... durumu - Turkish English Dictionary

... durumu

Meanings of "... durumu" in English Turkish Dictionary : 1 result(s)

Turkish English
Colloquial
... durumu the (whole)... thing expr.

Meanings of "... durumu" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

Turkish English
Common Usage
hava durumu weather n.
durumu değerlendirmek consider v.
General
solucanımsı olma durumu worminess n.
rölanti durumu idle position n.
savaş durumu state of war n.
cinsel ilişkiden zevk almama durumu frigidness n.
kritik olma durumu criticality n.
sağlak veya solak olma durumu handedness n.
doymuş olma durumu saturity n.
zorluk çıkarma durumu obstructiveness n.
mutsuz olma durumu broodiness n.
farkındalık durumu awareness stage n.
endişeli olma durumu broodiness n.
karman çorman olma durumu confusedness n.
bir yere sahip olma durumu whereness n.
beş parçadan olma durumu peniamerism n.
işçinin herhangi bir nedenle işine gelmemesi durumu absenteeism n.
burnu havada olma durumu prissiness n.
aksi tesir yaratma durumu reactiveness n.
bağlı olma durumu consequentialness n.
mecazi olma durumu figurativeness n.
kutsal olma durumu veya seviyesi sacredness n.
sevinç neşe durumu jubilance n.
gösterişli olma durumu dressiness n.
sızma durumu leakiness n.
imar durumu zoning status n.
aşağıya doğru aslılı olma durumu pendulousness n.
kutsal nesnelere veya kişilere saygısız olma durumu sacrilegiousness n.
alarmın çalmasından sonra sürekli kalkmak zorunda olduğunu bilerek uyuma durumu unprotected sleep n.
hor görme durumu archness n.
kıskanma durumu jealousness n.
uyanık olma durumu wakefulness n.
babasının ölümünden sonra doğmuş olma durumu posthumousness n.
her tarafa yayılma durumu pervasiveness n.
yorgun olma durumu wanness n.
hava durumu weather condition n.
yaratık gibi olma durumu creatureliness n.
hava durumu radarı weather radar n.
ulusa özgü olma durumu nationality n.
bir ulusa ait olma durumu nationality n.
sallanma durumu wobbliness n.
her zaman hissedilme durumu pervasiveness n.
arka arkaya gelme durumu consecutiveness n.
buz gibi olma durumu frigidness n.
kişilik sahibi olmama durumu commonplaceness n.
tepeden bakma durumu archness n.
dalgın olma durumu absent state n.
öfkeli olma durumu wrathfulness n.
bandıra durumu ensigncy n.
savaş durumu belligerence n.
gaz halinde olma durumu gaseousness n.
savaş durumu belligerency n.
küçümseme durumu disdainfulness n.
aklını verme durumu raptness n.
referans durumu reference condition n.
hoşa gitme durumu pleasurableness n.
düşük seviyede olma durumu lowliness n.
titreme durumu wobbliness n.
cürümle ilgili olma durumu feloniousness n.
karşı olma durumu averseness n.
kendinden geçme durumu rapturousness n.
alarm durumu alert n.
yoldan çıkma durumu perverseness n.
çiçek açabilirlik durumu floriferousness n.
zar ile kaplı olma durumu filminess n.
satılabilir seviyede olma durumu salably n.
öne çıkmaya çalışma durumu pushiness n.
çok soğuk olma durumu frostiness n.
yüzey durumu condition of surface n.
başkalarına sıkıntı verme durumu pestiferousness n.
kalma durumu locative case n.
hazine durumu treasure state n.
başlıca olma durumu essentialness n.
hızlı büyüme durumu growthiness n.
durumu gereği force of circumstances n.
son derece soğuk olma durumu frigidity n.
aşırma durumu priggishness n.
kıkırdaksı olma durumu gristliness n.
iyi kalitede olma durumu state of good quality n.
kölelerin durumu condition of slaves n.
ikinci derecede olma durumu lowliness n.
geçerli olma durumu validity n.
muaf tutma durumu freeness n.
kritik olma durumu supercriticality n.
geçmiş zamanda olma durumu pastness n.
işkolik olma durumu workaholism n.
aile durumu personal status n.
savaş durumu warfare n.
eğitimli olma durumu scholarliness n.
kılı kırk yarma durumu meticulousness n.
askerlik durumu military service n.
eğitim durumu educational background n.
sağlık durumu health n.
banka hesap durumu bank statement n.
kriz durumu tahliyesi crisis relocation n.
para durumu finance n.
vicdanen rahatsız olma durumu qualmishness n.
bir karakterin ortaya çıkmasından sorumlu olan farklı genler arasında baskılayıcı etkilerin olması durumu epistatic n.
kılı kırk yarma durumu persnicketiness n.
verimli olma durumu yieldingness n.
çabuk kavrama durumu receptiveness n.
durumu kurtaran çözüm expedient n.
mest olma durumu rapturousness n.
hırlama durumu wheeziness n.
zor bir durumu atlatma negotiation n.
hava durumu haritaları weather map n.
ılımlı olma durumu equableness n.
birlikte hareket etme durumu concertedness n.
inanç öğretilerinden çıkmış olma durumu dogmaticalness n.
dengesizlik durumu condition of imbalance n.
gayretli olma durumu zealousness n.
misk gibi kokma durumu muskiness n.
şok olma durumu scandalisation n.
önceki durumu former rank n.
hayali bir düşman ya da gölge ile savaşma durumu sciamachy n.
kötü olma durumu ominousness n.
ulusa özgü olma durumu veya ulusal olma durumu nationality n.
görkemli olma durumu gorgeousness n.
sağlık durumu state of health n.
bilgiçlik taslama durumu donnishness n.
gazlı olma durumu gaseity n.
ruh durumu mood n.
serin olma durumu draftiness n.
esaslı olma durumu essentialness n.
şeffaf olma durumu limpidity n.
oksijen durumu oxygenation n.
loş ve sıkıntı verici olma durumu dismalness n.
kutsal nesnelere kötü davranma ve kullanma durumu sacrilegiousness n.
hile yapma durumu manipulativeness n.
endişe durumu anxiety state n.
arabanın çarpışmalara dayanıklı olma durumu crashworthiness n.
öncelik durumu a matter of priority n.
eski sevgiliyle barışma durumu rebooty n.
ulusal olma durumu nationality n.
kıpkırmızı olma durumu flushness n.
tam katları kadar kromozom içerme durumu euploidy n.
ustalıkla durumu idare etme finessing n.
birlikte yapılmış olma durumu concertedness n.
kurmaca olma durumu fictitiousness n.
eğitim durumu summary of one's education n.
diğerlerinden farklı olma durumu otherness n.
zirveye çıkma durumu peakedness n.
en kutsal ve mukaddes olma durumu veya seviyesi sacrosanctity n.
adam yerine koymama durumu disrespectfulness n.
hava durumu tahmini weather forecasting n.
papazlığa ait olma durumu pastoralness n.
aynı kökten türemiş olma durumu conjugateness n.
sudan daha ağır olup batma durumu negative buoyancy n.
daha kötü olma durumu deteriority n.
yabancıları sevme durumu xenophilia n.