rotten - English Turkish Sentences
English Turkish
rotten çürümüş (besin vb) adj.
  • Other unhealthy results of smoking included blackened smokers' lungs and rotten teeth.
  • Sigaranın diğer sağlıksız sonuçları arasında sigara içenlerin kararmış akciğerleri ve çürümüş dişleri yer alıyordu.
  • All our food was rotten.
  • Tüm yiyeceklerimiz çürümüştü.
  • The tree is rotten and stone dead, and could fall at any time.
  • Ağaç çürümüş ve çoktan ölmüş ve her an devrilebilir.
Show More (32)
rotten çürük adj.
  • Sugar beet can go rotten very quickly.
  • Şeker pancarı çok hızlı çürüyebilir.
  • Some of the apples in the box were rotten.
  • Kutudaki elmalardan bazıları çürüktü.
  • These apples are rotten.
  • Bu elmalar çürük.
Show More (29)
rotten kötü adj.
  • I feel rotten.
  • Çok kötü hissediyorum.
  • What rotten luck!
  • Ne kötü bir şans!
  • I feel rotten.
  • Kendimi kötü hissediyorum.
Show More (1)
rotten kokuşmuş adj.
  • A rotten old lady owns the house.
  • Evin sahibi kokuşmuş yaşlı bir kadın.
  • One rotten apple spoils the barrel.
  • Bir baş soğan bir kazanı kokutur.
Show More (-1)
rotten boktan adj.
  • We don't need your rotten equipment!
  • Senin boktan ekipmanın lazım değil bize!
  • One rotten apple spoils the barrel.
  • Bir uyuz keçi bir sürüyü boklar.
Show More (-1)
rotten berbat adj.
  • Tom had a rotten summer.
  • Tom berbat bir yaz geçirdi.
  • I had a rotten day.
  • Berbat bir gün geçirdim.
Show More (-1)
rotten rezalet adj.
  • The project failed due to a rotten plan.
  • Proje rezalet bir plan nedeniyle başarısız oldu.
Show More (-2)
rotten bozuk adj.
  • People have become so rotten!
  • İnsanlar çok bozuldu!
Show More (-2)