acting ... - Turkish English Dictionary

acting ...

Meanings of "acting ..." with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
acting director n. müdür vekili
acting ambassador n. maslahatgüzar
acting n. aktörlük
acting n. temsil
acting n. oyunculuk
acting on n. bir şeye uygun olarak hareket etme
acting n. oyun
acting n. rol yapma
acting director n. müdüre vekalet eden
acting president n. başkan vekili
motion picture acting n. sinema oyunculuğu
acting n. oynama
acting out n. rol yapma
acting in n. eyleme dönüştürme
acting partner n. katılımcı ortak
acting contrary to the provisions of the contract n. sözleşme hükümlerine aykırılık
acting training n. oyunculuk eğitimi
acting career n. oyunculuk kariyeri
voice acting n. seslendirme sanatçılığı
on-camera acting n. kamera önü oyunculuğu
acting n. yapmacık davranış
acting n. yapmacık hareket
acting n. yapmacık tavır
acting out n. eyleme dökme
acting manager n. vekil müdür
acting out n. taşkınlık yapma
play-acting n. yapmacıklık
study acting v. oyunculuk eğitimi almak
give acting a second thought v. oyunculuk işini bir kez daha gözden geçirmek
self acting adj. kendi kendine işler
acting adj. vekil
acting adj. temsil eden
acting adj. yapan
acting adj. vekalet eden
long acting adj. uzun süren
acting adj. hareket eden
acting adj. davranan
double-acting adj. çift etkili
single-acting adj. tek taraflı
self-acting adj. otomatik
acting adj. sahneye konulmuş
acting adj. sahneye uygun
slow-acting adj. hızlı olmayan
slow-acting adj. yavaş çalışan
slow-acting adj. yavaş etki eden
acting adj. vekâleten
acting adv. rol yaparak
Phrases
acting in the capacity of expr. ... sıfatıyla hareket ederek
acting in the capacity of expr. ... sıfatıyla hareket eden
acting as principal expr. asaleten
acting under the auspices of expr. adı ile hareket eden
acting on behalf of expr. adı ile hareket eden
acting in the capacity of expr. imzalayanın sıfatı
(acting as) principal or as representative expr. asaleten veya vekaleten
(acting as) principal or agent expr. asaleten veya vekaleten
(acting as) principal or for and on behalf of expr. asaleten veya vekaleten
acting in its capacity as expr. ... sıfatıyla hareket ederek
acting in its capacity as expr. ... sıfatıyla hareket eden
Colloquial
straight-acting adj. (eşcinsel) hetero gibi davranan
Speaking
it is forbidden to sell or serve alcoholic beverages to persons under 18; those acting otherwise shall be subject to legal actions expr. 18 yaşını doldurmayanlara alkollü içkilerin satışı veya sunumu yapılamaz; yapanlar hakkında yasal işlem uygulanır
stop acting like a fool expr. salak gibi davranmayı bırak
I don't like the way you're acting expr. bu şekilde davranman hiç hoşuma gitmiyor
Trade/Economic
person acting for and on behalf of participant n. katılımcı nam ve hesabına hareket eden kişi
acting partner n. komandite ortak
corporation acting as trustee n. kayyum görevi gören şirket
acting partner n. faal ortak
acting n. başkası yerine görev yapan
acting partner n. şirket müdürü
acting partner n. faal şerik
acting as principal or agent n. asaleten veya vekaleten
acting chair n. başkan vekili
acting chairman n. vekil başkan
acting adj. vekil
acting adj. temsilci
acting adj. fiilen vazife gören
acting adj. geçici olarak temsil eden
acting adj. işleyen
acting adj. yapan
acting on its own behalf adj. kendi adına hareket eden
Law
acting without authority n. vekaletsiz iş görme
acting partner n. komandite ortak
acting without authority n. vekaletsiz iş yapma
acting judge n. yedek/yerine bakan yargıç/hakim
acting judge n. yargıcın yokluğunda geçici olarak yargıçlık görevini devralan kişi
acting judge n. geçici bir süre için (bir başka hakimin) yerine bakan hakim
acting adj. fiilen çalışan
acting adj. vekil
acting adj. muvakkaten vekalet eden
acting adj. geçici olarak vekalet eden
acting on behalf of expr. adına hareket eden
Politics
persons acting in concert n. birlikte hareket eden kişiler
acting minister n. bakan yardımcısı
acting minister n. bakana vekalet eden
acting minister n. bakan vekili
acting deputy undersecretary n. müsteşar yardımcısı vekili
acting chief of mission n. maslahatgüzar
acting head of department n. daire başkan vekili
acting in accordance with the procedure laid down in article 252 of the treaty expr. antlaşmanın 252. maddesinde öngörülen usule uygun şekilde hareket ederek
Insurance
person acting for and on behalf of participant n. katılımcı nam ve hesabına hareket eden kişi
acting company n. poliçeyi düzenleyen şirket
acting company n. jeran şirket
Technical
direct acting n. doğrudan harekete geçen
single acting compressor n. tek etkili kompresör
double acting engine n. çift pistonlu makine
direct acting pump n. direkt bağlantılı tulumba
direct acting instrument n. doğrudan eylemli alet
direct acting load n. direkt yük
direct-acting pump n. doğrudan etkili pompa
direct-acting governor n. mekanik regülatör
double-acting pump n. emme-boşaltma tulumba
double-acting pump n. çift etkili pompa
double-acting piling hammer n. çift etkili şahmerdan
double-acting hammer n. çift etkili çekiç
direct-acting pump n. pistonlu pompa
double-acting compressor n. çift tesirli kompresör
double-acting cutting machine n. çift etkili kesme makinesi
single-acting pump n. tek yönlü tulumba
slow-acting relay n. geciktirme rölesi
indirect acting element n. dolaylı eylemli element
double acting pump n. çift etkili pompa
quick acting regulator n. seri regülatör
single-acting telescopic hydraulic cylinder n. tek etkili teleskopik hidrolik silindir
double-acting hydraulic cylinder n. çift etkili hidrolik silindir
double acting steam hammer n. çift vuruşlu buharlı şahmerdan
double-acting hammer n. çift vuruşlu çekiç
direct acting recording electrical measuring instruments n. doğrudan etkili elektriksel yazıcı ölçme cihazları
direct acting pressure-regulating valve n. direkt etkili basınç ayar vanası
direct acting indicating analogue electrical measuring instrument n. doğrudan harekete geçen analog göstergeli elektriksel ölçü aleti
self-acting gas seal support system n. kendiliğinden harekete geçen gaz sızdırmazlık destek sistemi
pneumatic double acting adj. havalı çift etkili
self-acting adj. otomatik
quadruple-acting adj. dört etkili
double-acting adj. iki yönlü çalışan
self-acting adj. otomatik ayarlı
single-acting adj. tek yönlü
self acting adj. kendi kendine işleyen
double-acting adj. çift etkili
single-acting adj. tek etkili
fast acting adj. çabuk tepkili
fast acting adj. hızlı tepkili
direct acting adj. doğrudan tesirli
quick-acting adj. çabuk etki eden (ilaç, kimyasal madde)
Computer
direct acting instrument n. doğrudan eylemli alet
direct acting instrument n. dolaysız eylemli alet
indirect acting element n. dolaylı eylemli alet
Mechanic
double acting n. çift etkili
direct-acting steam engine n. hareketin kola gerek duyulmadan doğrudan kranka aktarıldığı buhar makinesi
direct-acting steam pump n. buhar pistonu kolunun doğrudan pompa koluna bağlı olduğu buhar pompası
direct-acting adj. doğrudan eylem içeren
direct-acting adj. diğer parçaların müdahalesi olmadan harekete geçen