stack - English Turkish Sentences
English Turkish
stack yığmak v.
  • The shelves were stacked with all kinds of cereal.
  • Raflara her türden mısır gevreği yığılmıştı.
  • Tom is carefully stacking the boxes.
  • Tom sandıkları dikkatle yığıyor.
  • He must have stacked them up against the wall.
  • Onları duvarın dibine yığmış olmalı.
Show More (2)
stack yığın (üst üste konulmuş şeylerin oluşturduğu) n.
  • I have a stack of documents to go over.
  • İncelemem gereken bir yığın belge var.
  • I see a smoke stack over the horizon.
  • Ufukta bir duman yığını görüyorum.
Show More (-1)
stack baca n.
  • There was white smoke coming out of the stack.
  • Bacadan beyaz bir duman çıkıyordu.
Show More (-2)
stack istif etmek v.
  • He was busy stacking boxes in the garage.
  • Garajdaki kutuları istif etmekle meşguldü.
Show More (-2)
stack yığılmak v.
  • The cards are stacked against us.
  • Kartlar bize karşı yığılmış durumda.
Show More (-2)