini komik/gülünç göstermek
make a dash for someone (birine doğru) ani bir hamle yapmak
make a monkey out of someone birini maskaraya çevirmek
make a fool out of someone birini maskaraya çevirmek
make a fool out of someone biriyle gır gır geçmek
make a monkey out of someone biriyle gır gır geçmek
make advances to someone flört etmek
make advances at someone flört etmek
make advances at someone kur yapmak
make advances at someone birine asılmak
make advances to someone birine asılmak
make something clear to someone bir şeyi birine açıklığa kavuşturmak
make something clear to someone (bir için) bir şeye açıklık getirmek
make cracks about someone birine takılmak
make cracks about someone biriyle dalga geçmek
make cracks about someone biriyle kafa bulmak
make demands on someone birinden taleplerde bulunmak
make demands of someone birinden taleplerde bulunmak
make someone scapegoat günah keçisi yapmak
make someone the scapegoat günah keçisi etmek
make someone the scapegoat günah keçisi yapmak
make a check over to someone çekin arkasını imzalayıp vermek
make a check over to someone çek(i) ciro etmek
make a difference to someone (biri için) önemi olmak/fark etmek
make a believer of someone birini bir şeye inandırmak/bir şeyin kanaatine vardırmak
make a believer out of someone birini bir şeye inandırmak/bir şeyin kanaatine vardırmak
make someone or something tick birini/birşeyi harekete geçirmek/çalıştırmak
make too much of someone birini gözünde çok büyütmek
make someone over (görünümü/imajı) baştan aşağı elden geçirip düzeltmek
make someone over yepyeni bir görünüm kazandırmak
make someone over (birinin) görünümünü/imajını değiştirmek/yenilemek/geliştirmek
make someone over (birini) allayıp pullamak
make someone an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklif sunmak
make someone an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklif yapmak
make someone an offer teklifte bulunmak
make someone an offer one cannot refuse reddedemeyeceği bir teklifte bulunmak
make an issue of someone or something bir şeyi büyütmek/abartmak
make an issue of someone or something (bir şeyi) mesele haline getirmek
run a make on someone kimlik kontrolü yapmak
run a make on someone kimliğini kontrol etmek
make a courtesy call on someone birine nezaket ziyaretinde bulunmak
make someone turn in his grave mezarında ters döndürmek
make someone stay birini tutmak
Slang
put the make on someone birine asılmak/sırnaşmak
put the make on someone birine asılmak/yazmak
make a move on someone birine asılmak
put the make on someone biriyle flört etmek
put the make on someone birine yazmak
make a sucker out of someone birini kazıklamak
make a sucker out of someone birini enayi yerine koymak
Law
make representations to a legal authority about someone şikayetçi olmak
Ottoman Turkish
make (someone) a sharer teşrik
British Slang
make a move on someone birine asılmak
make a move on someone birine yazmak